Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Savaş YUVA

Veri(len)lere Göre Eğitim Seviyemiz

2025 YKS sonuçları açıklandı.
Bu sene yalnızca 44 bin kişi 400 puanı geçebildi.
Milyonlarca öğrenciden sadece 44 bin kişi!

Geçmişe dönük baktığımızda 400 üstü puan alanların sayısı, önceki yıllara göre dramatik bir şekilde düşmektedir.
2023’te 73 bin, 2024’te 74 bin olan sayı 2025’te 44 bine geriledi.

Sayıların Dili Olsa!

İşte 2025 yılının YKS tablosu.
Bu istatistikler sadece bir veri değil, aynı zamanda eğitim sistemimizin çöküşünü tescilleyen resmi bir belge niteliğindedir.

GöstergeDeğer
TYT’ye başvuran2.560.649
TYT’de sınava giren2.351.641
400+ puan alan aday sayısı44.000


Aslında bu üç satırlık tablo bizim eğitim sistemimizin seviyesini açık ve net bir şekilde özetliyor zaten.
Normal şartlar altında yazımı da burada bitirmek isterdim. Ama 7’den 77’ye herkesin bu tabloyu anlaması için yine de her satırı detaylı bir şekilde açıklamak istiyorum.

2 milyon 351 bin öğrenciden yalnızca 44 bini 400 puan alması ne demek peki?
Bu, %1.87 başarı(!) oranı demektir.

Bu %1.87 değerindeki başarı(!) oranı ne demek?
Bu oran aynı zamanda %98.13 başarısızlık oranı demektir.

%98.13 başarısızlık oranı ne demek?
Sınava giren her 100 öğrenciden yalnızca 1 ya da 2’si zar zor 400 puanla geçebilmiş demektir.

Her 100 kişiden yalnızca 1 ya da 2’sinin zar zor 400 puanla geçmesi ne demek?
Bu gerçek anlamıyla eğitim sistemimiz çökmüştür demektir.

Düşünebiliyor musunuz?
1. sınıftan 12. sınıfa kadar toplam 12 yıl boyunca eğitim verilen bir genç, sınav günü geldiğinde bu sistemin %98’i tarafından başarısız ilan ediliyor.

Sıfır Çeken 41 Bin Gencin Suçu Ne?

Bu yıl 41 bin öğrenci sınavda sıfır çekti.
Evet, yanlış duymadınız.
Sıfır!

Bu gençler tembel mi? Hayır!
Bu çocukların zekası geri mi? Kesinlikle hayır!
Peki neden sıfır çekti?
Çünkü sistem onları yıllardır ezberci, testçi, sorgulamayan, araştırmayan, düşünmeyen bir mekanizmanın dişlileri haline getirdi de ondan.
Bu yüzden öğrenci öğrenmedi, öğretmen öğretemedi, müfredat ise zaten karanlıkta fener aramak gibiydi.

Başvurdu, Ama Gitmedi…

Bir diğer çarpıcı tablo ise şu:
209 bin öğrenci başvurduğu halde sınava girmedi.

Neden?
Umudunu kaybettiği için.
Sisteme olan inancı kalmadığı için.

Biliyor ki kazansa bile üniversite mezunu işsizler ordusuna katılacak. Çünkü üniversiteler artık fabrika gibi mezun veriyor; ama üretim yok, kalite yok, gelecek yok…

Gençler, Denek Değil!

Bu ülkede son 20 yılda eğitim sistemi en az 15 kez değişti.

Abartmıyorum!
Açın bakın kayıtlar ortada.

Çoğu zaman yönetimdekler, eğitim sorununa kalıcı çözümlerle değil, kurgulanmış günü kurtarmalık sistemlerle geldi. Müfredatlar defalarca delik deşik edildi. TEOG geldi, geldiği gibi gitti. LGS geldi, döndü dolaştı yine kayıplara karıştı. Baraj kaldırıldı, sonra tekrar tartışıldı. Öğrenciler sınav için değil, sistemin çarkına göre hazırlanıyor sanki.

Eğer bu ülke eğitim, böyle devam ederse, sadece 41 bin kişi değil, yakın gelecekte ülkenin tüm geleceği sıfır çekecek! Biz çocuklarımıza ışık tutamadıkça, karanlık onları yutmaya devam edecek.

Çünkü gelecek sınavla değil, eğitimle kazanılır.

2 milyon 351 bin genç umutla bir sınav salonuna girdi.
Kimi rüyalarla, kimi dualarla…
Kimi yoksulluğun içinden sıyrılıp geleceğe tutunmaya çalıştı, kimi ailesinin beklentisini omzuna yükledi.
Ama sadece 44 bini, sistemin “başarılı” dediği noktaya ulaşabildi.

Evet, sadece %1.87.
Geri kalan %98.13, ne oldu?

Sorumlu kim?

  • Çocuk yaşta sınav stresine maruz kalan, hayalleri test kitaplarına sıkışan bir genç mi?
  • Güncel müfredatlar arasında boğulan, yetiştirilmeyen ama her şeyi yetiştirmesi beklenen bir öğretmen mi?
  • Ek işte çalışıp çocuğuna özel ders alacak bütçeyi denkleştiremeyen bir anne baba mı?
  • Her yıl değişen kurallarla, ezbercilikle, test odaklılığıyla, eşitsizliğiyle boğulan bir eğitim sistemi mi?
  • Yoksa raporlara, istatistiklere bakıp kimin ne hissettiğini görmeyen, sadece rakamlardan ibaret politikalar mı?

Sorumlu kim olursa olsun…

Biz, sorumlunun peşine düşmüyoruz.
Sorumluyu bulup yargılamıyoruz.
Sorumluyu yakalayıp içeri tıkmıyoruz.

Sadece sorumlunun, üstlendiği sorumlulukların farkına varmasını istiyoruz.
Hepsi bu.

Ve biliyoruz ki, bu büyük sessizliğin, bu derin çöküşün içinde sadece birimiz değil, her birimiz varız.

O yüzden sözümüz birimize değil, birbirimize…
Çünkü aslında:
Hepimiz sorumluyuz.

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER