Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Semih Toprak

Ahbap, Çavuşu Tokatlamış!

Not: Bu yazı herhangi bir kurumu ve kişiyi hedef almamaktadır. İnsanların güven duygularını sorgulayan toplumsal bir tespitten ibarettir.

Başlığı okuyanların surat ifadelerini hayal edebiliyorum. Kiminiz kaşını kaldıracak, kiminizin yüzünde istemsiz bir tebessüm oluşacak. Niye mi bu başlık? Başlık önemli. Dikkatinizi çekecek, duygularınıza hitap edecek ki kapıyı aralayıp ardında ne var diye bakabilesiniz.
Kapıyı açtık, şimdi ardına bakma zamanı. Herkesin mahallesinde meşhur bir söz vardı eskiden. İnsan güvendiğine sırtını döner. Sırtını yaslar. Şimdi bu söz hala var ama suyu sıkılmış limon edasında içi boş. Artık sırtımızı döndüğümüz insanlardan hançer, tokat yemeyi geçtik bir de üstüne yanlış anlaşıldık masalları dinliyoruz. Anlatın anlatın ferahlatırsınız kararmış vicdanlarınızı.

Bir haftadan bu yana gündem belli. Ahbap tartışmalar o biçim. Bunlar durup düşündürüyor insanı. Bizim memlekette güven kazanmanın en kestirme yolu şu; İnsanların en hassas olduğu değerlere yaslanın. Her kelimenize başlarken Atatürk ile başlayın. Ya da konuşmanın sonunu dini konulara bağlayın bir hadis bir ayet. Elinize bir bayrak alın sallayın. Oğlu askere gitmesin diye çürük raporu almış bir ebeveyn olmanız önemli değil, vatan sevgisi üzerine konuşmalar yapın hiddetlenerek bak neler oluyor? Bu örnekler uzar da gider. Sonrasında ne mi oluyor? Halkın gönül penceresinden bir bakalım. Halkımızın dilinden dökülen cümleler aynen şöyle;
“Onuncu yıl marşını ne içten söyledi be!”
“Bak filanca siyasetçi Cuma namazına gitmiş vay be!”
“Kolunda Atamızın adının dövmesi var. Diğer kolunda ise Türk Bayrağı”
Dokundular ya değerlerinize. O sizin için artık iyi biri. İşte en büyük yanılgı burada başlıyor. İnsanları ağızlarından çıkan kelimelerle, yaptıkları göstermelik davranışlarla değerlendiriyoruz. Yahu açın gözünüzü bunlar sahte okey taşları gibi. Adı üstünde sahte. Davranışları da, konuşmaları da…
Bugün mesele sadece bir dernekten ibaret değil. Sadece bir kişi de değil. Dün başka isimlerdi. Bugün başka. Yarında bambaşka birileri olacak. İsimler değişiyor değişmesine de yöntem hep aynı.
Önce Güven Kazan. Sonra İki şakşakçı ayarla. Ardından alkış cümbüşüne hazır ol. Manevi dokunulmazlık zırhını da geçiriverirsin üzerine. Bu tip insanlara eleştirilerde bulunanlara kendi fikirdaşları tarafından kızgınlıklar, hesap soranlara darılmalar. Bizler ise hala şaşırıyoruz. Beşeriz, şaşarız. Bu kadar basit. Değişen sadece isimler oluyor bir de üzerindeki kıyafetler.

Dilencilikte nirvanaya ulaşmış halkımız evvelden Allah rızası için diye açardı elleri. Şimdilerde sosyal medya üzerinden canlı yayın açıyorlar “ Abi, abla Allah rızası içinlerin yerini cumhuriyet, laiklik, Atatürk, yardımlaşma, cemaat gibi herkesin hassas olduğu konular aldı. İşin komik tarafı ise şu an gündemde olduğu için söylüyorum Ahbap derneği için para toplamaya çalışan ünlülerin çok büyük bir bölümü ellerini ceplerine bile atmadığı beş kuruş vermedikleri kendi ifadeleriyle ayyuka çıktı.
Güven kazanmaya çalışan zihniyete sahip insanlar biliyorlar ki karşısındakiler evvela söze inanır. Görünüşünle desteklersin, bir de birkaç davranış ekledin mi ne ala. Velhasıl güven sloganla değil hesap verilebilirlikle, dürüstlükle kazanılır.
Bizim milletin acayip bir huyu var esasen. Birini ya göklere çıkarırız. Ya da yerin dibine sokarız. Vasat insan olmaz hayatımızda. Ya yanlıştır ya doğru. Kime göre neye göre değil kendine göre.
Yeri geldiğinde alkışladıklarımızı sorgulayabilsek, severken de eleştirebilsek, hesap sorabilsek. Hesap sorulmayan yerde güven değil körü körüne bağlılık oluşur. Ekseriyetle sonları hep hüsran, hayal kırıklıkları olur. Bu yüzden mesele sadece Ahbap değildir. Mesele ahbap çavuş ilişkisi. Mesele liyakatsizlik, körü körüne bağlılık. Mesele, asıl mesele kardeşşş… Bugün yardım kisvesiyle, yarın din, öbür gün milliyetçilik ya da başka kutsallar üzerine insanların temiz duygularını sermaye yapan herkes aynı pencereden bakıyor hayata. Bizlerin yapması gereken bizlere yansıyan görüntüleri değil maskenin ardındaki yüzü görebilmeye çalışmak.
Güven kelimesi ne kadar da anlam bakımından ağır esasen. Ayrıca oldukça zor kazanıldığı da aşikar. Özellikle toplumda yer edinmiş kurumlarda bir kez kaybedildi mi sadece bir insanı değil iyilik yapmak isteyen binlerce dürüst insanı ve o ihtiyaca sahip kesimi de cezalandırıyor. Şu soruyu sormanın zamanı geldi bence.
“Biz gerçekten iyi insanlara mı güveniyoruz. İyi rol yapanlara, yoksa iyi konuşanlara mı?”

Aklıma yatmayan başka bir husus ise şu; Bir sivil toplum kuruluşu olan Ahbap, dernek ve tüzel kişiliğe sahip bir yapı. Nasıl olur da 9,5 ay karşılıksız çekten ötürü hapis yatmış ve sonrasında ticari uyuşmazlıklar, icra/çek davalarından çeşitli para cezaları almış ve hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmış birinin yönetim kurulu başkanı olmasına müsaade edilir? Derneklerin bu konularda gerekli denetimlere tabii olduğu konusunda bilgim var. Dernek içi denetimin yetersiz olduğu ve seçimlerle seçildiği göz önüne alındığında Mülki idari amirlerin ve İçişleri Bakanlığının denetçilerinin de görevlerini daha dikkatli yapmaları konusunda bu olay iyi bir uyarıcı olmuştur umarım. Su bulanmadan durulmaz derler. Diğer derneklerin de yok bu benden, yok bu sendenden ziyade hepsi bizden anlayışıyla halkın güven ayarlarıyla bir daha oynanmaması adına gerekli denetimlere tabii tutulmasını bu olayın bir milat olmasını şahsen temenni ederim.
İddianameler ve ifadelere bakıldığında; gözüken o ki Ahbap hem çavuşu hem halkı tokatlamış. Saygılarımla…

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER