Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Semih Toprak

Mutluluk Sevgiyle Başlar

Günümüzün modası asık yüzlülük. Sokakta, markette, AVM de herkesin yüzü beş karış. Yüzü gülen insanların sanki hiç derdi yok mu sanıyorsunuz? “Dertsiz insan olur mu heeeeç?” Yapılan tüm araştırmalar da mutluluğun sırrının sosyal çevremizdeki statümüz, ekonomik durumumuz, saygınlığımız, itibarımız, mesleğimiz, bankadaki birikimimizle alakalı olmadığını gözler önüne seriyor.

Toplumumuzda hemen hemen herkes serzeniş halinde. Bir şeylerden yakınıyor. Ekonomik gidişat, maaşlar, faturalar, yakıt fiyatları derdini anlatıp duruyorlar. Derdi kafaya takılacak kadar büyük olmayanlarsa tuttuğu takımın maçındaki hakeme, oyuncusuna, teknik direktörüne o da yetmiyor devlet politikalarıyla dertleniyorlar.

Çocukluk yıllarına şöyle bir dönüp baktığımda cebinde parası olmayan ama yüzünde tebessüm bulunan kişilerin çokluğu dikkatimi çekiyor. Yoklukları yaşamış insanların daha da zorluklar karşısında umutlarını kaybetmemeleri çok ilginç değil mi? İntihar vakaları o dönemde günümüze göre çok ama çok az oluşu şaşırtıcı bir şekilde mutluluğun, umudun bu farkın ortaya çıkmasının en mühim sebebi olduğunu bizlere gösteriyor. Mutluluğu umudumuzu yitirdiğimiz de kaybediyoruz. Corona virüs döneminde olduğu gibi e-nabız sisteminden takip edilen aşı sistemi gibi her vatandaşa üç ayda bir birer doz mutluluk aşısı vurulabilse keşke. İşin esprisi bir yana mutluluk kendini sevmekle başlar. Yanlışlarınızla, hatalarınızla, başarılarınız la siz sizsiniz. Kendinizi sevin ki tüm evreni sevebilesiniz. Griyi siyah, beyazı ekru görür hale geldik. Bu kirli yürekleri sevgiyle yıkamak gerek artık.

Topluluklar içinde yüzünde tebessüm olan insanlar bataklıktaki zakkum çiçeği gibi sırıtıyor. Ne hikmetse yanlarında daima birileri oluyor. Sürekli serzeniş halinde olan insanlar ise mıknatıs gibi itiyor insanı. Yolda yürürken görsen kaldırım değiştiresin geliyor. Ruhunu sıkıyor, bunaltıyor insanı.

Mutluluk bulaşıcı bir hastalık gibidir. Paylaştıkça çoğalan. Karanlıkta parlayan bir deniz feneri gibidir, bizlere yol gösteren. Değiştiremeyeceğimiz şeylere fazla takılıp kalıyoruz bu kısacık hayatta. Yolculuğumuzu keyifsiz hale getiriyoruz.

Gül ki gülesin, güldüresin yaşlı gözleri
Sev ki sevilesin ısıtasın yürekleri.

İçimizdeki çocuğa biraz kulak verelim, onu daha çok sevelim. O bize mutluluk nedir huzur nedir öğretecektir. Kalın sağlıcakla.

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER