Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hüseyin Murat BİRGİN

Edirne’de Bir Gönül Sohbeti

Hayatın bitmek bilmeyen koşturmacası, modern dünyanın yapay ilişkileri ve her gün sırtımıza binen dünya telaşı arasında, bazen durup soluklanacak bir liman arar insan. Ruhun kuruyan topraklarına can suyu olacak, kalbe huzur üfleyecek bir meclis… Hele ki benim gibi günün her anını medyanın ve teknolojinin o baş döndüren hızı içinde geçiren biriyseniz, bu arayış lüks değil, adeta bir zorunluluk halini alıyor. Gazeteciliğin getirdiği o bitmek bilmeyen gündem takibi, televizyonculuk ve radyoculuğun her saniyesi teknik titizlik isteyen canlı yayın stresleri; diğer yandan ise günümüz dünyasının en dinamik alanlarından olan dijital geri dönüşüm ve yazılım geliştirme sektörünün getirdiği o yoğun mesai… Kodlar, algoritmalar, teknolojik dönüşümler ve sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşı derken; insan bazen ruhunun çok gerilerde kaldığını, dijital dünyanın içinde yorulduğunu hissediyor.

İşte ben, tam da bu mesleki faaliyetlerin getirdiği yoğun zihinsel yorgunluğun ve farkında olunmayan manevi bir boşluğun içindeyken, kendimi Edirne’nin kalbinde, muazzam bir güzelliğin tam ortasında buldum.

Bu güzel yolculuğa vesile olan kişi, mahallemizin nevi şahsına münhasır, varlığıyla komşuluk hukukunu sonuna kadar yaşatan değerli dostum Ahmet Tabakçı’ydı. Onun rehberliğinde ve davetiyle; ekranlardan, bilgisayar kodlarından bir anlığına sıyrılıp bir cuma vakti, akşam namazının hemen ardından adımlarımızı şehrimizin en köklü ve saygın sivil toplum kuruluşlarından biri olan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Edirne Şubesi’ne doğru attık.

Kapıdan içeri adım attığım ilk anı, hafızamın en güzel köşesinde saklayacağım. Uzun yıllardır derneğin şube başkanlığını büyük bir özveriyle yürüten, Edirne’de milli ve manevi değerlerin ihyası için ömrünü gençliğe adamış tanınmış sivil toplum lideri Abdülhamit İriş Bey’in vizyonu ve samimiyeti mekânın her köşesine sinmişti. Bizleri karşılayan o güler yüz, sergilenen içten tevazu ve gösterilen muazzam misafirperverlik, dijital dünyanın o soğuk ve mekanik yapısından sonra ruhuma ilaç gibi geldi; ister istemez beni derinden etkiledi. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş, hani o özlediğimiz eski ve samimi dostluk rüzgârını, AGD çatısı altında yeniden büyük bir ferahlıkla soludum.

O akşam başlayan ve sonraki haftalarda da müdavimi olduğum tefsir dersleri, benim için adeta ruhsal bir şarj olma, bir yenilenme sürecine dönüştü. İlahiyatçı, Doktor Vaiz Celaleddin Alkan hocamızın kürsüdeki duruşu, derin ilmiyle yoğrulan kelimeleri ve hepsinden öte yüreklere doğrudan tesir eden sohbet tadındaki vaazı kelimelerle tarif edilemez. Kur’an-ı Kerim’in ayetleri, Celaleddin Hocamızın o zarif ve hikmetli anlatımıyla hayat buluyor; zihnimizdeki sorulara cevap, teknolojiyle yorulan kalbimizin pasına ise şifa oluyordu. Her cuma, haftanın ve tüm o medya-yazılım dünyasının yorgunluğunu o salonda bırakıp evime tarifsiz bir manevi huzurla döndüm.

Ancak her güzel mevsimin bir sonu, her feyizli buluşmanın bir durağı oluyor. Tam bu manevi iklime alışmış, ruhumu bu berrak pınardan doyasıya beslemeye başlamışken; içimi burkan, beni derinden üzen bir haber aldım. Bu hafta, yani 26 Haziran 2026 Cuma akşamı, o can cana yürüttüğümüz tefsir derslerimiz yaz sezonu tatiline giriyor. Şüphesiz bu ayrılık kalıcı değil, ancak o feyizli ortamdan bir süreliğine de olsa uzak kalacak olmak insana hüzün veriyor.

Şimdi içimde hem bu kıymetli iklimden mahrum kalacak olmanın getirdiği o buruk hüzün var hem de yaz öncesindeki bu son dersi kaçırmayacak olmanın heyecanı… Allah bir mani vermezse o akşam yine aynı adreste, Abdülhamit İriş başkanımızın ve ekibinin samimi ev sahipliğinde, Celaleddin Hocamızın hoş sohbetinde yerimi alacağım. Ahmet komşuma beni bu ortamla tanıştırdığı için bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu satırları sadece kendi iç dünyamdaki pencereleri göstermek için kaleme almadım. Edirne’den tüm dünyaya seslenen bir basın mensubu olarak; benim gibi mesleki koşuşturmacanın içinde kaybolduğunu hisseden, şehrin gürültüsünden sıyrılıp ruhunu dinlendirmek isteyen, ilmin, irfanın ve hasbi muhabbetin sıcaklığını özleyen tüm ilgili ve meraklı dostlara açık bir davette bulunmak istedim. 26 Haziran Cuma akşamı, namazın hemen ardından AGD Edirne Şubesi’ndeki bu son ders kaçmaz. Gelin; ekranları, telefonları, iş telaşlarını bir kenara bırakıp, gelenekselleşen bu güzel meclisin bereketini yaz ayrılığından önce hep birlikte paylaşalım. Gönüllerimizi aynı huzur, aynı dua ve aynı samimiyetle doldurmak adına, cuma akşamı orada buluşalım.

Vesselam… Selametle kalın.

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER