Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmed Mikdat GÜNEŞ

Ve Sela Okunur…

“Doğduğunda ezan, öldüğünde sela okunur” derler.
Ne kadar sade, ne kadar derin bir söz…

İnsanın dünya yolculuğu, aslında iki ses arasında geçer. Biri kulağına okunan ezan, diğeri ardından okunan sela. Aradaki zaman ise bize verilmiş bir emanettir. Kimi bu emaneti hayırla, güzellikle ve iz bırakarak taşır; kimi de dünyanın telaşında kendini unutur gider.

Bizim kültürümüzde sela, sadece bir vefat duyurusu değildir. Minarelerden yükselen o ses, bir insanın ebedî yolculuğa uğurlandığını haber verirken, geride kalanlara da derin bir hakikati hatırlatır: Dünya fanidir, ömür sınırlıdır, ölüm herkes içindir.
Bir sela okunduğunda mahallede hayat bir anlığına durur. İnsanlar başını kaldırır, kulak kesilir. “Kim vefat etmiş?” diye sorulur. Ardından komşuluk, dostluk, akrabalık ve kardeşlik devreye girer. Cenazeye katılmak, acılı ailenin yanında bulunmak, bir Fatiha okumak, bir omuz vermek için insanlar harekete geçer.
İşte bu yönüyle sela, sadece cami minarelerinden yükselen bir ses değil; aynı zamanda merhametin, dayanışmanın ve toplum olma bilincinin en zarif çağrılarından biridir.

Başkentimizin Çankaya ilçesinde, Ehlibeyt Mahallesi’nde bulunan Ehlibeyt Camii’nde görev yapan muhterem imamımız Raşit Erol Bey’in vakur ve etkileyici sesiyle okuduğu selalar da bizleri her defasında derinden duygulandırmaktadır. O ses, yalnızca bir vefatı haber vermez; insanın içine işleyen sessiz bir ikaz gibi kalbe dokunur.

Çünkü insan çoğu zaman dünyanın koşuşturmasına kapılır. Günlük hesaplar, bitmeyen işler, geçici hırslar ve küçük telaşlar arasında asıl hakikati unutur. Oysa Kur’an-ı Kerim’in beyanı açıktır:

“Her nefis ölümü tadacaktır.”

Bu ayeti hepimiz biliriz.
Fakat bilmek başka, idrak etmek başkadır. Sela sesi yükseldiğinde insan, kendi faniliğiyle bir kez daha yüzleşir. Bugün bir başkası için okunan selanın, yarın bizim için de okunabileceğini hatırlar.
Bu yüzden sela, yalnızca vefat edenin ardından yapılan bir duyuru değildir. Yaşayanlara da yapılan manevi bir çağrıdır.

İnsana, “Kendine gel, hayat geçiyor, ölüm yakın, ahiret gerçek” diyen derin bir hatırlatmadır.
Bugün mahallelerimizde, camilerimizde ve minarelerimizde yaşatılan bu güzel gelenek; toplumsal bağlarımızı diri tutan, insanları acıda buluşturan ve kardeşlik hukukunu hatırlatan kıymetli bir değerdir. Bu değeri vakar içinde sürdüren imamlarımız ve din görevlilerimiz de toplumun manevi hayatında önemli bir yere sahiptir.

Ehlibeyt Camii İmamızın ve birçok imamızın içten okudukları etkileyici sesleriyle, bize aynı hakikati yeniden hatırlatıyor:
Bu dünya kalıcı değildir.
Her gelen gider.
Her nefes emanettir.
Ve vakti geldiğinde hepimiz için bir sela okunur.
O hâlde asıl mesele, sela okunmadan önce nasıl yaşadığımızdır. Ardımızda güzel bir isim, temiz bir hatıra, hayırla anılacak bir ömür ve dua ile yâd edilecek bir iz bırakabiliyor muyuz?

İnsanın dünyadaki en büyük imtihanlarından biri de budur.
Çünkü gün gelir defter kapanır, sesler susar, kalabalıklar dağılır.
Ve sela okunur…

Kalemin sorumluluğu, hakikatin yükünü taşımaktır.

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER