Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zübeyt BOZKURT

Husi–Suud Geriliminde Kritik Eşik

Husi–Suud Geriliminde Kritik Eşik

Yemen’de yıllardır süren çatışmalar, yalnızca bir egemenlik mücadelesi değil, bölgesel güç dengelerini etkileyen önemli bir krizdir. Peki bu savaş kimin çıkarına hizmet ediyor, bedelini kim ödüyor?

Yemen’de Husi hareketi ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasındaki gerilim, ülkenin geleceğini belirsizliğe sürüklerken Orta Doğu’daki güç mücadelesini de yeniden gündeme taşıyor. Sana’da kontrolü elinde bulunduran Husiler ile Aden merkezli, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti arasındaki mücadele yıllardır devam ediyor. Ancak geçen zamana rağmen ülkeye kalıcı barış getirilebilmiş değil.

Bu çatışmanın en ağır bedelini ise siyasi hesapların dışında kalan Yemen halkı ödüyor. Ekonomik sorunlar derinleşiyor, toplumsal yapı zarar görüyor, milyonlarca insan güvenlik ve geçim mücadelesi veriyor. Sahada elde edilen askerî kazanımlar, ülkenin geleceğini güvence altına almaya yetmiyor. O hâlde asıl soru şu: Kesin bir sonuca ulaşmayan bu savaşın devam etmesi kime ne kazandırıyor?

Savaşın Kazananı Var mı?

Yemen’deki krizi yalnızca iki taraf arasındaki mücadeleyle açıklamak mümkün değil. Bölgesel rekabet, dış müdahaleler ve küresel güçlerin stratejik çıkarları, çatışmanın seyrini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. ABD’nin bölgedeki politikaları, deniz yollarının güvenliği ve İsrail’in güvenlik hesapları da Orta Doğu’daki gelişmelerin daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesini gerektiriyor.

Ancak dış güçlerle kurulan ilişkiler, çatışan taraflardan herhangi birini bütünüyle haklı çıkarmak için yeterli değildir. Bir tarafın yanlışlarını eleştirirken diğerinin hatalarını görmezden gelmek, adaletli bir yaklaşım olmaz. Asıl mesele, kimin hangi siyasi çizgide durduğundan önce, atılan adımların bölge halklarına ne kazandırdığına bakmaktır.

Savaşın devam etmesi, yalnızca Yemen’i değil, bütün bölgenin istikrarını da tehdit ediyor. Müslüman toplumların kaynaklarını tüketen, ülkeleri zayıflatan ve halkları karşı karşıya getiren bu çatışma, bölgesel barışın önündeki en önemli engellerden biri olmayı sürdürüyor.

Taraf Olmak mı, Barışın Yanında Durmak mı?

Yemen meselesinde asıl ihtiyaç, taraflardan birini koşulsuz desteklemek değil, savaşı sona erdirecek bir çözümün yanında durmaktır. Bu yaklaşım, saldırılara veya çatışmayı büyüten adımlara sessiz kalmak anlamına gelmez. Aksine savaşı körükleyen girişimlere karşı çıkmayı, sivillerin korunmasını ve bütün tarafların müzakereye yönelmesini gerektirir.

Yemen’de kalıcı barış için ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve ülkenin geleceğini belirleyecek kapsayıcı bir siyasi sürecin işletilmesi gerekiyor. Bu süreçte Yemen halkının iradesi esas alınmalı, ülkenin geleceği dış aktörlerin çıkar hesaplarına terk edilmemelidir.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın da Yemen’deki gelişmeler üzerinden tartışılması dikkatle ele alınmalıdır. Bir çatışmanın varlığından hareketle anlaşmayı bütünüyle mahkûm etmek veya bütün eleştirileri geçersiz saymak yerine, anlaşmanın kapsamı ve somut sonuçları değerlendirilmelidir. Bölgesel iş birliğinin gerçek değeri, siyasi tartışmalara nasıl malzeme olduğuyla değil, barışa ve güvenliğe ne ölçüde katkı sağladığıyla ölçülmelidir.

 Yemen’de bugün ihtiyaç duyulan şey, yeni bir güç gösterisi değil, savaşın sona ermesini sağlayacak siyasi iradedir. Yıllardır süren çatışmaların ardından hâlâ kesin bir çözüm ortaya konulamamışsa askerî üstünlük beklentilerinin yeniden sorgulanması gerekir. Hiçbir taraf, sahip olduğu güç sayesinde savaşın bütün sonuçlarını kontrol edebileceğini düşünmemelidir.

Orta Doğu’nun geleceği, ülkelerin birbirini tüketen mücadelelerle değil, ortak sorunlara çözüm üreten bir anlayışla hareket etmesine bağlıdır. Yemen’de barışın sağlanması, yalnızca bu ülkenin değil, bütün bölgenin yararınadır.

Çünkü gerçek başarı, karşı tarafı yenilgiye uğratmak değil, halkları daha fazla acıdan kurtarmaktır.

 

Şimdi Paylaş:

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER