Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

Çekici Üzerinde Araç İçinde Kahveli Seyahat Keyfi

Yıl:1999 Yer: Düzce KAYNAŞLI Otoban Çıkışı
7 yıl kullandığım ve şoförlüğümü “pişirdiğim” 1992 model Renault Toros marka arabamı emekli
ettikten sonra, Hyundai Accent marka 1999 model bir araba aldım. Renault’ya göre çok daha hafif,
klimalı, hidrolik direksiyon ve sessiz…
Yeni arabama alıştıktan sonra tahminen Şubat veya Mart ayında ailemle birlikte Ankara’ya gitmek
üzere Adapazarı’ndan otobana girdim. O zaman Bolu Tüneli henüz yok… Tüm araçlar Bolu
Dağı’nın, bazılarına göre, “o gizemli” yollarını tedirginlik içinde kullanıyorlar. Bende bir tedirginlik yok.
Etrafta kar var ama yol gayet güzel…
Kaynaşlı gişesinden çıkıp tam E-5’e girdim ve 50 metre gitmeden arabanın elektrik sistemi arıza
yaptı. Arabayı zorla yol kenarına çekebildik. Oradan da ittirerek, hemen sağımda bulunan akaryakıt
istasyonu önüne taşıdım.
Biraz bekledim. Tekrar çalıştırma denemesi yaptım. Faydasız… O arada, sonradan Kelebek
Mobilya Fabrikası’ndan çalıştığını öğrendiğim bir zat arabasıyla bana yaklaşıp, yardımcı olup
olamayacağını sordu. Ben de:
— Eğer yakınlarda bir oto elektrikçisi varsa onu getirmek isterim. Arabanın elektrik
sisteminde problem var. Marş basmıyor. Sanırım akü devre dışı kaldı. Dedim.
Söz konusu kişi beni yanına alıp ileride bir yerde işyeri olan bir oto elektrikçiye götürdü.
Meramımı anlattım. Birlikte benim arabanın yanına geldik. Sonra direksiyona geçti ve kontağı
çevirdi. Hayret… Araba çalıştı… Hani derler ya “dişi ağrıyan kişi diş hekimine gittiğinde diş ağrısı
geçermiş”. Bizimki de ona benzedi. Oto elektrikçisi:
— Arabayı alıp işyerime götürelim. Bir de orada bakalım. Dedi.
İşyerinde gerekli kontroller yapıldı ve “marş dinamosunda problem” tespit edildi. Oto elektrikçisi:
— Arabanız yeni… Ben şimdi müdahale edersem garantiniz bozulur. Siz en iyisi, kaloriferi
yakmadan, mümkün olduğu ölçüde elektrik enerjisi harcamadan gidin. Ankara’da servisine
gösterin. Sanırım Ankara’ya kadar probleminiz olmaz. Dedi.
Ne yapalım? Yapacak bir şey yok. Teşekkür edip Bolu Dağı’na tırmanmaya başladım.
Bakacak mevkiini geçtiğim sırada keskin bir virajda araba aynı duruma geldi. Motor durdu. Kendimi
yolun sağına zor attım. Arabadan inip arkadan virajdan çıkan arabaların çarpmaması için bir işaret
koydum ama ilk gelen TIR benim işareti uçurdu.
“Ne yapabilirim” diye düşünürken bir polis otosu geldi ve içindeki memurlar:
—Geçmiş olsun, dediler.
Problemimi sordular. Sonra da arabamı çekme halatı ile kendi arabalarına irtibatlayarak daha
güvenli bir yere çekmeme yardımcı oldular.
Bu arada ben Hyundai Yol Yardım Servisi’ni aradım. Arabayı çekebilecekleri en yakın yerin
Adapazarı olduğunu belirterek:
— Olduğunuz yerde bekleyin. Çekicimiz gelip sizi Adapazarı’na servisimize getirecek.
Demezler mi?
Şu işe bakın…Sanki Adapazarı’na gelmek için önce Bolu Dağı’na gitmek gerekiyor.
Yapılacak bir şey yok… Bekliyoruz. Bir süre sonra çekici geldi. Aracımızı yükledi.
Ben de bagajdaki termosumu, kahvemi ve çayımı yanıma alıp, arabanın içinde, çekicinin üzerinde,
bizi geçen arabaların yolcularının tebessümlü bakışları altında, kahvemizi yudumlayarak, aheste
aheste, salana sallana, Çıktığımız yere Adapazarı’na tekrar geldik.
Ne demişler? Tebdil-i mekânda ferahlık vardır.
Siz hiç çekici üzerindeki arızalı araç içinde kahve içerek seyahat ettiniz mi?
Ben ettim. Hem de maaile…
Sıkıntıları hemen giderme gücünüz yoksa onları zevke dönüştürmek gerek…

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER