Üç Temmuz tarihi itibarıyla, yirmi madde, iki geçici madde ve üç farklı kanunda değişiklik içeren Türkiye’nin ilk İklim Kanunu, TBMM’de kabul edildi. Sosyal medya hesabından kanunun içeriğine ilişkin paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Ülkemizin ilk İklim Kanunu Gazi Meclis’imizde milletvekillerimizin oylarıyla kabul edildi. Cumhurbaşkanımızın tüm dünyaya ilan ettiği, 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefinin en kritik eşiği olan bu kanunla; birçok yeni teknolojiyi geliştirme konusunda hiçbir ülkenin tesirinde kalmadan daha özgür bir araştırma-geliştirme ortamı sağlayacağız. Hem ticarette, sanayide, üretimde en güçlü şekilde en güçlü noktaya koşacağız hem de memleketimizi her türlü çevre felaketinden ve iklim krizinin getirdiği olumsuz etkilerden koruyacağız.” mesajını verdi.
Kanunda, İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görev ve sorumlulukları belirlendi. Kurumlar arası koordinasyon, faaliyetler ve standartlar Başkanlıkça belirlenecek. Başkanlık; sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerine ilişkin ilerlemeleri izleyecek. Karbon fiyatlandırmasına ilişkin piyasaya dayalı mekanizmaları düzenlemek de Başkanlığın yetkisinde olacak. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Başkanlık tarafından kurulacak ve bu kapsamda tahsisatların dağıtımı yapılacak. ETS kapsamında, esasları yönetmelikle belirlenen doğrudan sera gazı emisyonlarına neden olan faaliyetleri yürüten işletmelerin bu faaliyetleri gerçekleştirebilmesi için İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan sera gazı emisyon izni alması zorunlu olacak.
Bunlara istinaden aşağıdaki başlıklar altında kararlar alındı:
- Ulusal ve yerel eylem planları hazırlanacak.
- İklim değişikliği il koordinasyon kurulları kurulacak.
- Yerel planlar vali başkanlığında hazırlanacak.
- Türkiye yeşil taksonomisi kurulacak.
- Sınırlarda karbon düzenleme mekanizması kurulacak.
- Karbon Piyasa Kurulu kurulacak.
- Temiz teknolojinin kullanımı yaygınlaştırılacak.
- Su yönetimi ve arazi tahribatının dengelenmesi sağlanacak.
- İklim değişikliğine bağlı afetlerin neden olduğu kayıp ve zararların azaltılması amacıyla; risk değerlendirme, izleme, bilgilendirme ve erken uyarı sistemleri, bütünleşik afet yönetimi esas alınarak geliştirilecek.
- Eylem planları 2028 başına kadar hazırlanacak.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklaması bu şekilde. Başlıkları değerlendirdiğimizde karşımızda kötü bir durum yokmuş hissiyatı veriyor.
Peki, durum bundan ibaretken, ABD Başkanı Donald Trump, yemin töreninin hemen ardından imzaladığı kararnameyle ülkesini Paris İklim Anlaşması’ndan neden çıkarıyor? Başkanın ilk icraatlerinden birinin bu oluşu, kafalarda soru işaretleri oluşturmaya yetiyor da artıyor. Trump, ilgili kararnameyi imzalarken, “Adil olmayan, tek taraflı Paris İklim dolandırıcılığından derhal çıkıyorum. Çin hiçbir yaptırıma uğramadan çevreyi kirletirken, ABD olarak biz kendi sanayimizi sabote etmeyeceğiz.” diyerek, İklim Kanunu’nu ilk başkanlık döneminde olduğu gibi rafa kaldırdı. İki defa bu anlaşmayı veto ettiğini sizlere hatırlatmak isterim. Bunun yanı sıra, dünyanın en büyük imalat sanayi ekonomisi ve mal ihracatçısı olan Çin, bu anlaşmayı hâlâ değerlendirdiğini ifade edip duruyor. Ortada imza falan yok. Dünyada Çin’in üretiminin, kendisinden sonraki en büyük dokuz üretici ülkenin toplam üretiminden bile fazla olduğunu biliyor muydunuz? Çin ve ABD bu taahhütlerde bulunmazken, diğer ülkelerin bu anlaşmayla sanayilerini, Trump’ın deyimiyle “sabote ettiğini” düşünmeden edemiyor insan.
Niye bu kadar acele ediyoruz? Dünyamız ısınıyor deniliyor. Biz mi ısıttık kardeşim? En çok sera gazı üreten Çin ve ABD yok bu anlaşmada. Biz niye hemen imzalıyoruz? Muhalefetin bu konuya olan tutumu şahsen beni ümitlendirmişti ama görevleri milleti temsil etmek olan vekiller, sıcak yaz aylarını sahillerde, gezilerde, eğlencelerde geçirdiklerinden sebep, oylamaya dahi katılmayarak yasaya “evet” dediler. Ortada çok fazla komplo teorisi dolaşıyor. Bu durumda oluşan riskler karşısında endişelenmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
Zaman ne gösterecek, yaş mı kuru mu, o zaman anlayacağız.
Maliye ve Ekonomi Bakanımız Sayın Şimşek bu konuya kayıtsız kalır mı? İstanbul Ekonomi Zirvesi’nin kapanış konuşmasında, kuraklık riskinin arttığını belirterek, sorunun çözümü noktasında karbon salınımının ayak izinin vergilendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yakında yaktığımız oksijenin de vergisi çıkarsa şaşırmayın. Ekonominin kurtuluşunu yeni vergiler çıkarmakta görüyor kendileri. Mızrak çuvala sığmıyor artık; ucu dışarıdan gözüküyor ve ilerleyen süreçte kime gireceği de gayet açık.
Gözümüz aydın arkadaşlar.

YORUMLAR