Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Savaş YUVA

Yalnız Gece Şahitti!

Gece yarısı…

Şehir yavaş yavaş
sessizleşir.

Gündüzün kalabalığı
çekilir.

Arabalar azalır.

Dükkanlar kapanır.

Sokaklar boşalır.

Ama şehir tamamen
uyumaz.

Sadece sesini
değiştirir.

Gündüz duyulmayan
sesler ortaya çıkar.

Bir köpek havlar
uzaktan.

Bir araba geçer
ıslak asfalttan.

Bir apartmanın
penceresi kapanır.

Bir başka evde
ışık hala yanmaktadır.

O ışığın arkasında
bir hayat vardır.

Belki ders çalışan
bir öğrenci…

Belki gece vardiyasından
dönen bir işçi…

Belki çocuğunu
bekleyen bir anne…

Belki uyuyamayan
yaşlı bir adam…

Belki de kimseye
anlatamadığı
düşüncelerle baş başa
kalmış bir insan…

Gündüz telefonlar
çalar.

Mesajlar gelir.

İnsanlar konuşur.

İşler yapılır.

Koşturmaca devam eder.

Gece olduğunda
bütün bunlar yavaşlar.

Ve insan,
kendi sesini duymaya
başlar.

Belki de bazı
insanlar bu yüzden
geceden korkar.

Sessizlikten değil…

Kendi sesinden,

Kendi düşüncelerinden.

Bir hastanenin
ışıkları hiçbir zaman
tamamen sönmez.

Gece boyunca
koridorlarda insanlar
yürür.

Hemşireler görev
başındadır.

Doktorlar bekler.

Bir odada bir hasta
uyumaya çalışır.

Başka bir odada
yakını onun elini
tutar.

Bir taksi şoförü
gece boyunca
yollardadır.

Direksiyon başında
şehir ışıklarını
izler.

Bir yolcu biner.

“Nereye?”

diye sorar.

Belki birkaç dakika
sonra iner.

Ama şoför,
o gecenin içinde
kaç farklı hayatın
hikayesini taşır.

Bir fırının ışıkları
yanmaktadır.

Çünkü sabahın
ekmeği geceden
hazırlanır.

Hamur yoğrulur.

Tezgah hazırlanır.

Fırın ısınır.

Şehir daha uyanmadan
birileri çalışmaya
başlamıştır.

Sabah sofralarımıza
gelen ekmeğin
hikayesi,

belki de biz uyurken
başlamıştır.

Bir temizlik işçisi
sokağı süpürür.

Gündüz insanlar
üzerinden geçtiği
yolları,
gece birileri
temizlemektedir.

Çöpler toplanır.

Kaldırımlar süpürülür.

Sokaklar yeniden
güne hazırlanır.

Şehir kendi kendine
temizlenmez.

Birileri,
biz uyurken
çalışır.

Bir güvenlik görevlisi
bir binanın girişinde
oturur.

Saatine bakar.

Gece uzundur.

Belki üşür.

Belki uykusu gelir.

Ama görevini bırakmaz.

Çünkü sabah olduğunda
herkes güvenli bir
şehre uyanmalıdır.

Şehrin gece
vardiyasında çalışanları
vardır.

Onların mesaisi,
bizim uykumuzdur.

Bir otobüs,
gece sessizliğinde
caddeden geçer.

İçinde birkaç kişi
vardır.

Herkes kendi
düşüncesine dalmıştır.

Kimse kimseyle
konuşmaz.

Ama hepsi aynı
yolculuğun içindedir.

Hayat da biraz
böyle değil mi?

Aynı şehirde,
aynı caddelerde,
aynı havayı soluyoruz.

Ama herkesin
gittiği yer farklı.

Herkesin yükü farklı.

Herkesin hikayesi
farklı.

Bir apartmanın
üst katında genç
bir adam pencerenin
önünde durmaktadır.

Telefonuna bakar.

Bir mesaj bekler.

Gelmez.

Tekrar bakar.

Yine gelmez.

Sonra telefonu
masaya bırakır.

Gider

Başka bir apartmanda
bir kadın eski
fotoğraflara
bakmaktadır.

Bir zamanlar
kalabalık olan aile
sofrası artık daha
sessizdir.

Fotoğraflarda herkes
gençtir.

Şimdi bazıları
uzaktadır.

Bazıları yaşlanmıştır.

Bazıları artık
yoktur.

