SİYASET HALKTAN KOPTU MU?
Türkiye’de siyaset artık milletin sorunlarını çözmekten çok, kendi içinde güç savaşı veren yapıların arenasına dönüşmüş durumda. Sokakta vatandaş geçim derdiyle mücadele ederken, siyasetin büyük bölümü hâlâ koltuk hesapları, algı çalışmaları ve birbirine karşı yürütülen siyasi operasyonlarla meşgul. Milletin yaşadığı gerçeklerle siyasetin konuştuğu gündem arasında her geçen gün daha büyük bir kopuş yaşanıyor.
Bugün vatandaş pazarda eksik fileyi hesaplıyor, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyor, emekli yaşam mücadelesi veriyor, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak Ankara’da hâlâ milletin değil, siyasi çıkar gruplarının sesi daha yüksek çıkıyor. İktidar eleştiriyi tehdit olarak görmeye devam ederken, muhalefetin önemli bir kısmı da sadece tepki siyaseti üretmekle yetiniyor. Çözüm üretmesi gereken siyaset kurumu, toplumu yoran bir kavga düzenine dönüşüyor.
Daha vahim olan ise; yıllarca “ahlak”, “maneviyat”, “dürüst siyaset” ve “temiz yönetim” söylemleriyle ortaya çıkan bazı yapıların, kısa süre içerisinde eleştirdikleri düzenin benzeri hâline gelmesidir. Özellikle 2019 yılından sonra umut, değişim ve temiz siyaset iddiasıyla ortaya çıkan çevrelerin; bugün makam hesapları, iç çekişmeler ve siyasi menfaat tartışmalarıyla gündeme gelmesi, toplumda ciddi bir güven kırılması oluşturmuştur.
Özellikle geçtiğimiz belediye seçimleri sürecinde kamuoyuna yansıyan 25 milyon dolarlık para ilişkileri ve siyasi pazarlık iddiaları, milletin vicdanında derin bir sorgulamaya neden olmuştur. Dün kürsülerden ahlak ve maneviyat dersi veren bazı isimlerin bugün para, güç ve çıkar ilişkileriyle anılması; toplumun siyasete olan güvenini daha da zedelemiştir. İnsanlar artık sadece ne söylendiğine değil, kimin ne yaptığına bakmaktadır.
Çünkü bu millet artık slogan duymak istemiyor. Vatandaş samimiyet görmek istiyor. Dürüstlük nutuklarla değil, makam karşısındaki tavırla ortaya çıkar. Maneviyat ise seçim meydanlarında kullanılan bir propaganda malzemesi değil, insanın karakterinde taşıdığı bir değerdir.
Bugün Türkiye’de sorun yalnızca ekonomi değildir. Asıl sorun; millet adına konuşup milletin gerçeklerinden uzak yaşayan bir siyaset anlayışının giderek normalleşmesidir. Dün kibri eleştirenlerin bugün eleştiriye tahammül edememesi, dün liyakat diyenlerin bugün yakın çevre düzeni kurması, halkın siyasete olan inancını tüketmektedir.
Siyaset makam kazanma yarışı değil, millete hizmet etme sorumluluğudur. Ancak bugün birçok siyasi yapı, halkın yükünü hafifletmek yerine kendi siyasi geleceğini kurtarma telaşı içerisindedir. Toplumun beklentisi ise çok nettir: Daha dürüst, daha şeffaf, daha hesap verebilir bir siyaset anlayışı.
Çünkü halk artık şunu açıkça görüyor:
Siyaset, millete yaklaştığını söyledikçe halktan biraz daha uzaklaşıyor.
Selam ve Dua İle

YORUMLAR