Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zübeyt BOZKURT

15 Temmuz’da Milletin İradesi Tankları Ezdi

Bazı tarihler vardır; yalnızca bir günü değil, bir milletin kaderini değiştirir. 15 Temmuz 2016 da işte böyle bir tarihtir. O gece yaşananları sadece “bir darbe girişimi” olarak tanımlamak, yaşanan büyük mücadelenin anlamını eksik bırakır. Çünkü o gece, devletin içine yıllarca sinsice yerleşen bir ihanet şebekesiyle millet iradesinin doğrudan karşı karşıya geldiği tarihi bir hesaplaşma yaşanmıştır.

FETÖ yapılanması, uzun yıllar boyunca eğitimden bürokrasiye, yargıdan emniyete kadar devletin kritik kurumlarına sistemli biçimde yerleşti. Hukuku adalet dağıtan bir kurum olmaktan çıkarıp korku üreten bir mekanizmaya dönüştürdü. Medya üzerinde oluşturulan baskı, iş dünyasına verilen gözdağı ve kamu kurumlarında kurulan vesayet, devletin nasıl büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu gösteriyordu.

Ne var ki tarihin her döneminde olduğu gibi bu millet, en ağır imtihanını yine birlik ve beraberlik içinde vermeyi başardı.

17-25 Aralık süreci, aslında görünmeyen mücadelenin görünür hâle geldiği ilk büyük kırılmaydı. Devlet ile örgüt arasındaki hesaplaşma artık gizlenemez bir noktaya ulaşmıştı. Ancak asıl hedef, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimini ele geçirmekti. Bunun için de 15 Temmuz gecesi seçildi.

Fakat hesap edemedikleri bir gerçek vardı.

Bu millet, tarih boyunca bağımsızlığını hiçbir güce teslim etmediği gibi, o gece de teslim etmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milleti meydanlara davet eden çağrısıyla birlikte Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca insan sokaklara çıktı. Tankların önüne yürüyenler, kurşunlara göğsünü siper edenler, köprüleri, meydanları ve havaalanlarını dolduranlar; herhangi bir siyasi görüşün değil, doğrudan doğruya vatanın ve milli iradenin yanında durduklarını gösterdiler.

15 Temmuz gecesi yaşanan en büyük hadise, milletin devletine sahip çıkmasıdır.

Darbeyi planlayanlar silahın milleti susturacağını düşündüler. Oysa unuttukları bir gerçek vardı: Bu topraklarda Çanakkale ruhu hiçbir zaman kaybolmadı. Tankların karşısına çıkan insanların elinde silah yoktu; fakat yüreklerinde vatan sevgisi vardı. Tarih, çoğu zaman teknolojiyi değil, inancı güçlü olanları yazmıştır.

15 Temmuz’dan sonra Türkiye yalnızca darbecileri etkisiz hâle getirmedi. Aynı zamanda devletin güvenlik mimarisini yeniden inşa etti. Savunma sanayiinde yerli ve milli üretime verilen önem arttı. ASELSAN, TUSAŞ, Baykar, Roketsan ve benzeri kuruluşların bugün ulaştığı seviyenin arkasında, bağımsızlık iradesini güçlendirme anlayışı bulunmaktadır.

Bugün Türkiye, yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke değildir. Savunma sanayiindeki teknolojik atılımları, diplomatik girişimleri ve bölgesel krizlerde üstlendiği rollerle uluslararası siyasetin önemli aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Karabağ’dan Libya’ya, Somali’den Suriye’ye kadar birçok bölgede ortaya koyduğu politika, artık Türkiye’nin küresel ölçekte farklı bir konuma yükseldiğini göstermektedir.

Hiç şüphesiz tarihçiler, siyaset bilimciler ve hukukçular 15 Temmuz’u uzun yıllar boyunca farklı yönleriyle değerlendirmeye devam edeceklerdir. Ancak üzerinde tartışılmayacak bir gerçek vardır: O gece, millet iradesi silahın karşısında geri adım atmamıştır.

Bu destanın gerçek kahramanları; evinden çıkıp meydanlara koşan isimsiz vatandaşlardır. Şehitlerimiz, gazilerimiz, güvenlik güçlerimiz ve demokrasiyi korumak için canını ortaya koyan milyonlarca insan, Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasında daima müstesna bir yere sahip olacaktır.

Milletlerin tarihinde bazı geceler vardır ki sadece geçmişi değil, geleceği de belirler. 15 Temmuz böyle bir gecedir.

Bugün yapılması gereken, o geceyi yalnızca anmak değil; devlet kurumlarını daha güçlü hâle getirmek, hukukun üstünlüğünü korumak, milli birlik ruhunu yaşatmak ve gelecek nesillere demokrasinin bedelinin ne kadar ağır olduğunu anlatmaktır.

Çünkü unutulmamalıdır ki güçlü devletlerin temelinde yalnızca güçlü kurumlar değil, gerektiğinde vatanı için canını ortaya koyabilecek güçlü milletler vardır.

15 Temmuz, işte bu gerçeğin bütün dünyaya ilan edildiği gecedir.

O gece tanklar yürüdü; fakat milletin iradesini ezemedi.

Aksine, milletin iradesi tankları tarihin karanlığına gömdü.

Selam ve Dua İle

Zübeyt BOZKURT

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER