Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

40 Yıllık Özlem

Edirne “Kırkpınar Güreşleri”

1999 yılı Marmara Bölgesi’nde meydana gelen depremden birkaç yıl sonra… Depremin

Sakarya’daki izleri devam ediyor. Her vesile ile değişik yerlere seyahat ediyor ve ortam

değiştiriyorum.

Edirne Kırkpınar güreşlerinin olduğu günlere yakın, bir grup arkadaşla Edirne’ye gitmeye

karar verdik. Benim hayatım boyunca hiçbir spor dalı ile ilgim olmamıştır. Bahane ortam

değiştirmek… Ayrıca, Edirne Uzunköprü benim 1975–76 yıllarında yedek subay olarak

askerlik hizmetimi yaptığım yer… Orayı da bir görüp nostalji yapmak istiyorum.

Edirne’ye vardık… Otellerin tamamı dolu… Yer bulayınca o gece Selimiye Camii bahçesinde

battaniye serip yattık. Bahçenin tamamı dolu… Sanki atom bombası atılmış ve ölen insanlar

kefenlenip yan yana dizilmişler.

Ertesi sabah, güreşlerin yapıldığı yeri (Kale-içi) dolaşıp Kapıkule’ye gidip döndük.

Adapazarı’na döneceğiz ama ben benim araçta olan arkadaşlara, Uzunköprü üzerinden dönme

teklif ettim ve kabul edildim.

Diğer araçtaki arkadaşlar aynı yoldan döndüler.

25 yıldan sonra, nostaljik yaklaşık 1500 metrelik köprüyü geçerek Uzunköprü’ye girdim.

Askerlik, bu hizmeti yapanların hafızalarında genel olarak derin bir yer eder. Bende de öyle

olmuş. Bir hâl oldum. Köprüyü geçer geçmez eskiden askerlik yaptığım ve şehrin biraz

uzağındaki topçu birliğime yöneldim. Günlerden Pazar… Nizamiye kapısına yanaşıp aracımı

park ettim. Görüntü aynen bıraktığım gibi… Ergene Nehri, kıyısında erat ile eğitim

yaptığımız pentatlon sahası ve daha da büyümüş ağaçlar ve diğer eğitim araçları…

Nizamiye kapısındaki nöbetçi ere selam verip nöbetçi subayı sordum. Bir astsubay geldi.

Kendimi tanıttım:

— Komutanım, ben 25 sene önce burada yedek subay askerlik yapmıştım. Şimdi bir yol

düşürdüm. Burayı bir ziyaret etmek ve diktiğim çamları görmek istiyorum. Mümkün mü?

Komutanın verdiği cevabı hiç unutmuyorum:

— Hocam, hoş geldiniz. Geçen gün de burada 40 yıl önce askerlik yapan bir zat geldi! Ne

güzel… Buyurun şimdi sizi topçu bataryanızın bulunduğu yere götüreyim.

Ne biçim bir arzu ise… 40 yıl bile geçse insan bazı şeyleri özüyor, deme ki…

Şehir merkezine döndüm. Orada PTT binasına yakın bir yerde, nefis tatlı yapan bir tatlıcım

vardı. Yaptığı tatlıları çok severdim. Onu da ziyaret edip tatlı yedim. Sohbet ettik. İlginçtir, O

da benim memleketim olan İslâhiye’de askerlik yapmış. Daha sonraları, benim Uzunköprü’yü

ziyaretim gibi, İslâhiye’ye birkaç defa gidip gelmiş.

Demek ki insanlar, ne kadar sıkıntılı günler yaşarlarsa yaşasınlar, gittiği yerlerden ayrılanlar,

oraların özlemini çekiyor, sıkıntıları unutuyor, hatta sıkıntılı günler bile bir hoş hâtıra halini

alıyor…

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER