Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

Otobüs Kaçırma Bir Yolculuk Hatırası


Yıl: 1977…
Kanlıgeçit Mevkii…
SEÇ Turizm Tesisi…

Sümerbank Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu’nda Müfettiş Yardımcısı
olarak çalışıyorum. Teftiş Kurulu Başkanlığı, üyeleri için Bursa Merinos
Fabrikası Sosyal Tesisleri’nde bir hafta süren bir eğitim semineri düzenledi.
Seminer bitiminde memleketim olan Gaziantep’in İslâhiye ilçesine gidecek,
akrabalarımı ziyaret edecek ve oradan da bildirilen yeni görev yerime geçeceğim.
Birlikte olduğum arkadaşların biri de Kahramanmaraşlı… Bana, “aynı otobüsle
Kömürler’e kadar birlikte gidelim” dedi. Ben de, şimdi hatırlamıyorum, her
nedense, onunla birlikte seyahat etmek istemedim. Bir yolunu bulup şimdiki adı
Nurdağı olan Kömürler kavşağında inmek üzere, Gaziantep’e giden SEÇ Turizm
otobüslerinden, onun gideceği saatten 2 saat önceki servisine birine bilet aldım.
Terminale gelip, valizimi bagaja verdim. Daktilo makinemi da yanıma aldım.
Sabaha karşı Pozantı’da bir tesiste durduk. Çorba içmek için içeri girdiğimde
kuyumculuk da yapan bir öğretmen arkadaşımla karşılaştım. İstanbul’dan geliyormuş
ve o da SEÇ Turizm firmasının yolcusu… Onun otobüsü benden önce mola verdiği
için hareketleri de benden önce oldu. Gittiler. 10 dakika sonra da benim bindiğim
otobüs hareket etti.
Güneş iyice doğduğu sırada Osmaniye’den Bahçe’ye giden yol üzerinde o zamanki
adıyla Kanlıgeçit mevkiinde bulunan SEÇ TURİZM TESİSİ’ne gelip tekrar yarım
saat mola verdik.
Buraya kadar her şey normal…
Pozantı’da karşılaştığım arkadaşım ile burada da karşılaştık. Benden önce
gelmişler… Çay içtik, sohbet ettik. Otobüsün hareket edeceğini bildiren anons yapıldı
ve arkadaşım:
— Benim otobüs kalkıyor, İslâhiye’de tekrar buluşalım” dedi.
Kalktık… Ben, sözüm ona, onu yolcu edeceğim, 10 dakika sonra da bizim otobüs
hareket edecek. Tesisin dışına çıktığımızda ne görelim? Sadece bir adet otobüs
var… İki ayrı otobüsle geldik ama otobüs tek… Arkadaşım heyecanlandı…
— Eyvah, ben otobüsü kaçırdım! Araçta kuyumcu malzemeleri var… Şimdi
ne yapacağım ben, mahvoldum.
Diye hayıflanırken bir de baktım ki “kaçan”, benim otobüs! Hayret… Her iki otobüs
de burada yarım saat mola veriyor ve normal şartlarda benden önce gelen otobüs
benden önce hareket etmeli… Yani otobüsü kaçıran arkadaşım olmalı… Öyle
olmadı. Kaçan benim otobüsmüş… Ne hikmetse benim otobüs, 20 dakika durup,
yolcuların eksiği var mı yok mu kontrol etmeden, tesisten ayrılmış. Şimdi düşünme
sırası bana geldi.
Arkadaşımın bindiği otobüse binerek, Onu Nurdağı’da indirip 70 km ilerideki
Gaziantep Otobüs Terminali’ne gittim. Benim otobüs, yolcularını bırakmış ve valizim
de emanete verilmiş. Fakat daktilo makinem içerideki rafta kalmış. Orada
unutulmuş… Otobüsün nerede olduğunu buluncaya ve daktilo makinemi buluncaya
kadar taksiyle birkaç saat dolaştım. Bulduktan sonra İslâhiye’ye giden dolmuşa

binip 2 saatlik bir yolculuktan sonra (yaklaşık yarım günden fazla bir zaman zayi
ederek) menzile ulaştım.
İşte böyle…
Arkadaşını “eken”, sen misin?

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER