Medya Göözü Gazetesi https://www.medyagoozugazetesi.com Gözümüz Her Yerde! Fri, 23 Oct 2026 11:47:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.1.4 https://www.medyagoozugazetesi.com/wp-content/uploads/2025/06/ms-icon-310x310-1-e1749952425331-150x150.png Medya Göözü Gazetesi https://www.medyagoozugazetesi.com 32 32 Trump Yönetimi 300 Binden Fazla Vizeyi Tek Kalemde Sildi! https://www.medyagoozugazetesi.com/trump-yonetimi-300-binden-fazla-vizeyi-tek-kalemde-sildi-2/ https://www.medyagoozugazetesi.com/trump-yonetimi-300-binden-fazla-vizeyi-tek-kalemde-sildi-2/#respond Fri, 23 Oct 2026 11:42:45 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188420 ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 Ocak 2025 tarihinde ikinci kez göreve başlamasının ardından Washington yönetimi, yabancı ülke vatandaşlarına yönelik eşi benzeri görülmemiş bir vize operasyonuna imza attı. Medya Gözü Gazetesi’nin  derlediği çarpıcı bilgilere göre, geride kalan kısa süre içerisinde 300 bini aşkın kişinin ABD vizesi iptal edildi.

Önceki Dönemleri Geride Bırakan Rekor Hız

Beyaz Saray’dan elde edilen veriler, Trump yönetiminin ülkeye giriş çıkışlar konusundaki katı tutumunu gözler önüne seriyor. Önceki ABD yönetimleriyle kıyaslandığında vize iptal süreçlerinin çok daha hızlı ve kapsamlı bir şekilde yürütüldüğü, denetimlerin aralıksız sürdüğü belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de bu devasa rakamın her geçen gün daha da artmaya devam ettiğini doğruladı.

“Hak Değil, Ayrıcalık” Çıkışı

Söz konusu iptal dalgasına ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mora Namdar’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Vizesi iptal edilen yüz binlerce kişiyle ilgili konuşan Namdar, “ABD’ye seyahat etmek bir hak değil, ayrıcalıktır” diyerek, Washington’un göçmenlere ve yabancı ziyaretçilere bakış açısını bir kez daha netleştirmiş oldu. Kurallara uymayanların bu “ayrıcalığı” kaybedeceğini belirten yetkili, iptallerin 300 bini aştığını duyurdu.

Onaylanan Vizeler Bile Güvende Değil

ABD makamları, ülkeye seyahat edecek yabancıların sadece başvuru aşamasında değil, vizeyi aldıktan sonra dahi yakın markajda tutulduğunu vurguluyor. Gerekçe olarak ise “vize koşullarının ihlali ve güvenlik açısından sakınca görülmesi” gösteriliyor. Bu kapsamda, cebinde onaylı ABD vizesi bulunan on binlerce kişi her an iptal şokuyla karşı karşıya kalabiliyor.

Hangi Ülkeler Hedefte? Sır Gibi Saklanıyor

Denetimlerin ve vize iptallerinin önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edeceği açıklanırken, bu devasa kıyımdan en çok hangi ülke vatandaşlarının etkilendiği sorusu henüz yanıt bulmadı. 300 binden fazla iptalin ülkelere göre dağılımına ilişkin ayrıntılı bir listenin kamuoyuyla paylaşılmaması ise dikkat çekiyor.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/trump-yonetimi-300-binden-fazla-vizeyi-tek-kalemde-sildi-2/feed/ 0
Trump Yönetimi 300 Binden Fazla Vizeyi Tek Kalemde Sildi! https://www.medyagoozugazetesi.com/trump-yonetimi-300-binden-fazla-vizeyi-tek-kalemde-sildi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/trump-yonetimi-300-binden-fazla-vizeyi-tek-kalemde-sildi/#respond Wed, 21 Oct 2026 10:58:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188405

ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 Ocak 2025 tarihinde ikinci kez göreve başlamasının ardından Washington yönetimi, yabancı ülke vatandaşlarına yönelik eşi benzeri görülmemiş bir vize operasyonuna imza attı. Medya Gözü Gazetesi’nin  derlediği çarpıcı bilgilere göre, geride kalan kısa süre içerisinde 300 bini aşkın kişinin ABD vizesi iptal edildi.

Önceki Dönemleri Geride Bırakan Rekor Hız

Beyaz Saray’dan elde edilen veriler, Trump yönetiminin ülkeye giriş çıkışlar konusundaki katı tutumunu gözler önüne seriyor. Önceki ABD yönetimleriyle kıyaslandığında vize iptal süreçlerinin çok daha hızlı ve kapsamlı bir şekilde yürütüldüğü, denetimlerin aralıksız sürdüğü belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de bu devasa rakamın her geçen gün daha da artmaya devam ettiğini doğruladı.

“Hak Değil, Ayrıcalık” Çıkışı

Söz konusu iptal dalgasına ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mora Namdar’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Vizesi iptal edilen yüz binlerce kişiyle ilgili konuşan Namdar, “ABD’ye seyahat etmek bir hak değil, ayrıcalıktır” diyerek, Washington’un göçmenlere ve yabancı ziyaretçilere bakış açısını bir kez daha netleştirmiş oldu. Kurallara uymayanların bu “ayrıcalığı” kaybedeceğini belirten yetkili, iptallerin 300 bini aştığını duyurdu.

Onaylanan Vizeler Bile Güvende Değil

ABD makamları, ülkeye seyahat edecek yabancıların sadece başvuru aşamasında değil, vizeyi aldıktan sonra dahi yakın markajda tutulduğunu vurguluyor. Gerekçe olarak ise “vize koşullarının ihlali ve güvenlik açısından sakınca görülmesi” gösteriliyor. Bu kapsamda, cebinde onaylı ABD vizesi bulunan on binlerce kişi her an iptal şokuyla karşı karşıya kalabiliyor.

