Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hukuk, Suçlu mu?

Kadına yönelik şiddet haberleri maalesef yine gündemimizde. Her gün bir kadının, bir annenin, bir genç kızın hayatının karartıldığını gözlerimizle “göz göre göre” görüyoruz. Yasal düzenlemeler yapılıyor, kampanyalar düzenleniyor gerçi. Bunlar sevindirici gelişmeler; ama bu korkunç döngü bir türlü kırılmıyor. Bir kadın avukat olarak, bu durumun sadece yasal bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir kriz olduğunu düşünüyorum.

Hukuk, adaleti sağlamak için vardır. Ancak kadına yönelik şiddet davalarında adaletin tecellisi her zaman mümkün olmuyor. Cezaların yetersizliği, yargı süreçlerinin uzunluğu ve en önemlisi, “cezasızlık” algısı, şiddet uygulayanları cesaretlendiriyor. “Ne de olsa bir şey olmaz” düşüncesi, bu korkunç suçların ardındaki en büyük motivasyon kaynaklarından biri haline geliyor. Şiddet mağduru kadınlar, hak arama süreçlerinde yalnız bırakılıyor.

Bu arada kıymetli yazar arkadaşım Savaş YUVA‘nın geçen günlerde kaleme aldığı “Delil Var, Şahit Var; Ama Şikayet Yok!  >> ” adlı yazısında belirttiği gibi, birçok adli olay, adliyelerde o kadar zorlayıcı ve yıpratıcı süreçlerden geçiyor ki, hukuk sistemi mağdurları korumak yerine bazen ikinci kez mağdur etme potansiyeli bile taşıyor. Yazısının her satırında çok önemli tespitler bulunuyor. Bir hukukçu olarak yazısını okurken çok önemli notlar almakla birlikte aynı zamanda adalet sisteminde var olan bu sorunları çözemeyişimizin çaresizliğini de yaşadım. Bu dikkat çekici durumu dile getirdiği ve adalet sisteminin bu kanayan yarasına ışık tuttuğu için bir adalet mensubu olarak kendisine teşekkür ediyorum.

Kadına karşı uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddet, ne yazık ki bazı kesimlerce hala meşru görülebiliyor. Yargı mekanizmasının yanı sıra, toplum olarak da bu zihniyete karşı durmalıyız. “Evin içi” denilerek görmezden gelinen şiddet, aslında hepimizin ortak yarasıdır. Bir kadın sokakta öldürülüyorsa, hepimiz ölürüz.

Peki ne yapmalıyız? Elbette, adalet mekanizmasının süreçlerini hızlandırmak, yasaları daha caydırıcı hale getirmek, faillere hak ettikleri cezaları vermek sadece bir başlangıç. Asıl çözüm, eğitimle ve toplumsal bilinçle gelecek. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren cinsiyet eşitliğini, saygıyı ve sevgiyi aşılamalıyız. Kadınları birey olarak görmeyi, onların da en az erkekler kadar değerli ve hak sahibi olduğunu öğretmeliyiz.

Adaletin gözünün, kadına yönelik şiddet davalarında kapanmasına izin veremeyiz. Bu konuda hem hukuki, hem de toplumsal olarak çok daha cesur adımlar atmalıyız. Unutmayın, adalet herkese eşit davranabildiği ölçüde adalettir. Kadınların güvenle yaşadığı bir dünya inşa edene kadar bu mücadeleden asla vazgeçmemeliyiz.

Adaleti sağlamakla yükümlü olan bir sistemin, en temel hak olan yaşam hakkını koruyamaması en büyük çelişkidir. Bu durumda hukuk, sadece bir dizi kanun maddesinden ibaret kalır ve bu maddeler şiddeti durdurmaya yetmez. İşte tam da bu nedenle, “Gerekli adımlar atılmadığı sürece, kadınları koruyamayan, faillere cesaret veren ve mağdurların çaresizliğine seyirci kalan hukuk, suçludur ve biz hukukçular görevimizi yapmadığımız için suçluyuz.”

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER