Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Savaş YUVA

Şimdi Değil, Ne Zaman?

Çocukluğumuzda zaman, sonsuz gibiydi. Yaz tatilleri bitmek bilmezdi. Güneşin batışı, oyunlarımızın sonu değil, sadece bir araydı.

Zamanla büyüdükçe, bu sonsuzluk yanılsaması yavaş yavaş kayboldu. Birdenbire takvim yaprakları daha hızlı düşmeye, aylar göz açıp kapayıncaya kadar geçmeye başladı. Yıllar, yılları kovaladı. Bir baktık ki, dün gibi hatırladığımız anılar, aslında yıllar öncesinde kalmış da farkında bile olamamışız.

“Yahu ne ara bu kadar yaşadık?” dediğimiz anlara geldik artık!
Şaka gibi değil mi?

Hepimiz, “Keşke daha çok vakit ayırsaydım” diye hayıflandığımız anlarla dolu bir hayat yaşıyoruz. Sevdiklerimize, kendimize, tutkularımıza…

İş hayatının koşturmacası, dijital dünyanın bitmek bilmeyen bildirimleri, modern yaşamın getirdiği tüm bu karmaşa, ömrümüzden ömür alıyor adeta.

Bazen durup düşününce, aslında ne kadar da anlamsız şeylere zaman ayırdığımızı fark ediyoruz aslında.
Bir türlü bitmeyen iş e-postaları…
Saatlerce telefonda kaybolmalar…
Önemsiz tartışmalar…
Nice gereksizler…

Oysa tüm bu koşturmacanın sonunda, elimizde kalan tek şey, o anı yeniden yaşayamama pişmanlığı oluyor.

İşte tam da bu noktada, hepimizin derinden hissettiği bir soru beliriyor:
Gerçekten neye değer veriyoruz?

Yaşadığımız her anın, aslında bir daha asla geri gelmeyeceğini bilerek mi yaşıyoruz? Yoksa sanki önümüzde sonsuz bir zaman varmış gibi mi hareket ediyoruz?

Zamanın değerini anlamak için kendimize basit bir test yapalım dilerseniz.
Varsayalım ki hayatımızın son günlerini yaşıyoruz. Biri bize “Hayatına ekstra elli yıl hediye ediyorum” deseydi, bu zamanı nasıl değerlendirirdik?

Eminim ki bu elli yılı, onlarca planla, hayallerle ve yapmak istediklerimizle doldururduk. Ertelediğimiz her şeyi öncelik haline getirir, belki yeni bir dil öğrenir, belki dünyayı gezerdik.

Peki, şu an önümüzde duran bunca zamanı neden bu kadar önemsemiyoruz?

O zaman biraz durun!
Ya da zamanı durdurun!

Elbette bu yazımın amacı, sizi daha çok endişelendirmek değil. Aksine, bir an durup nefes almanızı, elinizde kalan en değerli hazineye bir kez daha bakmanızı sağlamak.

Zamanı geri getiremeyiz belki, ama onu nasıl harcadığımızı değiştirebiliriz. Belki de sevdiğimiz birini aramak için ayıracağımız o beş dakika, tüm günümüzü değiştirecek. Belki de bir günbatımını sessizce izlemek, içimizdeki o boşluğu dolduracak.

Zaman, sadece takvimdeki bir sayıdan ibaret değil.
Zaman, yaşadığımız her nefes…
Her gülümseyiş…
Her hissediş…

Ne kadar vaktimiz kaldığını bilmiyoruz. O yüzden, elimizdeki bu kısıtlı hazineyi, gerçekten kıymetli olan şeylere harcamalıyız.
Kendimize…
Sevdiklerimize…
Ve hayatı anlamlı kılan her şeye…

Zira günün sonunda, sadece gerçekten yaşadığımız anlar bize ait olacak.
“Gerisi, sadece bir koşuşturmaca!…”

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER