Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Akademik Bir Anı

1978 yılı başında Sakarya’da (S.D.M.M.A.) Sakarya Devlet Mühendislik ve
Mimarlık Akademisi’nde ‘asistan’ olarak akademik hayata atıldığımız ilk
günlerde, Akademi Başkanı hocamız biz asistanlardan rica etti. Düzce Meslek
Yüksek Okulu’nda bazı dersleri yürütecek öğretim elamanı ihtiyacı olmuş.
Bizlerden yardımcı olmamamızı istedi. Kabul eden, ben dâhil, çok sayıda
arkadaşımız, daha sonraki yıllarda da orada ‘hoca’ olarak derslere girdik.
Ben, bir yıl Ankara’da ODTÜ’de (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) İngilizce
Hazırlık Okulu’nda okuduğum için, bana orada İngilizce dersleri yürütme
görevi düştü.

Derslerimiz olduğu her hafta belli günlerde, Adapazarı merkezinin biraz
dışından geçen E–5 karayoluna çıkıyor ve Ankara istikametine giden otobüslere
binip Düzce’de iniyor ve okulda derlerimizi yapıyorduk. Dönüşümüz de aynı
şekilde oluyor, Ankara’dan İstanbul İstikametine giden otobüslere, E–5
üzerinde bekleyerek, gelen otobüslere el kaldırıyor ve alırlarsa Adapazarı
Dörtyol mevkiinde iniyorduk.

Gidişlerimiz o kadar sıkıcı olmamasına rağmen, dönüşlerimizin en sıkıcı yanı,
bindiğimiz otobüslerin çoğu, Adapazarı’na 5 km kala ‘yarım saat ihtiyaç
molası’ vermesiydi. Yorgun argın döndüğümüz Adapazarı’na, bizim 70 km olan
yolculuğumuz, yarım saat daha bekleyerek uzuyordu. Tabii sıkıcı ve istenmeyen
bir durumu…

Bu durum yıllar yılı devam etti. Burada yürüttüğümüz derslerimiz ve
akademik faaliyetlerimiz, bizlerin hocalık tecrübelerine çok ciddi katkılar
sağladı. Bu durumu yıllar sonra daha iyi idrak eder olduk.
Mutat üzere gidiş ve gelişler devam ederken, bir Cuma günü, 2000 yılına kadar
birlikte çalıştığımız, melun ve meşum ‘28 Şubat’ döneminde, zamanın maşa
ve kuklaları tarafından kendisine profesörlük kadrosu verilmediği için
Balıkesir Üniversitesi’ne giden, bir süre sonra, orada yıllarca Dekanlık görevi
de yürüten ve şu anda Kırgızistan’da Kırgız-Türk Manas Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yapan, sonrasında
ise Balıkesir Üniversitesi Rektörü olan Prof. Dr. Kerim Özdemir ile
Düzce’ye ders vermek üzere E–5 üzerindeki durağa gidiyoruz.
Vakit Cuma vaktine yakın… Belki de vakit yolda girecek ve namaz kılma
imkânı da ortadan kalkacak… Dörtyol’a giden dolmuşa binmek üzere iken bir
arkadaşımız takıldı:
— Cuma namazını her halde yolda kılacaksınız, değil mi?
Ben de dedim ki:
—Niye olmasın? Müslümanlara tüm yeryüzü mescit, her yer câmi…
Tebessüm ettik ve Dörtyol’a vardık. Duraktan İstanbul’dan gelip Samsun-
Trabzon-Sürmene istikametine giden bir otobüse bindik. Yol üzerinde

bulunan çok sayıda yerden yolcu alan ve indiren otobüs, görüntüye göre bizi
Düzce’de Cuma Namazı kılmaya yetiştiremeyecekti…
Derken o zamanki adı Cumayeri olan yere (Düzce’ye yakın bir yer, şimdiki adı
Cumaovası) geldiğinde ezan sesi duyulmaya başladı. Otobüs de orada bulunan
bir tesise girdi. Otobüsten şöyle bir anons yapıldı:
—Cuma namazı kılacak olanlar yolun karşısındaki camiye gidip namazlarını
kılabilirler.

Yolculardan birçoğu ile birlikte yolun karşısındaki camiye gidip Cuma
namazını eda ettik. Akabinde otobüsün olduğu yere dönüp, orada bir de çay
içtikten sonra otobüsümüze binip Düzce’ye ve görev yerimize ulaştık…
40 yılı geçen bir zamandan sonra, böyle bir olayı hatırlamak ne güzel bir anı ve
ne güzel bir nostalji…
Rabb’ime şükürler olsun.

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER