Eskiden bir haksızlık yaşandığında, insanlar son çare olarak mahkemeye giderdi. Şimdi ise çoğu insan “Boşuna uğraşma, torpili olan kazanır” diyor. İşte asıl kriz burada başlıyor.
Mahkemelerin adalet dağıttığına olan inanç, yavaş yavaş eriyor. Dosyalar raflarda beklerken, insanlar “gerçek adalet” için değil, “kendine yakın birini” arıyor. Bu da hukuk sisteminin meşruiyetini derinden sarsıyor.
Güven kaybı sessiz olur. Bir sabah kalkarsınız ve fark edersiniz: Artık insanlar mahkeme kararlarına değil, sosyal medyada yapılan linçlere daha çok inanıyor. Çünkü adalet gecikiyor, çünkü adalet yerini bulamıyor. Bazen haklı olan değil, güçlü olan kazanıyor. Hakim kürsüsünde vicdan değil, bazen korku ya da baskı oturuyor. Ve insanlar, adaleti başka yerlerde aramaya başlıyor. Bu en tehlikeli yoldur.
Mahkeme salonları korkulan değil, güven duyulan yerler olmalı. İnsanlar kapısından içeri girerken “Bana burada hakkım teslim edilir” diyebilmeli. Ama ne yazık ki, günümüzde birçok kişi adliyeye gitmeyi bir tehdit olarak görüyor. Çünkü süreçler uzun, kararlar çelişkili, uygulamalar keyfi olabiliyor. Bu durum sadece bireylerin değil, devletin de güvenilirliğini zedeliyor. Adaletin olmadığı yerde huzur barınmaz.
Artık herkesin ağzında aynı cümle: “Adalet yok.”
İşte bu cümle, bir ülkenin en büyük çöküş işaretidir. Adalete güvenini kaybeden bir halk, devlete olan inancını da kaybeder. Her karar tartışılır hale gelirse, kimin suçlu kimin masum olduğu değil, kimin daha çok bağıra bildiği önem kazanır. Hukukun sesi kısılır, sokaklar konuşmaya başlar. Oysa hukuk, bağıranın değil, haklının yanında olmalı.
Adalet, hissedilmediği yerde zaten yok sayılır.
Hukuk sadece mahkemelerde değil, sokakta da yaşanır. İnsanlar kendini güvende hissetmeli. Suç işleyen cezasını almalı, masum olan korunmalı. Ancak biz ne görüyoruz? Aynı suçtan iki farklı karar. Aynı dosyada yıllarca süren duruşmalar. Bu da insanlarda “adalet yok” algısını büyütüyor. Algı, bazen gerçeğin de önüne geçiyor.
Adaletin terazisi şaşarsa, toplum çözülür.
İnsanlar neden hâkim kararına değil, sosyal medya yorumlarına bakıyor artık? Çünkü güven duygusu eridi. Çünkü adalet sadece kâğıtlarda kaldı. Çünkü saraylarda adalet aranmaz; sokakta, çarşıda, mahallede hissedilmelidir.
Her mahkeme kararı, bir toplumun vicdanıdır.
Bu ülkenin hâkimi, savcısı, avukatı yorgun ama hâlâ umutlu. Hâlâ adaleti yeniden inşa etmek mümkün.
Adalet varsa devlet yaşar, yoksa çöküş hızlanır.
Adil bir dünya düzeni temenni ediyorum.

YORUMLAR