Yıllar önceydi… Merhum Prof. Dr. Harun Taşkın ve merhum Numan Yazıcı
ile Gürcistan’a Ahıska Diyarı’na bir yolculuk yaptık. Aşağıda o seyahatten bir
kesit sunuyorum.
Adapazarı- Amasya-Trabzon yoluyla Hopa’da Gürcistan sınırına ulaştık.
Sınırda bir hareketlilik yok… Elektrikler kesik olduğu için gümrükçüler
herhangi bir işlem yapmıyorlar. Adetimdir, her gümrük kapısında İslâhiyeli
hemşeri ararım. Burada öyle yaptım. Gümrükçü memurlardan biri hemşerim
çıktı. Bizi sınırdan kolayca geçirdi ve “dönüşte Posof’tan gelirseniz orada
Tükgözü gümrük kapısında da İslâhiyeli bir hemşerimiz var” dedi.
Seyahatimizde Ahıska bölgesinde Numan Hoca’nın aradığı köyü bulamadık.
Yol boyu değişik yerlere uğradık. Bir gece Batum’da bir otelde kalmak istedik.
Yolun Poti çıkış noktasına doğru bir otel levhası görüp durduk. İki katlı bir
bina… Görevliye İngilizce olarak boş oda olup olmadığını sorduk, anlamadı.
İşaretle anlatmaya çalıştık bu defa anladı ve bizi arka kısımda 1. katta bir odaya
götürdü. Odada 2 yatak var ve biz 3 kişiyiz. İşaretle yerlerinin ancak bu kadar
olduğunu “2 yatakta 3 kişi yatarsak meselenin çözüleceğini” ifade etmeye
çalıştı. Gülüştük ve teşekkür ederek ayrıldık. Geldiğimiz yola girmekte epeyce
zorlandık. Çeşitli çevre yolları vardı ve gidiş istikametimizi kolaylıkla
kaybedebilirdik. Nihayet doğru yolda olduğumuz kanaatine ulaşarak devam
ettik. Karanlık bastı. Trafik yoğunlaştı. Bazı bozuk noktalarda trafik yoğunluk
daha da arttı.
Gori şehrine yaklaştık. Gözlerimiz yol kenarlarında Otel levhası arıyor. Nihayet
Otel Gori levhasını görüyoruz. 300 metre solda olduğunu gösteren bir ok işareti
var. “Gidip bakalım” diyoruz ama bir türlü yolu bulamıyoruz. 5 km kadar gidip
geri dönüyoruz. Biraz daha dikkatlice yol alıp otele giden yolu buluyoruz ve
otele ulaşıyoruz.
Otel anladığımız kadarıyla yeni yapılmış. Rus olduğu anlaşılan bir görevli bizi
karşıladı. Türkçe de İngilizce de bilmiyor. İşaret yardımıyla boş oda olduğunu
anladık. Bir görevli bize boş odaları göstermek üzere “gelin” anlamında işaret
etti. Odalar güzel ancak çift kişilik bir yatak ve yer yatağı olabilen bir koltuk
bulunuyor. Bu koltuğun yatak olabileceği de ilk bakışta anlaşılmıyor. “Herhalde
üçümüz bu tek yatakta yatacağız” diye geçirdim içimden. Görevli yer yatağını
hazırlayarak bize gösterdi. Saat 22:00’yi geçti. Sabah saat 06:00’dan beri
yollardayız. İyice yorulduk. Yataklar nasıl olursa olsun yatmak durumundayız.
Oda fiyatını sorduk. Lari olarak anlayamadığımız bir fiyat söyledi. “Dolar?”
diye sorduk. Görevli hesap makinesini alıp bir hayli işlem yaptıktan sonra “81
Dolar” dedi. 81 rakamını bir kâğıda yazdı. Arkadaşlarla bakıştık. “Kabul”
işareti yapıp eşyalarımızı almaya gittik. Otel görevlisi de bize yardım etti.
Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra odamızda mevcut yiyeceklerimizle akşam
yemeğimizi yedik ve duş aldık. Şimdi problem “çift kişilik yatakta kimlerin, yer
yatağında ise kimin yatacağı” problemiydi. Benim horlama problemim
bilindiği için yerde yatmam uygun bulundu. Bu konuda benim bir problemim
yoktu. Harun Hoca ile yatarsam o rahatsız olacaktı, Numan Hoca ile olursa o
rahat edemeyecekti. En iyisi benim yer yatağında yatıp her ikisinden de biraz
uzak uyumamdı.
Hava sıcak… Odada klima var ama çalışmıyor. Buzdolabı yeri mevcut ama
buzdolabı yok. Odanın küçük bir balkonu mevcut… Bir müddet orada oturup
etrafı seyrettim. Otelin servis aracı görevlileri sanırım evlerine götürüp geri
geldi. Otel oldukça sakin ve görebildiğim kadarıyla bizden başka belki birkaç
müşterisi var. Yolun biraz dışında. Bir ara sanki “karanlık işler yapmak için
yapılmış” gibi bir hisse kapıldım. Otele geldiğimiz sıralarda restoran bölümünde
birkaç kişi yemek yiyordu. Belki de otelde bizden başka kalanlar sadece onlardı.
Oturduğum balkonun karşı tarafında çalışanların kaldığı anlaşılan tek katlı uzun
bir yapı görünüyordu. Arka planda yüksekçe bir dağ… Yangın geçirmiş bir
görünümü var… Resepsiyondan aldığım kartvizite baktım. Bir yüzünde
İngilizce olarak aynen Hotel–Restaurant “GORI” diğer yüzünde de Gürcüce
aynı ifadeler vardı. Karta otelin telefon numaraları yazılmış… Yazılı adresten
otelin Gori-Tiflis Karayolunun 3. kilometresinde olduğunu öğrenmiş oldum.
Sonra bir süre etrafı seyredip yattım. Hemen uyumuşum.
Sabah kalkıp eşyalarımıza alıp bir kat aşağıdaki çıkış kapısına yöneldik.
Hayret… Kapılar kapalı ve görevli de yok… Kaldığımız odanın anahtarını
akşam aldığımız masa üzerine bıraktık ama çıkacak kapı arıyoruz ama
bulamıyoruz. Çıkmak üzere açacağımız bir pencere de bulamadık. “Acaba
çıkış kapısı var mıdır?” diye mutfağa girdik. Nafile… Oteli terk edemiyoruz.
Bir sürü denemeden sonra hiç beklemediğimiz bir yerde bir kapı bulduk ve
dışarı çıktık. O sırada, akşam bizim valizlerimize yardım eden görevli de geldi.
Harun Hoca, ona, İngilizce olarak bazı tavsiyelerde bulundu ancak görevli
anlamadı!
Otelden ayrılıp ana yola çıktık. Poti istikametine yöneldik. Niyetimiz, ileriden
Posof Türkgözü Gümrük kapısına gidip Türkiye’ye girmek… Öyle yaptık.
Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Otelde Mahsur Kalmak
YAZARLAR
TÜMÜ

YORUMLAR