Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Savaş YUVA

Ham Hayat!

Bir köy evindeyiz.

Şehirden uzak.
Kerpiç ve ahşap.
Yaşanmışlık kokan duvarlar.
Gıcırdayan tahta bir zemin.

Kapısında asma kilit yok.
Güvenlik yok.
Kamera yok.
Kayıt yok.
Sınır yok.
Yasak yok.
Göz alabildiğine hürriyet.

Toprağa basıyoruz.
Çıplak ayakla.
Doğayla gerçek bir temas.
Topraklanma seansı.
Yağmur yeni dinmiş.
O eşsiz, tarifsiz toprak kokusu.

Renk paleti tek.
Ama en zengini.
Doğa yeşili.
Her renkte,
Her tonda,
Her dokuda.
Yapraklarda.
Otlarda.
Dağ yamaçlarında.
Göz yormayan bir şölen.

Raf yok.
Vitrin yok.
Reklam yok.
Ambalaj yok.
Barkod yok.
Kasa yok.
Ödeme yok.
Doğadan insana;
Her şey  ikram…

Sofra hazır!
Menü yok.
Servis yok.
Garson yok.
Şef yok.
Beklemek yok.
Ne istersen var;
Toprak ananın sofrasında.

Uzan.
Kopar.
Isır.
Tadına bak.
Doya doya.

Su kendi kaynağında.
Çatlatırcasına soğuk.
Buzul tadında.
Ayna gibi berrak.
Al avucuna.
Yüzüne çarp.
Zihnin uyansın.
Gerçek arınma bu.

Sıfır gürültü.
Doğanın kendi senfonisi var.
Kuşlar tam senkron.
Notalar kayıpsız.
Besteleri benzersiz.
Ritim ağaçlarda.
Rüzgar usta bir şef.
Yapraklar devasa bir koro.

Bir kelebek geçiyor.
Hiç acelesi yok.
Bize ders verircesine.
Kanatlarında tarifsiz bir özgürlük.
Havada çizdiği zarif bir figür.

Saatler durmuş.
Takvim yaprakları anlamsız.
Plan yok.
Ajanda boş.
Güneşle kalk.
Yıldızla uyu.
Boy aynası yok.
Poz vermek yok.
Kravat yok.
Kıyafetler serbest.
Saçlar rüzgara emanet.
Kimse kime nasıl göründüğünü umursamıyor.
Kendin olmak en rahat giysi.

Gün batımı.
Karanlık zifiri.
Ama kör edici değil.
Gökyüzünde şölen.
Milyonlarca yıldız.
Elle tutulacak kadar yakın.
Samanyolu tam tepemizde.

Avuçta balta sapı.
Kaslar gergin.
Nefes ritmik.
Odun ikiye yarılır.
Gerçek efor.
Bedenin kendi gücüne uyanışı.

Kibrit çakılıyor.
Çıra tutuşuyor.
Kuru meşe odunları çatlıyor.
Kıvılcımlar dans ediyor.
Közün kızıllığı.
Yüzümüze vuran o kadim sıcaklık.
Duman kokusu genzimizde.
İzlediğimiz tek manzara ateş.

Ekran yok.
Bildirim yok.
Sinyal aranmıyor.
Bağlantı tamamen kopmuş.
Bir bağlantı hatası değil bu.
Bilinçli kopuş.
Dünya çevrimdışı.

Semaver tütüyor.
Çaydanlık isli.
Bardaklar ince belli.
Çay kan kırmızı.
Yudumlar yavaş.
Sohbet derin.
Sadece hayat var masada.

El feneri dahi yok.
Sadece ay ışığının cılız aydınlığı.
Ağaçların devasa silüetleri arasından yürüyoruz gece vakti.
Uzaklardan bir baykuşun sesi duyuluyor.
Korku yok, sadece derin bir hürmet.
Doğanın gece vardiyasına sessiz bir tanıklık.

Bir an susuyoruz.
Kulak kesiliyoruz.
Sessizliğin bir hacmi var burada.
Kalp atışımızı duyuyoruz.
Kanın damarlardaki akışını.
Dışarısı sustukça, içerisi netleşiyor.
Kendi iç sesimizle yüzleşiyoruz.

Gece çöküyor.
Yastık yün.
Yorgan ağır.
Deliksiz bir uyku.
Kabussuz, sayıklamasız.
Sabaha yeniden doğmuş gibi.

Sabah ayazı.
Otların üzeri ıslak.
Gece çiği düşmüş.
Örümcek ağlarında kristal damlalar.
Güneşin ilk ışıklarıyla parlıyorlar.
Milyonlarca minik elmas.
Kısa ömürlü, kusursuz sanat.

Kangal kapıda yatıyor.
Gözleri yarı açık.
Güven abidesi.
Uzaklardan bir koyun zili.
Çıngırak sesi yamaçta yankılanıyor.
Horoz vakitsiz ötüyor.
Alarm sesi değil, yaşam belirtisi.

Rüzgar yön değiştiriyor;
Dağ kekiği.
Yabani nane.
Çam reçinesi.
Burnumuza dolan keskin bir iksir.

Yol asfalt değil.
Tozlu bir patika.
Taşlı, engebeli.
Düz gitmek yok.
Adımlara dikkat etmek gerek.
Her adım bir karar.
Her adım bir keşif.

Aşağıda bir dere akıyor.
Kayalara çarpa çarpa.
Köpük köpük.
Asi, yorulmaz, özgür.
Suyun ninnisi bu.
Hiç durmuyor.
Gece gündüz aynı ritim.

Kuzine yanıyor.
Fırından sıcak ekmek çıkıyor.
Mayası tutmuş.
Kabuğu çıtır çıtır.
Bıçak değmez buna.
Elle koparılır.
Dumanı üstünde.

Binalar ufku kesmiyor.
Beton bariyerler yok.
Göz alabildiğine dağ.
Göz alabildiğine gök.
Mesafe algımız değişti.
Uzaklar yakınlaştı.
Görme sınırı limitsiz.

Saksı çiçekleri yok burada.
Yapay peyzaj mimarisi yok.
Toprak ne verirse o.
Yabani otlar, dikenler, sarmaşıklar.
Sarı, mor, isimsiz narin çiçekler.
Kendi başlarına buyruk.
Asi ve güzel.

Burada kalmak istiyor insan.
Kök salmak.
Toprağa karışmak.
Özüne dönmek.

Gelecek kaygısı yok.
Geçmişin yükü erimiş.
Yargılayan gözler yok.
Beğenilme çabası yok.
Onaylanma derdi yok

Zorunluluklardan uzak.
Eski kimlikleri bırakıp.
Görevleri unutup.
Sadece nefes almak.
Özgürleşmek.
Özleşmek.

Her şey tam kararında.
Fazlasına gerek yok.
Eksilen hiçbir şey yok.
Koca bir dünya burası.
Ufku sınırsız.
Zamanı süresiz.
Özgürlüğü sonsuz.

Mümkünmüş demek.
Başka bir hayat.
Uzaklarda aramadan.
Kendinden kaçmadan.
Sessizce büyümek.
Kabuğunu kırmak.
Yüzünü güneşe dönmek.
Yeniden doğmak.
Yeniden başlamak.

Her şey doğal akışında;
Beklemek yok.
Bekleyen yok.
Bekleten yok.
Beklenti yok.

Sıfır müdahale.
Olduğu gibi.
Olması gerektiği gibi.
Neyse o.

Süssüz.
Dekorsuz.
Filtresiz.
Katıksız.

Doğal.
Duru.
Saf.

Ham.

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER