Yıl:2001, Karacabey-Bandırma Yolu
Sakarya Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü’nde yıllarca beraber çalıştığımız arkadaşımız Prof. Dr. Kerim Özdemir, dönemin 28 Şubat rejimi Rektörü tarafından kadro verilmediği için Sakarya’dan ayrılmış ve Balıkesir Üniversitesi Bandırma İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne gitmişti. Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Harun Taşkın (kendisine rahmet diliyorum) ile bir hafta sonu kendisini ziyaret etmeye karar verdik.
Bursa’yı geçip Karacabey merkezinde bir tur attıktan sonra ana yola çıktık. Yolun yokuş haline geldiği ve sollama yasağının da başladığı bir kesimine geldik. Yol sakin ancak sollama yasağı var… Önümde bir kamyon gidiyor ama yükü ağır… Araba kullananlar çok iyi bilirler, bu gibi durumlarda insan çok sabırsız olur. Genellikle de kazalar bu sabırsızlığın sonunda olur. Bunu çok iyi biliyorum da… Kamyonu bir süre takip edip karşıdan gelen olmadığından emin olduğum bir anda sollama yasağını ihlal ettim. Sağ şeride geçtiğim anda karşıma Trafik polisi çıktı ve “sağa yanaş” işareti yaptı. Sollamayı nasıl yaptım, bilmiyorum ama her halde usulüne (!) uygun yapmamış olmalıyım ki polis memuru, ehliyet ve ruhsatı aldıktan sonra:
— Beyefendi ne biçim sollama yapıyorsun? Dedi.
Ben de arabadan inip:
— Ne biçim solladım memur bey? Ben bir problem görmedim. Gerçi belirttiğiniz gibi solladım ama… Bakın, arabada oturan kişi Sakarya Üniversitesi’nde Profesör… Ben onun şoförüyüm. Hoca’yı Bandırma’ya bir görüşmeye götürüyorum. Biraz geciktik. Daha fazla gecikmemek için de mecburen sollama yaptım. Kusura bakmayın…
Polis memuru arabanın yanına gelerek Harun Hoca’ya dedi ki:
— Beyefendi, siz hiç radyo dinlemiyor, televizyon seyretmiyor musunuz? Bursa-Karacabey civarında sık sık trafik kazası olur, etraf kan gölüne döner? Lütfen biraz daha itina gösteriniz. Sürücünüzü aracı daha dikkatli kullanması için uyarınız. Buyurun evrakınızı alın ve gidin… Lütfen…
Ne dersiniz:
Doğru bir iş yaptım mı?
Gerçi yalan söylemedim.
Görüşmeye gittiğimiz gerçek.
Ayrıca ben, Harun Hoca’nın yıllardır şoförlüğünü yapıyorum.
Gerçekten de onu ben götürdüğüme göre onun şoförü olmuyor muyum?
O, hocadır ve arabası da vardır ama araba kullanmaz…
Ağır adamların hali de başka oluyor…
Bu vesile ile ötelere yolcu ettiğimiz Harun taşkın Hoca’ya bir defa daha rahmet diliyorum.

YORUMLAR