Zamansız gidişler karşısında insan hiç çaresiz kalmak ister mi? Gün gelir; birkaç saat önce birlikte vakit geçirdiğiniz, güldüğünüz, eğlendiğiniz bir insanın ya da bir canlının biraz sonra bu dünyaya veda edeceğini bilsek, nasıl davranırdık acaba? Surat asar mıydık? Kötü davranır mıydık? Ona kendisini değersiz hissettirir miydik?
Keşkelerin gölgesinde yaşamaktansa, her anımızı son demlerimizmiş gibi yaşasak; daha hoşgörülü, daha sevimli, daha uyumlu olmaz mıyız? Pişmanlıklar yakamızı bırakmaz mı? Hak edişleri sahiplerine teslim etsek, hislerimizi dile getirsek, maskelerimizi bir kenara atsak daha saygın biri olmaz mıyız?
Hayatın her alanında, tüm ilişkilerimizde; “ya yarın yoksak” ya da “yarın karşımızdakinin olmayabileceği” ihtimalini göz ardı etmesek daha empati sahibi olmaz mıyız? Suç oranlarında ciddi bir azalma görmez miyiz?
Ailemizde, trafikte, sokakta, ikili ilişkilerde, sosyal çevremizde, sosyal medyada… Yarının gerçekten yarın olduğunu, şu anın ise “anı yaşadığımız zaman” olduğunu unutmasak daha “İNSAN” olmaz mıyız?

YORUMLAR