Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma programında siyaset, yargı krizleri ve yaklaşan seçimlere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Seçimlere yaklaşık bir yıl kala siyasi iklimin yargı süreçleriyle dizayn edilmeye çalışılmasını eleştiren Ağıralioğlu, vatandaşın sandığa olan inancının zedelendiğine dikkat çekerek acil önlem çağrısı yaptı.
Ana Muhalefet ve Yargı Kıskacı
Yaklaşan seçim sürecinin demokratik standartlara uygun yürütülmesi gerektiğini belirten Ağıralioğlu, yargının siyaseti daraltmaması ve şekillendirmemesi gerektiğinin altını çizdi. Anahtar Parti lideri konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Seçime sadece bir yıl gibi kısa bir süre kalmışken, ana muhalefet partisinin adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında ikamet ettiği bir görüntü demokratik bir ülkeye yakışmaz.”
Çözüm Adresi Meclis
Siyasette ve seçim güvenliğinde yaşanan tartışmaların çözüm yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu vurgulayan Ağıralioğlu, yasa yapıcılara seslendi. Yargı süreçlerinin siyaseti zorlamaması gerektiğini ifade eden Ağıralioğlu, “Eğer hukukta bir boşluk varsa Meclis oradadır, o boşluğu derhal dolduracaksınız” diyerek acil düzenleme çağrısında bulundu.
“Sandığa Güven Azalıyor”
Ağıralioğlu’nun konuşmasında öne çıkan en kritik başlıklardan biri seçmen psikolojisi ve sandık güvenliği oldu. Yaşanan siyasi krizlerin vatandaş üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Ağıralioğlu, durumu şu tespitlerle özetledi:
-
İrade Zedeleniyor: Süregelen hukuki ve siyasi karmaşa seçmenin iradesini zedeliyor.
-
Güven Kaybı: Vatandaşın demokratik sürece ve sandığa olan güveni giderek azalıyor.
-
Acil Müdahale Şart: Demokratik meşruiyetin yara almaması için seçmenin sandıktan kopmasının önüne hızla geçilmeli.
“Hamaset Değil, Adalet ve Üretim Gerekli”
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin ekonomik durumuna ve adalet sistemine de değinen Ağıralioğlu, milli değerler üzerinden yapılan siyasetin içinin somut adımlarla doldurulması gerektiğini ifade etti:
“Ezan dinmez, bayrak inmez deniyorsa; bunun karşılığı adalet, üretim ve güçlü bir gelecek olmalı.”
