Bazı isimler vardır, sadece unvanların gölgesinde yaşamazlar; onlar, dokundukları hayatlarla, dindirdikleri acılarla ve gösterdikleri örnek davranışlarıyla bir şehrin hafızasına, bir insanın duasına kazınırlar. Unvanlar gelir geçer, makamlar değişir; ancak bir insanın ruhunda bıraktığınız o “iyilik” izi, zamanın ötesine kalır.
Bugün sizlere, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin sessiz ama derinden akan şifa pınarlarından birinden; bilgiyi erdemle, akademik dehasını ise eşsiz bir mütevazılıkla harmanlayan kıymetli bir değerimizden bahsetmek istiyorum.
Daha doğrusu kalbe dokunan bir şifa hikayesinden,
Muayene odasında gerçekleşen bir dost sıcaklığından,
Kalp ritmini dostlukla ayarlayan, işinin ehli bir dost, bir bilge insan olan Kardiyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Gökay Taylan‘ dan bahsetmek istiyorum.
Zira öyle anlar vardır ki, bir doktorun odasına sadece bir “kontrol” için girer; fakat oradan bir dostun samimiyeti, bir bilgenin huzuru ve hayatın yükünden arınmış bir gönülle çıkarsınız. Geçtiğimiz gün gerçekleştirdiğim rutin kontrol ziyaretim, benim için tıbbi bir prosedürden öte, kalbe ve ruha dokunan bir yolculuğa dönüştü.
Bazı insanlar vardır; yaptıkları işi sadece bir meslek olarak değil, bir “yaşam sanatı” olarak icra ederler.
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin koridorlarında yankılanan o başarı hikayelerinin, o sessiz mucizelerin ardında; işte bu sanatı en ince ayrıntısıyla, sabırla işleyen kıymetli hekimlerimiz var. Doç. Dr. Gökay Taylan, bu sanatın yaşayan en güzel örneklerinden biri
Hepimiz biliriz ki; hekimlik sadece nabız ölçmek, tahlil yorumlamak ya da bir kağıda reçete karalamak değildir. Asıl hekimlik; hastanın gözündeki o gizli endişeyi daha kelimelere dökülmeden okuyabilmek, ona o sarsılmaz güveni iliklerine kadar hissettirebilmek ve bilimin bazen soğuk gelen yüzünü şefkatle ısıtabilmektir.
İşte Gökay Hocamızın odasına girdiğinizde, o beyaz önlüğün sadece bir kıyafet değil, bir vicdan zırhı olduğunu görüyorsunuz.
O gün, bilimin ışığıyla aydınlanan o mütevazı odada, tıbbın karmaşık terminolojisinden sıyrılıp edebiyatın tesellisine, kitabın sıcaklığına sığındık.
Bir hekimle, kalbin biyolojisini konuşurken aynı zamanda ruhun gıdası olan edebiyat üzerine hasbihal edebilmek… İşte bu, şehrimiz için, bizler için büyük bir lütuf, eşsiz bir zenginliktir. Kendisine takdim ettiğim o kitap, sadece bir hediye değil; bilginin, vefanın ve sanatın önünde eğilen bir gönül selamıydı. Bilimle ısınan, kitapla aydınlanan derin bir sohbetin anıydı.
Müşahede ettim ki; Sayın Taylan Hocamız, sadece bizim kalp ritmimizi değil, şehrimizin sağlık vizyonunu ve insani kalitesini de yukarı taşıyan bir değerdir.
Bu şehre, bu üniversiteye ve her şeyden önemlisi insan onuruna yaraşır sağlık hizmetine kattığı tüm değerler için kendisine bir kez daha teşekkür etmeyi borç biliyorum. Gökay Hocamız gibi değerler var oldukça, içimiz ferah, gönlümüz rahat…
Çünkü biliyoruz ki; sadece kalbimiz değil, geleceğimiz de emin ellerde!…

YORUMLAR