Geçen gün arkadaşlarla güzel bir ortamda oturuyorduk.
Malum yaz sıcağı…
Her birimizin önünde çilekli shake dondurma!…
Enfes bir tat…
Lezzet puanlaması yapalım derken;
Koyu bir sohbetin içine girdik.
Ne zaman neşe dolsak.
Bir masada toplansak.
Sohbeti koyulaştırsak.
Karanlık bir el uzanır.
Huzuru çekip alır.
Yarısı yenmiş dondurma gibi.
Her şey yarım kalır.
Tam da öyle oldu.
Birden masadaki arkadaşımız Berk Bey’in telefonu çalındı.
Ekrana baktı…
Yüzü sarardı soldu…
Kontrolsüz bir şekilde:
“Ne oldu? Kim? Nasıl düştü? Ne durumda şimdi? Nerede şu an? Ne zaman?” diye sordu telaş içinde.
Ayağa fırlamasıyla sandalyeyi devirmesi bir oldu.
Kelimeler boğazında düğümlendi.
Tutuklu kaldı.
Sonra öğrendik tabi mevzuyu.
Meğer hanımı elektrikli scooter’dan düşmüş,
Sert bir şekilde kaldırıma çarpmış…
Apar topar hastaneye yetiştirmişler.
Hemen hep birlikte masadan kalkıp olay yerine doğru gittik.
Tam o sırada bizimle birlikte olan Can Bey söze girdi.
Yılların deneyimli sürücüsü ve aynı zamanda motor tutkunu olan Can Bey’in yüzü gerilmişti.
Ve şoktaydı:
“Arkadaşlar” dedi.
Durdu.
Kısa bir dinlemeden sonra:
“Ben yıllardır trafiğin içindeyim, direksiyon sallıyorum, üstelik bir motor tutkunu olarak ustaca motor sürüyorum. Ama var ya, ben bile şu scooter’a binmekten korkuyorum. O kadar tehlikeli ki… Çok garip bir şey!” dedi.
Durmadan konuşmaya devam etti:
“Motorda en azından oturuyorsun, hakimiyetin var, ağırlık merkezin dengede. Ama scooter’da ayaktasın. İncecik bir tahtanın üstünde, kör talihle ilerleyen bir cambaz gibi denge tutman lazım. O tekerlekler en ufak bir çukurda, bir kaldırım taşında kilitleniyor.”
Haklıydı.
Etrafa baktım o esnada…
Sokak adeta bir scooter yarış meydanı…
Solumuzdan otuz kilometre hızla bir elektronik scooter geçti;
Üstünde iki kişi…
Kulaklıkta son ses müzik.
Kırmızı ışıkta duran yok…
Ters şeride giren girene…
Kafada kask yok…
Koruma yok…
Çocuklar…
Gençler…
Yediden yetmişe herkes…
Sokaklar artık birer cehennem koridoru.
Scooterler, caddelerin altını üstüne getiriyor.
Yok mu bunları bir denetleyen?
Yok mu bu cinayetlere bir dur diyen?
Minibüs önünden fırlamalar.
Kör noktalardan patlayan kabuslar.
Her saniye göz göre göre gelen yeni bir felaket provası.
Ne caydırıcı bir yaptırım var.
Ne de bu kural tanımazlığa karşı en ufak bir önlem.
Canımız asfaltın ortasında tesadüfe emanet.
Sorumlular olan biteni görmezden gelirken,
Daha kaç masumun hayatı bu başıbozukluk uğruna kararacak?
Hangi çağda yaşıyoruz Allah aşkına?
Bu kadar mı bir ciddiyetsizlik olur?
İki tıkla uygulamayı indir.
Kredi kartından parayı çek.
Sonra o hızlı demir yığınını sokağın ortasına sal.
Ne ehliyet soran var.
Ne yaş sınırı denetleyen.
Ne denetim yapan var.
Ne de en ufak bir trafik eğitimi veren.
Teknoloji adı altında resmen seyyar birer katil üretiyoruz!
Yılların motorcusunun bile üzerine çıkmaya korktuğu o ucube araçları çocukların ellerine oyuncak diye veriyorsunuz.
İlla ki bir vatandaş, kaldırıma çakılınca mı aklınız başınıza gelecek?
Sokaklarımız açık hava morguna döndü.
Artık kaldırımda bile güvenle yürüyemiyoruz.
Ben bu satırları yazarken;
Hala da o demir yığınları can alıyor.
Şirketler kasayı dolduruyor.
Acil kapısında ana babalar ağlıyor.
Feryatlar yeri göğü inletiyor.
Söyleyin, nasıl uyuyorsunuz?
Hangi vicdanla?
Cinayetler gizli değil;
Göz göre geliyor.
Yetkililer dur demiyorsa;
Her biri suç ortağıdır.
Hepimiz bir ağızdan seslenelim,
Kulakları sağır edelim.
Bugün belki bir başkasının canı yandı;
Ama yarın sıra bize, evladımıza, sevdiklerimize gelecek.
Çünkü bu cinayetlere karşı susmak, sıradaki kurban için yazılmış bir davetiyedir.
Kurallar hiçe sayanlar…
Denetimsizliği marifet sayanlar…
Meydanlar, ticaret merkezi değil.
İnsanlar deneme tahtanız değil.
Ucube araçlar toplanmalı.
Ehliyet şart.
Plaka şart.
Yaş sınırı şart.
Daha fazla can yanmasın.
Daha fazla anne evlatsız kalmasın.
Daha fazla gelecek kararmasın.
Aklın ve vicdanın yolu birdir.
Gelin, bu başıbozukluğa birlikte son verelim.
Güvenli yarınlar için bugün geç olmadan harekete geçelim.
İlk adımı atalım.
Yarın çok geç olur;
Hemen şimdi!…
Bu arada Medya Gözü yayın grubu olarak; arkadaşımız Berk Bey’in ailesinin geçirdiği talihsiz kaza için geçmiş olsun dileklerimizi iletir, acil şifalar temenni ederiz.

YORUMLAR