Gecenin bir yarısı, gökyüzüne baktığında bir ışık görsen…
Kimi “drone’dur” der, kimi “yıldız kaydı”, kimi de “yok artık abi, UFO bu!” diye bağırır.
Ben üçüncü gruptayım galiba — ama çaktırma, delirdim sanmasınlar.
Son günlerde Avrupa semalarında öyle şeyler oluyor ki, sıradan dron olayı değil bu iş.
Danimarka’da havaalanları “tanımlanamayan uçan cisimler” yüzünden peş peşe kapandı (Reuters, 22–29 Eylül 2025).
Kopenhag, Aalborg, Billund derken ülke alarma geçti. Hükümet sivil dronları yasakladı; “koordineli hibrit saldırı olabilir” dendi (Reuters, 25 Eylül 2025).
Ardından Norveç, Belçika ve Almanya’da da aynı manzara: gökyüzünde kimliği belirsiz cisimler, havalimanları kepenk kapatıyor (AP, 3–4 Ekim 2025).
Hatta Münih Havalimanı’nda iki gece üst üste uçuşlar durduruldu (AP, 4 Ekim 2025).
NATO bile “bölgesel gözetimi artırıyoruz” diye açıklama yaptı (NATO, 27 Eylül 2025).
Hani bir an “uzaylılar NATO’ya mı üye oldu acaba?” dedim içimden.
Şimdi diyeceksin ki, “Semih, tamam da bunlar dron olabilir, ne UFO’su?”
Olabilir tabii… ama gel de şu ayrıntılara kayıtsız kal:
Bazı tanıklar “ışıkları aniden söndü, yön değiştirdi, ses yoktu” diyor (The Guardian, 29 Eylül 2025).
Bu dron işi biraz fazla sessiz, fazla seri.
Dron olsa pille biterdi, en kötü şarjı biterdi; ama bunlar sabaha kadar turluyor.
Yani ya Elon Musk gizliden gökyüzü deneme sürümü yayınladı,
ya da aramızda dolaşan başka akıllılar var — biraz yüksekten bakan cinsten.
Zaten UFO gözlemleri dünya genelinde artmış durumda.
Belçika’da geçen ay “ışıklı üçgen” diye yüzlerce ihbar yapılmış (Brussels Times, 2025).
Bizde de 2007–2009 arasında Kumburgaz olayı hâlâ dillerdedir — hani o Yalçın Yalman’ın kamerasına takılan, içinden ‘minik gri abiler’ gözüken görüntüler (UFOholic, 2017).
O zaman “montaj” dediler, “yansıma” dediler ama NASA’nın bile “tanımlanamayan hava fenomeni” (UAP) diye resmi kayıt açtığı bir dönemde, artık kim neye inanırsa…
Ama Türkiye medyasına bakıyorum, çıt yok!
Sanki gökyüzü kapalı gişe oynuyor ama kimse bilet almamış.
Euronews Türkçe, Anadolu Ajansı falan kısa kısa geçti konuyu (AA, 29 Eylül 2025),
ama derinlemesine tartışma? Yok.
Biz daha hâlâ “uçan daire mi, kahve fincanı mı” muhabbetindeyiz.
Şimdi ben demiyorum ki, uzaylılar geliyor, tencereleri hazırlayın…
Ama şu kadarını diyebilirim:
Bu kadar ülke aynı anda alarma geçiyorsa, bir şeyler dönüyor.
Belki de bizim oraların deyimiyle: “Gökyüzünde işler karışık abi, biri antenle oynuyor!”
Dron mu, UFO mu, uzaylı mı… bilinmez.
Ama bildiğim tek şey:
Her büyük keşif, önce ‘komplo’ diye küçümsenir,
sonra ‘teori’ olur,
en sonunda da “aa meğer doğruymuş” diye belgeselini yaparlar.
O yüzden ben gökyüzüne bakarken artık sadece yıldız saymıyorum.
Kim bilir, belki onlar da yukarıdan bizi sayıyordur.
Ve içlerinden biri, “Şu Edirne’deki Semih’in tatlısını bir tadar mıyız?” diyordur.
Varsın gelsinler, yeter ki nakit ödesinler! Baktık kötü niyetliler bir taşla akıtırız pekmezlerini.

YORUMLAR