Gece,
insanın geçmişini
daha kolay hatırladığı
zamandır.

Bir çocuk yatağında
uyumaktadır.

Oyuncakları
yanındadır.

Odası sessizdir.

Koridordan hafif
bir ışık sızmaktadır.

Anne babası
çocuğun uyuduğundan
emin olmak için
kapısını bir kez
daha kontrol eder.

—-

Sonra kapıyı
sessizce kapatırlar.

Çocuk büyüyecektir.

Bugün küçük olan
eller,
bir gün büyüyecek.

Bir gün o odadan
çıkıp kendi hayatını
kuracak.

Saat ilerler.

Bir…

İki…

Üç…

Dört…

Şehir hala
uyumaktadır.

Ama bazı pencereler
hala aydınlıktır.

O pencerelerin
her birinde başka
bir hikaye vardır.

Birinin içinde
umut vardır.

Birinin içinde
endişe…

Birinde mutluluk…

Birinde yalnızlık…

Birinde bekleyiş…

Birinde dua…

Gece bunu
daha iyi öğretir.

Ama her pencerenin
arkasında bir insan
vardır.

Bir anne…

Bir baba…

Bir çocuk…

Bir genç…

Bir yaşlı…

Bir çalışan…

Bir hasta…

Bir bekleyen…

Bir umut eden…

Şehir aslında
binalardan oluşmaz.

İnsanlardan oluşur.

Sabah olduğunda
her şey yeniden
başlayacaktır.

Fırınlar açılacak.

Servisler çıkacak.

Otobüsler dolacak.

Okullar başlayacak.

İnsanlar işe gidecek.

Sokaklar kalabalıklaşacak.

Kimse gece boyunca
çalışanları
hatırlamayacak belki.

Ama şehir,
onların emeğiyle
uyanacaktır.

Güneş doğarken
bir temizlik işçisi
son sokağı
süpürüyor olabilir.

Bir fırıncı ilk
ekmekleri çıkarıyor
olabilir.

Bir hemşire
nöbetini devrediyor
olabilir.

Bir taksici
evine dönüyor
olabilir.

Bir güvenlik görevlisi
ilk çayını içiyor
olabilir.

Ve biz,
yeni güne
uyanıyoruz.

Çünkü biz uyurken
hayat durmadı.

Birileri çalıştı.

Birileri bekledi.

Birileri nöbet tuttu.

Birileri dua etti.

Birileri mücadele etti.

Şehir uyurken bile
hayat devam etti.

Gece yarısı
sokağa çıkıp
etrafınıza bir kez
daha bakın.

Sokak lambasına…

Boş caddeye…

Sessiz apartmanlara…

Uzakta görünen
ışıklara…

Göremediğiniz her şeye…

Sonra düşünün:

Bu şehirde,
şu anda benim gibi
kaç insan uyanık?

Kaç kişi bir şey
bekliyor?

Kaç kişi bir kararın
eşiğinde?

Kaç kişi yarın için
umut ediyor?

Kaç kişi geçmişte
kalmış birini
özlüyor?

Kaç kişi yeni bir
hayata başlamak için
cesaret topluyor?

Ve belki de hayatın
en güzel tarafı budur:

Aynı gecenin
altında,

aynı gökyüzüne
bakarak,

birbirimizi hiç
tanımadan,

aynı dünyada
yaşamaya devam
ederiz.

Gökyüzü aydınlanır.

İlk kuşlar ötmeye
başlar.

Bir dükkanın
kepengi açılır.

Bir fırından ekmek
kokusu gelir.

Bir servis aracı
yola çıkar.

Şehir yeniden
konuşmaya başlar.

Gece biter.

Ama gece boyunca
yaşanan hikayeler
bitmez.

Onlar insanların
içinde kalır.

Belki bu yüzden
bir daha gece
pencereden dışarı
baktığınızda,

sadece boş bir
sokak görmeyin.

Bir hayat görün.

Bir emek görün.

Bir bekleyiş görün.

Bir umut görün.

Çünkü şehir,
sadece gündüzleri
yaşamaz.

Şehir, insanlar
uyurken de nefes alır.

Ve belki de gecenin
en büyük sırrı şudur:

Herkes uyuyor gibi
görünürken,
hayatın en gerçek
hikayeleri sessizce
yazılmaya devam eder.

Ve yalnız gece şahitlik eder;
Tüm bu olup bitenlere…

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER