Ben bir doktorum.
Ve varlık nedenim sağlığınızı korumak.
Her gün onlarca hasta görüyorum.
Ama inanın, hastalığın kendisi değil; geç kalmışlık öldürüyor insanları.
Ne zaman geliyorsunuz biliyor musunuz?
Ağrı dayanılmaz olduğunda.
Yorgunluk artık kalkmanıza engel olduğunda.
Gözünüz karardığında.
Yani iş işten geçtikten sonra…
Oysa sağlık, acıyla değil, farkındalıkla korunur.
Ama siz ne yapıyorsunuz?
Sırtınızdaki ağrıyı telefona yoruyorsunuz.
Göğsünüzdeki sıkışmayı “stres” deyip geçiyorsunuz.
Ayda üç defa başınız dönüyor ama “yemekten olmuştur” diyorsunuz.
Ve her şeyi erteliyorsunuz.
“Yoğunum.”
“Zamanım yok.”
“Bir şey çıkarsa ne yaparım?”
İşte bu üç cümle,
Bugünün sessiz katilleri.
Ben hastaneye gelen bedenleri muayene ediyorum.
Ama çoğu zaman karşımdaki insanın önce hayat tarzını tedavi etmem gerekiyor.
Çünkü asıl hastalık:
Düzensiz yaşam.
Uykusuzluk.
Hazır gıda.
Hareketsizlik.
Ve en tehlikelisi: umursamazlık.
Biliyor musunuz?
Günümüzde en hızlı yayılan virüs,
“Bana bir şey olmaz” virüsüdür.
Olur.
Ve geldi mi sert gelir.
Kalp bir sabah sessizce durur.
Beyin bir saniyede karar verir.
Ve geri dönüş bazen imkânsızdır.
Size reçete yazmadan önce
bir cümle bırakmak istiyorum:
Kendinizi ihmal etmeyin.
Ağrınızı tedavi etmek için değil; kontol için gelin bize…
Çünkü bu dünyada sizi ayakta tutacak başka bir beden daha yok.
Asla nutmayın bunu sevgili okurlarım…
Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR