Kimse görmüyor, duymuyor ama kadın hep orada.
Sabah gözünü açtığı an başlıyor kadının mesaisi. Kahvaltı, temizlik, çocuklar, yaşlılar, alışveriş… Evdeki herkesin rahatı için kendi rahatından vazgeçiyor. Ama kimse “Kolay gelsin” bile demiyor. Çünkü onun yaptığı işler “normal” kabul ediliyor.
Halbuki yaptığı iş sıradan değil, hayati. Kadın bir evi ayakta tutan görünmez yapıştırıcı gibi. Onun emeği sayesinde çocuklar tertemiz okula gider, eş akşam yemeği hazır bir eve gelir. Ama takdir edilmez, alkışlanmaz, hatta çoğu zaman fark edilmez bile. Bu yükü taşımak ne kolaydır ne de karşılıksız kalmayı hak eder.
Ev hanımı deyip geçmek, en hafif tabirle büyük bir haksızlık. O bir Ev Kraliçesi. Gün içinde yaptığı işler küçük gibi görünse de aslında bir fabrikayı yönetmek kadar karmaşık. Tek fark; ev hanımının bordrosu yok, sigortası yok, izin günü yok. Ve en önemlisi, değeri bilinmiyor.
Kadının emeği görünmez ama hayatı o taşıyor.
Ev işleri hiçbir zaman “sadece ev işi” değildir. Bir kadın evde temizlik yaparken sadece yer silmiyor, aynı zamanda düzen, sağlık ve huzur sağlıyor. Çocukla ilgilenirken sadece oyuncak toplamıyor, bir bireyin geleceğine dokunuyor. Bütün bunlar, günlük hayatta öylesine geçip gidiyor.
Görülmeyen emek, bazen bir sessizlikte gizlidir.
Ve çoğu zaman kadın sadece güçlü olduğu için ayakta kalıyor.
Toplum olarak bu emeği yok saymak, adaletsizliğin en büyüğüdür. Her evde bir kraliçe varsa, ona da hakkını vermek şarttır.
Kraliçeler taç takmaz ama dünyayı ayakta tutar.

YORUMLAR