Toplumun ışıkları genellikle yüksek sesle konuşan, ön planda olanlar için yanar. Ama bugün, o ışıkların dışında kalanlardan; görünmeyen kadınlardan bahsetmek istiyorum.
Evet, o kadınlar ki; evde, sokakta, iş yerinde sessizce var olmaya çalışıyor. Kimsenin övgüsünü beklemeden, sadece görevlerini yapıyor. Sesleri kısık, hayalleri büyük ama çoğu zaman söyleyecek sözleri duyulmuyor.
Her gün işe gidip gelen, ev işlerini üstlenen, çocuk büyüten kadınlar…
Ama ne yazık ki hala toplumda ikinci planda sayılıyorlar. Kariyer hedefleri küçümseniyor, fikirleri göz ardı ediliyor. En kötüsü, başarıları kendi sesleriyle değil, başkalarının onaylarıyla ölçülüyor.
Toplum dediğimiz yapının bel kemiği olan kadınlar hala görünmez sayılıyor. Okulda, işte, sokakta… Aynı şehirde yaşasak da kadınların yaşam alanları daraltılıyor, hayalleri küçültülüyor. Kadınların sesi hâlâ “fazla” bulunuyor. Ses çıkaran kadın “aşırı”, fikir beyan eden kadın “hırçın” ilan ediliyor. Oysa gerçek şu ki; bu topraklarda kadınlar hâlâ şiddetle, tacizle ve eşitsizlikle boğuşuyor.
Kadınların hayatı kağıt üstünde “eşit” görünse de pratikte her gün daha zorlaşıyor. Çünkü bu ülkede kadınlar için eşitlik sadece güzel laflar, süslü kampanyalarla sınırlı. Gerçek hayatta kadınlar hâlâ en düşük maaşı alıyor, en küçük hakları gasp ediliyor, en büyük şiddeti yaşıyor.
Peki ne zaman değişecek bu?
Kadınlar ne zaman gerçek anlamda eşit olacak?
Sadece görünmek değil; eşit söz, eşit hak, eşit yaşam talep ediyoruz.
Artık susmaktan, sindirilmekten yorulduk.
Gözümüzün içine baka baka yaşadığımız bu adaletsizliklere “evet” demeyeceğiz.
Unutmayın; bu topraklarda kadınların sesi yükselmedikçe gerçek bir toplumdan söz edemeyiz.
Kadınlar yok sayıldıkça biz hep yarım kalacağız.
Artık susmaktan bıktık, sindirilmekten yorulduk.
Gözümüzün içine baka baka yaşadığımız bu adaletsizliklere “evet” demeyeceğiz.
Unutmayın: Bu topraklarda kadınların sesi yükselmedikçe, gerçek bir toplumdan bahsedemeyiz.
Kadınlar yok sayıldıkça, biz hep yarım kalacağız.

YORUMLAR