9.06.2025 tarihinde MEDYAGÖZÜ Gazetemizin ilk sayısında ilk yazımı yazmıştım. O günden bu yana şirketler arası mevzuat işleri, dosyalama, imza, kaşe, kargo, görev planlama, dokümantasyon, resmi işbirliği sözleşmeleri ve protokoller gibi işler yüzünden uzun zamandır yazı yazamamıştım.
Bu sabah gecenin bir yarısı uyandığımda televizyon açık kalmış ve yine gözümün içine içine sokulan İsrail oğullarının zulmü ve Gazze katliamı ile karşılaştım. Artık zaman daralıyor. Çok kısa sürede çok büyük olayların olacağına ama sonunun güzel biteceğine olan hüsnü zannım tam. Elimden gidenlere bakmadan, var olan mevcutlarımızı sımsıkı korumamız gerekiyor.
Evinizdeki beğenmediğiniz sert döşek, hastanedeki yumuşak yataktan çok daha güzeldir. Rızkınızın dar oluşu, nefes darlığı çekmekten çok daha iyidir. Ey Müslüman, şunu bilmemiz gerekir ki, bu dünyadaki malının mülkünün çokluğu, rızkın en alt kademesidir. Rızkın en önemli zirvesi ise sağlıktır ve afiyettir.
Yaşadığımız dünyanın değersiz olmasının en büyük sebebini bilmek ister misiniz? Dinleyin… Bir gün aniden küçük bir baş veya diş ağrısı çektiğinizde, inanın ki sadece beş ya da on dakika bu ağrının muhatabı olduğunuzda, bu sancının bir an önce gitmesi için bütün servetinizden vazgeçersiniz. Yeter ki tekrar eski sağlıklı halinize geri dönün istersiniz. Sizce de öyle olmuyor mu? Öyleyse, bugün uyandığınızda başınız ağrımıyorsa ve bir ağrı kesici veya antibiyotik içmiyorsanız, ağrısız sancısız kahvaltı edebiliyorsanız, bir uzvunuz eksik değilse ve lavaboda ihtiyacınızı kimseye mahrem yerinizi göstermeden giderebiliyorsanız, eğer elleriniz ve kollarınız varsa, iki ayağınızın üstünde Allah’ın yardımıyla yürüyebiliyorsanız, bugün bu dünyadaki en büyük saadet ve mutluluk sizindir.
Bu dünyada gerçek mutlu insan kimdir, size söyleyeyim: Başını sokabilecek bir evi, kendisinden razı olan ve seven bir eşi ve çocuğu, ailesinin bir günlük rızkını kazanan o kişi, mutlu bir kraldır.
Derdim siyaset yapmak değil ama sular gerçekten kaynamaya başladı. Neredeyse iki senedir her gün canlı yayınlarda izlediğimiz Gazze’deki, Filistin’deki olayların adı bir savaş değildir. Bu bir vahşet ve insanlık onurunun tümüyle kırıldığı utanç fay hattıdır. Bu bir gerçek soykırımdır. İki seneye yakın süredir patlayan binlerce bombadan dolayı bu bir doğa kırımıdır. Herkes eliyle, olmuyorsa diliyle, o da yoksa duasıyla, yani gücü nispetinde artık bir şeyler yapmalıdır.
Müslüman olmayan ama onurunu insan olmaya adamış birçok yabancı kişi, gerek yürüyerek, gerek koşarak, gerekse gemileri yüzdürerek hayatları pahasına bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ey Müslüman ülkeler, sizde ve bizde neden bir şey yok? Hayatımda böyle bir dua edeceğim aklıma gelmezdi ki, şu an gemilerle yola çıkan yüzlerce Müslüman olmayan kişilere, “Yarabbi, bunlara son nefeslerinde iman lütfeyle ve bunları da cennetine dahil eyle” diye dua ediyorum.
Bir siyasetçi, bir yazar, bir makam sahibi veya herhangi biri olmadan, sadece insan olarak yazıyorum ve biliyorum ki en aciz benim ama benim de elimden şimdilik bu geliyor. Bunu okuyup zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Vaktinizi boşa aldıysam hakkınızı helal edin. Yok eğer kalbinizde zerre kadar küçük bir yere dokunduysam, küçük bir yorum yazın. Ve bu makaleyi ya aklınızda tutup önünüze gelene anlatın ya da elinizin altındaki küçük bir tuş yardımıyla WhatsApp ve tüm sosyal medyadan insanlık için, Allah için paylaşın. Belki bir farkındalık, belki bir silkelenme veya belki bir uyanışa vesile olursunuz.
Selametle kalın. ÂMİN.

YORUMLAR