Kürsülerin tanınan ismiydi.
Efsanevi bir akademisyendi.
Yazdığı kitaplarla milyonlarca öğrenciye
dokunan bir rehberdi.
Eserleri, İktisadi ve İdari Bilimler fakültelerinin
başucu kaynağıydı.
Temel mikro ve makro ekonomi eserlerinin baş mimarı olan
bir ekonomist,
bir eğitimci,
bir bilim insanı,
bir yazardı;
Prof. Dr. Tümay ERTEK.
O, ekonomiyi fildişi kulelerden indirdi.
Sokağa taşıdı.
Pazarın tam ortasına bıraktı.
Günlük hayatın soluğu yaptı.
‘Temel Ekonomi’ adlı kitabı mükemmel bir eserdi.
Bu kitabı, üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyordu
bizim dönemde.
Kitabında ekonomiyi o kadar güzel anlatırdı ki…
Her satırı aklımızda hala…
Bir roman gibi okurduk;
Satır satır…
Ve her satırın altını çize çize…
‘Temel Ekonomi’ kitabının yaprağını her çevirdiğimizde
fiyat mekanizması karşılardı bizi.
Esneklikler…
Okuma parçaları…
Çizgi karakterler…
Esprili bir anlatım…
Devlet müdahaleleri…
Tüketici davranışları…
Piyasa çeşitleri…
Eğlenceli notlar…
Gündemdeki ekonomi haberleri…
Hepsi gazete kupürleriyle canlanır.
Kuru formüllerin ötesine geçer.
Teoriler, sokağa iner.
Hayattan örneklerle hayat bulur.
Hayatın ta kendisi olurdu.
Öyle bir anlatırdı ki ekonomiyi;
Şehir bir iskelet olurdu eserinde.
Caddeler damar.
Paralar, mallar, emek ise o damarda akan kan.
Sabah uyanan…
Gündüz koşturan…
Gece vardiyasına kalan…
Nefes alan canlı bir ekosistemdi ekonomi dediği şey!…
Onun o kitabında ne okunursa kolay gelirdi insana…
En karmaşık kavramlar…
En derin konular…
En zor formüller…
En gösterişli tablolar…
Yeter ki o dile getirsin,
Yeter ki o kaleme alsın,
Yeterliydi öğrenmek için…
Hem hangi bilim dalı olursa olsun.
Güzel öğretildiğinde her şey öğrenilebilir.
Zor konu diye bir şey yok aslında,
kolay öğreten öğretmen olduğu sürece.
\\
Prof. Dr. Tümay ERTEK’in kaleme aldığı bu eşsiz eser olan ‘Temel Ekonomi’ kitabını
çok yakından incelemek gerekir bence…
Bu kitap, yalnızca bir ekonomi kitabı değildir çünkü.
Bir anlatım biçimidir.
Bir öğretme biçimidir.
Bir düşünme biçimidir.
Zira muhtevası kadar anlatım şekline de bakalım.
Kavramları nasıl anlatıyor?
Bilgiyi nasıl aktarıyor?
Zor olanı nasıl kolaylaştırıyor?
Öğrenciyi nasıl düşündürüyor?
Çünkü iyi bir kitap
sadece bilgi vermez.
Merak uyandırır.
Düşündürür.
Öğretir.
Hayatla bağ kurar.
Öğrenciyi içinde tutar.
Eğitimde ihtiyacımız olan şey
de zaten budur.
İyi çalışan taraflarını alalım.
Geliştirelim.
Bugün müfredatta var olan
tüm derslere uyarlayalım.
\\
MEB’e…
YÖK’e…
Üniversitelere…
Eğitimle ilgili bütün kurum ve kuruluşlara
küçük bir not düşelim buradan.
Nedense her seferinde sistemi kökten değiştiriyoruz:
Yeni modeller…
Yeni müfredatlar…
Yeni kitaplar…
Yeni sınavlar…
Peki ne değişti?
Sadece değişim!
Öğrenci yine aynı yerde…
Öğretmen yine aynı yükün altında…
Veli yine ne yapacağını düşünüyor…
Ve eğitim sistemi yine yerlerde…
Oysa elimizde çok büyük bir birikim var.
İyi kitaplar var.
İyi akademisyenler var.
İyi öğretmenler var.
Yılların tecrübesi var.
Her seferinde
tekerleği yeniden icat etmeyelim.
Amerika’yı yeniden keşfetmeyelim.
Her gelen yönetimle
eğitimin yönünü değiştirmeyelim.
Radikal reformlarla
yılların birikimini bir anda silmeyelim.
Bir sistem kurup
daha sonuçlarını görmeden değiştirmeyelim.
Yeni olan her şey
iyi olan demek değildir.
Eski olan her şey de
değersiz değildir.
Önce elimizde ne var,
ona bakalım.
Neyi doğru yaptık?
Nerede başarılı olduk?
Hangi kitaplar öğrenciyi yakaladı?
Hangi öğretim yöntemleri işe yaradı?
Hangi eserler yıllarca
öğrencilerin elinden düşmedi?
Bunları araştıralım.
İyi olanı koruyalım.
Eksik olanı geliştirelim.
Yanlış olanı düzeltelim.
Ama her şeyi bir anda değiştirmeyelim.
Çünkü eğitim
kısa vadeli bir deneme alanı değildir.
Bir nesli yetiştirir.
Bir ülkenin geleceğini şekillendirir.
Yanlış sonuçlanırsa bedeli ağırdır.
Telafisi mümkün değildir.
Vebali büyüktür.
Bu nedenle eğitimde
köklü değişikliklerden önce
köklü bir inceleme gerekir.
Bazen reform yapmak değil,
iyi olanı geliştirmek daha değerlidir.
Bazen yeni bir yol açmak değil,
doğru yolda daha ileri gitmek gerekir.
Eğitim, modası geçmiş gömlek gibi sürekli değiştirilemez.
Çünkü eğitim bir birikim işidir.
Yılların tecrübesi vardır.
Biriktirilmiş bilgi vardır.
Emek vardır.
Deneyim vardır.
Her değişiklik ilerleme değildir.
Ama doğru yapılan her geliştirme,
bir adım daha ileri gitmektir.
Bu nedenle eğitimde mesele
her şeyi değiştirmek değil,
iyi olanı koruyarak
daha iyi hale getirmektir.
Bazen en doğru adım,
iyi olanı fark etmek
ve onu geliştirmektir.
Eğitimde;
Değişim değil,
gelişim şart!
\\
Şimdi serçe parmağımıza sertçe bir ip bağlayalım.
Ve unutmayalım.
Nereden geldiğimizi
unutmayalım.
Neleri başardığımızı
unutmayalım.
Hangi kitapların
öğrencilere ışık tuttuğunu unutmayalım.
Hangi öğretmenlerin
nesiller yetiştirdiğini unutmayalım.
Yılların birikimini
bir gecede silmeyelim.
Her yeni fikri
eskisinin düşmanı olarak görmeyelim.
İyiyi koruyalım.
Eksik olanı tamamlayalım.
Yanlış olanı düzeltelim.
Ama geçmişten
ders almayı unutmayalım.
Çünkü eğitim,
bugünden yarına kurulmaz.
Dünden bugüne gelir.
Bugünden de yarına taşınır.
İyi olanı
kaybetmeden ilerleyelim.

YORUMLAR