Yıl: 1976…
Konya Ereğli…
Aksaray.
Askerlik hizmetimi bitirmiş, Ankara’da bulunan Sümerbank Genel Müdürlüğü’ne müracaat ederek mecburi hizmetimi tamamlamak üzere görev talep etmiştim. Beni, Konya Ereğli’sine Sümerbank Basma Sanayi Müessesesi Ticaret Müdürlüğü’nde Ticaret Baş Memuru olarak atadılar. Ben de, bir başka yerin benim için daha iyi olacağını, bu yüzden Ereğli’ye gitmek istemediğimi ifade ettim.Zamanın Personel Genel Müdürü İhsan Kelekçi bana, Ereğli’ye gidip, askerlik öncesi çalıştığım Kayseri Sümerbank Pamuklu Sanayi Müessesi’de Planlama Müdürü iken tanıdığım Ereğli Fabrikası Müdürü Ahmet Balcıoğlu ile görüşmemi, eğer onu ikna edebilirsem, bir başka yere tayin yapabileceklerini ifade etti. Ben de Müdür Bey ile görüşmek üzere Ereğli’ye gittim. Terslik bu ya… Müdür Ahmet Balcıoğlu o gün Ankara’ya gitmiş. Görüşemedik. Şimdiki gibi hemen haberleşme imkânı yok… Sonradan Sakarya’lı olduğunu öğrendiğim, akademik hayata geçtikten sonra da Sümerbank Yarımca Toprak Sanayi Müessesesi Müdürü iken ziyaret ettiğim, kendisini her vesile ile minnet ve saygı ile andığım, Fabrikada Müdür Yardımcısı İsmet Özbay ile görüştüm. Bana o kadar iyi ve içten davrandı, o kadar samimi ve candan bir ilgi gösterdi ki ikna olup, tayin talebimi geri alarak Ereğli’de çalışmaya karar verdim.
Ramazan günleri… Günler sıcak ve uzun… Ankara’ya dönecek ve “görev yerimi değiştirme talebimden vazgeçtim, tayinimi Ereğli’ye yapın!” diyeceğim. Ereğli’den Ankara’ya o saatlerde otobüs yok… Adana-Ankara yoluna çıktık. Saatlerce beklememe rağmen beni alan otobüs olmadı. Vakit ikindiyi geçti ve nihayet güneydoğudan gelen bir otobüse bindim… İftara 40 dakika var ve otobüs Aksaray’da bir tesiste yarım saat mola verdi. İçimden çok kızdım. “Ne olur be adam! Zalim herif… Sen oruç tutmayabilirsin ama hiç değilse tutanlara birazcık olsun saygı göstersen ölür müsün? Yarım saat daha gitsen de uygun bir tesiste mola versen, oruçlu olan insanlar da rahat rahat iftar etseler ne kaybedersin ki?” diye de içimden geçirdim. Otobüsün mola süresini doldurmasını beklerken, tesis önündeki satıcılardan tost, içecek ve bazı yiyecek maddeleri aldım. İçimden iftarı “yolda otobüste açarım” dedim. İftara 5 dakika kala anons yapıldı ve otobüsteki koltuklarımıza yerleştik. Ezanlar duyulmaya başladı ama bizim otobüste hareket yok…
“Neden duruyoruz?” diye sorulduğunda arabanın lastiğinin patladığını, dolayısıyla değiştirinceye kadar tekrar inebileceğimizi belirttiler. Lastik değiştirme operasyonu esnasında beklediğimiz süre bir saat kadar oldu…
Ne garip değil mi?

YORUMLAR