Genç kardeşim!
Hayatın boyunca servetle, makamla, güçle, kalabalıklarla ve nefsinle imtihan edileceksin. Bazen doğru bildiğini savunmanın, bazen haksızlığa karşı durmanın, bazen de çıkarlarından vazgeçmenin bedelini ödemen gerekecek. İşte o gün önünde iki yol olacak: Ya değerlerinden vazgeçeceksin ya da her şeye rağmen hakikatin yanında duracaksın.
Servetin Karşısında Eğilme!
Karun’un serveti ve ihtişamı karşına çıktığında önünde iki yol olacak. Ya onun zenginliğine hayranlık duyanlar gibi, “Keşke Karun’a verilen şu servetin bir benzeri de bizim olsaydı.” (Kasas Suresi, 79) diyenlerden olacaksın ya da dünya nimetlerinin geçiciliğini bilen şuurlu müminler gibi Allah’ın katındaki karşılığın daha hayırlı olduğunu anlayacaksın. (Kasas Suresi, 80)
Genç kardeşim! Zengin olmak, başarılı olmak ve makam sahibi olmak yanlış değildir. Yanlış olan, bunları elde etmek uğruna inancını, ahlakını ve vicdanını kaybetmektir.
Sakın ola, Karun’un servetine hayran olup kendi değerlerini unutanlardan olmayasın!
Dünyalıklar Nehrinden Kana Kana İçme!
Talut’un ordusunun sınandığı nehir gibi, senin de karşına dünyalıklarla dolu bir imtihan çıkacak. Ya arzularının peşinden giderek iradeni zayıflatacak ya da ölçünü koruyup asıl mücadelen için gücünü muhafaza edeceksin.
Talut’un ordusunda bazıları nehirden ölçüsüzce içerken Allah’a kavuşacaklarına inananlar sabırla yollarına devam ettiler. (Bakara Suresi, 249)
Genç kardeşim! Herkesin peşinden koştuğu şeyin doğru olduğunu sanma. Kolay kazanç, şöhret ve makam hırsı insanı asıl sorumluluklarından uzaklaştırabilir.
Sakın ola, dünyalıklar nehrinden kana kana içip mücadele gününde iradesini kaybedenlerden olmayasın!
Makamını Korumak İçin Hakikatten Vazgeçme!
Ashab-ı Kehf’in imtihanı gibi, sen de bir gün makamın, bürokrasinin ve güç sahiplerinin karşısında sınanacaksın. Ya çıkarlarını kaybetmemek için haksızlıklara susacak ya da inancını ve vicdanını koruyacaksın.
Ashab-ı Kehf, baskılara rağmen inançlarını açıkça dile getirerek şöyle dediler: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’tır.” (Kehf Suresi, 14)
Genç kardeşim! Makam bir emanettir. O makamda oturabilmek uğruna harama bulaşıyor, kul hakkı yiyor ve mazlumun ahını alıyorsan kazandığını sandığın şeyler uğruna kendini kaybediyorsun demektir.
Sakın ola, koltuğunu korumak uğruna hakikatten vazgeçmeyesin!
Kalabalıklar Susarken Hakkı Desteksiz Bırakma!
Habîb-i Neccâr’ın kıssasında olduğu gibi, senin de bir gün hakkı savunma fırsatın olacak. Ya kalabalıkların arasına karışıp susacak ya da tek başına kalsan bile hakikatin yanında duracaksın.
Habîb-i Neccâr, şehrin öte ucundan gelerek insanları hakka çağıran elçilere destek verdi ve şöyle seslendi: “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar, hidayete ermiş kimselerdir.” (Yasin Suresi, 21)
Genç kardeşim! Haksızlık karşısında herkesin susması, yanlışı doğru hâle getirmez. Bazen bir mazlumun yanında durmak, bazen bir iftiraya karşı gerçeği söylemek büyük bir sorumluluktur.
Sakın ola, kalabalıkların sessizliğine sığınıp hakkı desteksiz bırakmayasın!
Nefsinin Karşısında İradeni Kaybetme!
Nefis ve şehvet imtihanıyla karşılaştığında önünde yine iki yol olacak. Ya heva ve hevesinin peşinden giderek günaha sürüklenecek ya da Hz. Yusuf gibi Allah’a sığınarak iradeni koruyacaksın.
Hz. Yusuf, kendisini günaha çağıran durum karşısında şöyle dua etti: “Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir.” (Yusuf Suresi, 33)
Genç kardeşim! Her arzunun peşinden gitmek zorunda değilsin. Gerçek irade, yanlış olduğunu bildiğin bir davranıştan uzak durabilmek ve geçici hazlar uğruna kalıcı değerlerini kaybetmemektir.
Sakın ola, nefsinin esiri olmayasın! Zorlandığında Allah’a sığın ve iradeni koru.
Son Söz: Bedel Ödemeye Hazır mısın?
Genç kardeşim! Bir gün servetle, makamla, kalabalıklarla ve nefsinle sınanacaksın. Belki hakikati savunduğun için eleştirilecek, belki doğru bildiğinden vazgeçmen istenecek. İşte o gün kendine şu soruyu sor:
Ben ne uğruna yaşıyorum ve ne uğruna bedel ödemeye hazırım?
Mesele yalnızca kazanmak değil, kazanırken insan kalabilmektir. Mesele yalnızca yükselmek değil, yükselirken adaleti ve vicdanı koruyabilmektir. Servetin karşısında eğilme, makam uğruna susma, kalabalıkların arkasına saklanma ve nefsinin arzularına yenilme.
İmtihan günü geldiğinde seni tanımlayan, neye sahip olduğun değil; hakikat uğruna hangi değerlerini koruduğun olacaktır.
Selam ve dua ile…

YORUMLAR