Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zübeyt BOZKURT

Siyasette Kaybolan Değerler Liyakat, Ahlâk ve Huzur

Hak dava insanı olmak; yalnızca bir siyasi yapıya mensup olmakla değil, bir ahlâk çizgisine, bir menhece ve bir sorumluluk bilincine sahip olmakla mümkündür. Bu yol; insanı merkeze alan, vatan ve millet çıkarlarını önceleyen, şahsi menfaatleri değil toplumsal faydayı esas alan bir duruş gerektirir. Dava adamlığı; makam ve mevki için değil, adalet, ahlâk ve sorumluluk için yürümeyi zorunlu kılar.

Türkiye siyasetinde bu anlayış, dönem dönem farklı hareketlerle kendini göstermiştir. Bugün bu çerçevede dikkat çeken yapılardan biri de Huzur Partisi’dir. Partinin ismi, siyasetin sertleştiği ve kutuplaşmanın arttığı bir dönemde unutulmaya yüz tutmuş bir kavrama işaret etmektedir: huzur. Bu yönüyle isim tercihi, sembolik bir anlam taşımanın yanı sıra siyasal hafızaya gönderme yapan bir tercih olarak durmaktadır.

Huzur Partisi’nin kuruluş süreci, klasik bir parti hikâyesinden farklılık göstermektedir. Bu yapı, parti kimliğinden önce Kardelen Hareketi ile yola çıkmış; sahada ve teşkilatlarda bir hazırlık sürecinden geçmiştir. Kardelen Hareketi, Huzur Partisi’nin fikrî altyapısını oluşturan bir zemin olarak nitelendirilmektedir. Bugün gelinen noktada, bu birikimin parti yapısına dönüştüğü görülmektedir.

Kuruluşunun ardından Huzur Partisi, Türkiye genelinde teşkilatlanma sürecini sürdürmektedir. Kısa sayılabilecek bir zaman diliminde il ve ilçe yapılanmalarını hayata geçirmesi, sahadaki hareketliliğin bir göstergesidir. Bu durum, organizasyonel bir çabanın ve teşkilatlanma iradesinin yansıması olarak okunabilir.

Partinin Genel Başkanı Zafer Emanetoğlu ve Genel Başkan Yardımcısı İlyas Helvacı, bu yapının kamuoyunda en çok bilinen isimleri olsa da; Huzur Partisi’ni yalnızca birkaç isim üzerinden değerlendirmek eksik bir okuma olacaktır. Bu hareketin kadroları, farklı meslek gruplarından gelen isimlerden oluşmaktadır. Kadro yapısının, lider merkezli olmaktan ziyade liyakat esaslı bir anlayışı yansıtmayı hedeflediği ifade edilmektedir.

Gazeteci gözüyle bakıldığında şu husus dikkat çekmektedir: Huzur Partisi kadroları, siyaseti yalnızca seçim kazanma aracı olarak değil; bir sorumluluk alanı olarak gördüklerini belirtmektedir. Bu anlayış, söylemlerin yanı sıra sahadaki çalışmalarda da gözlemlenmeye çalışılmaktadır.

Bu noktada, Türkiye siyasetinin yakın geçmişine dair bir detay da hatırlanmalıdır. Huzur Partisi’nin genel başkanı ve kurucular kurulu, bir dönem Yeniden Refah Partisi’nin Türkiye genelinde teşkilatlanma süreçlerinde görev almış ve sorumluluklar üstlenmiştir. Ancak siyasetin doğası gereği yollar zamanla ayrılabilmektedir. Bu durum, bir kırgınlıktan ziyade, siyasi yöntem ve duruş farklılığı olarak değerlendirilmelidir.

Bugün gelinen noktada görülen şudur: Huzur Partisi teşkilatları, siyasi alandaki çalışmalarıyla ve vatandaşla kurdukları iletişimle tanınırlık kazanmaya başlamıştır. Siyasi rekabetin yoğun olduğu bir ortamda bu aşamaya gelmek önemlidir.

Liyakatli dava insanı olmak, bir parti kimliğinden önce bir karakter meselesidir. İsimler, yapılar ve siyasi dengeler değişebilir; ancak ahlâk, adalet ve samimiyet kalıcıdır. Huzur Partisi ve temelini oluşturan Kardelen Hareketi, bu değerler üzerinden kendine bir yol açmaya çalışan yapılardan biri olarak Türkiye siyasetinde izlenmesi gereken bir çizgi sunmaktadır.

“Bu yazı kaleme alınırken amaçlanan; bir destek ya da muhalefet metni ortaya koymak değil, sahada gözlemlenen bir siyasi yaklaşımı gazeteci bakışıyla tarafsız biçimde değerlendirmektir.”

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER