Televizyon ekranında önemli bir konu konuşuluyor sandım.
Seyre daldım.
Yine hep aynı nakarat dönüyordu;
Son model stüdyolar.
Parıltılı ışıklar.
Döner deri koltuklar.
Pahalı takımlı uzmanlar.
Yüzlerinde yapmacık bir ciddiyet.
Kasılmış kibirli bir tavır.
Yüksekten atıp tutmalar.
Sözde halkın sorunlarını tartışıyorlar;
Ekmeğini suyunu,
Kredi kartı borcunu,
Elektriğini gazını,
Ev kirasını,
Geçimini,
Umudunu…
Bir süreliğine kulaklarımı tıkadım konuşmalarına…
Sadece yüzlerine baktım…
Bakışlarına odaklandım.
Belli.
Toklar.
Karınları hep tok.
Sırtları hep pek.
Tıka basa yemekten yosunlaşmış boğazları.
Fular ile kapatılmış enseleri.
Bir gün bile aç yatmamışlar.
Kara kışta doğalgaz faturası düşünmemişler.
Market raflarında indirim etiketine bakmamışlar.
Cüzdan açarken elleri hiç titrememiş.
Hayat onlar için bir masal.
Jakuzili rezidanslar,
Geniş odalar.
Lüks makam araçları.
Sadece konuşurlar.
Sabır derler.
Şükür derler.
Akıl verirler.
Toklukla imtihan olmaz bilmezler.
Halkın yangınından haberleri yok.
Aşağıda milyonlar yanıyor.
Çocuklar yatağa aç giriyor.
İşsizler köşe başında bekliyor.
Onlar ise stüdyoda.
Parlak ışıklar altında.
Yüzleri gülüyor.
Kahkahalar atıyorlar.
Artık midemiz bulanıyor bu tabloya.
Bu maskeli riyakarlığa.
Bu ikiyüzlü körlüğe.
Bu rezil sığlığa.
Kim bunlar?
Neyi konuşuyorlar?
Derin yoksulluğu mu?
Halkın derdini mi?
Yoksa birilerinin PR ettiği bir kurguyu mu?
Senaryoları ellerine verilmiş.
Mimikleri ezberletilmiş.
Düzeni parlatmak için kiralanmış modern figüranlar mı?
Göstermelik tartışmalar…
Danışıklı dövüşler…
O yapay gülüşler…
O parıltılı kravatlar…
Modern tiyatro bu.
Halkın aklıyla alay sanatı.
Sorunlar çözülmez.
Gerçekler konuşulmaz.
Sadece zaman öldürülür.
Öfke pompalanır.
Biri siyah der, diğeri beyaz.
Danışıklı dövüş hep.
Çark döner durur.
Ey tuzu kurular…
Milletin sırtına basanlar…
Ezdikleri hayatlarla yükselenler…
Konforu için dünyayı yakanlar…
Bilmelisiniz.
O fildişi kulelerde rahat yok size.
Görmezden geldikleriniz.
Üç maymunu oynadıklarınız.
Halı altına süpürdükleriniz.
Hepsi yazılıyor.
Kaydediliyor.
Tarihe kazınıyor.
Kibirli halleriniz…
Hesabı sorulacak…
Görülecek o gün yakın.
İşte tam burada.
Medya Gözü var.
Gözünü yummaz.
Kalemini satmaz.
Bizim kürsümüz;
Haktır.
Hakikattir.
Halktır.
Sokaktır.
İşçi durağıdır.
Pazar yeridir.
Harman yeridir.
Er meydanıdır.

YORUMLAR