Hangi Ülkeler Hedefte? Sır Gibi Saklanıyor

Denetimlerin ve vize iptallerinin önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edeceği açıklanırken, bu devasa kıyımdan en çok hangi ülke vatandaşlarının etkilendiği sorusu henüz yanıt bulmadı. 300 binden fazla iptalin ülkelere göre dağılımına ilişkin ayrıntılı bir listenin kamuoyuyla paylaşılmaması ise dikkat çekiyor.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/trump-yonetimi-300-binden-fazla-vizeyi-tek-kalemde-sildi/feed/ 0
İSTANBUL BARAJLARINDA SON 10 YILIN REKORU https://www.medyagoozugazetesi.com/istanbul-barajlarinda-son-10-yilin-rekoru/ https://www.medyagoozugazetesi.com/istanbul-barajlarinda-son-10-yilin-rekoru/#respond Mon, 19 Oct 2026 13:01:35 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188382

Özel Haber | Medya Gözü Gazetesi

İstanbul’da son günlerde etkisini gösteren şiddetli sağanak yağışlar, kentin barajlarındaki su seviyelerinde büyük bir artışa neden oldu. İSKİ verilerine göre, sadece beş gün önce yüzde 38 seviyelerinde olan genel baraj doluluk oranı, aralıksız süren yağışlarla birlikte yüzde 53,54’e ulaştı. Bu oran, son 10 yılın ekim ayı ölçümleri baz alındığında en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.

Geçtiğimiz yıl aynı dönemde yüzde 24,13, 2024’te yüzde 33,94 ve 2023’te yüzde 21,01 olan doluluk oranlarına kıyasla yaşanan bu hızlı artış, kuraklık endişelerini şimdilik hafifletti.

Alibeyköy Barajı’nda Büyük Sıçrama Yağışlardan en çok etkilenen noktalardan biri Alibeyköy Barajı oldu. Beş gün önce havzasında yüzde 34,44 doluluk ölçülen baraj, bugün itibarıyla yüzde 76,6 seviyesine çıkarak kuruyan alanlarını yeniden suyla doldurdu. Alibeyköy’deki bu hızlı artış da kendi havzası özelinde son 10 yılın ekim ayı rekoru olarak kaydedildi.

En Dolu Darlık, En Düşük Pabuçdere Kentin en yüksek doluluk oranına sahip havzası yüzde 88,53 ile Darlık Barajı olurken, kentin kuzeyindeki Kazandere ve Pabuçdere barajlarındaki su seviyeleri kritik düzeyde kalmaya devam ediyor.

İstanbul Barajlarında Güncel Doluluk Oranları:

  • Darlık: Yüzde 88,53

  • Elmalı: Yüzde 79,97

  • Ömerli: Yüzde 77,39

  • Alibeyköy: Yüzde 76,60

  • Istrancalar: Yüzde 61,73

  • Terkos: Yüzde 36,98

  • Sazlıdere: Yüzde 31,95

  • Büyükçekmece: Yüzde 30,35

  • Kazandere: Yüzde 8,08

  • Pabuçdere: Yüzde 3,76

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/istanbul-barajlarinda-son-10-yilin-rekoru/feed/ 0
Husi–Suud Geriliminde Kritik Eşik https://www.medyagoozugazetesi.com/husi-suud-geriliminde-kritik-esik/ https://www.medyagoozugazetesi.com/husi-suud-geriliminde-kritik-esik/#respond Mon, 19 Oct 2026 12:04:44 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188373 Husi–Suud Geriliminde Kritik Eşik

Yemen’de yıllardır süren çatışmalar, yalnızca bir egemenlik mücadelesi değil, bölgesel güç dengelerini etkileyen önemli bir krizdir. Peki bu savaş kimin çıkarına hizmet ediyor, bedelini kim ödüyor?

Yemen’de Husi hareketi ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasındaki gerilim, ülkenin geleceğini belirsizliğe sürüklerken Orta Doğu’daki güç mücadelesini de yeniden gündeme taşıyor. Sana’da kontrolü elinde bulunduran Husiler ile Aden merkezli, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti arasındaki mücadele yıllardır devam ediyor. Ancak geçen zamana rağmen ülkeye kalıcı barış getirilebilmiş değil.

Bu çatışmanın en ağır bedelini ise siyasi hesapların dışında kalan Yemen halkı ödüyor. Ekonomik sorunlar derinleşiyor, toplumsal yapı zarar görüyor, milyonlarca insan güvenlik ve geçim mücadelesi veriyor. Sahada elde edilen askerî kazanımlar, ülkenin geleceğini güvence altına almaya yetmiyor. O hâlde asıl soru şu: Kesin bir sonuca ulaşmayan bu savaşın devam etmesi kime ne kazandırıyor?

Savaşın Kazananı Var mı?

Yemen’deki krizi yalnızca iki taraf arasındaki mücadeleyle açıklamak mümkün değil. Bölgesel rekabet, dış müdahaleler ve küresel güçlerin stratejik çıkarları, çatışmanın seyrini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. ABD’nin bölgedeki politikaları, deniz yollarının güvenliği ve İsrail’in güvenlik hesapları da Orta Doğu’daki gelişmelerin daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesini gerektiriyor.

Ancak dış güçlerle kurulan ilişkiler, çatışan taraflardan herhangi birini bütünüyle haklı çıkarmak için yeterli değildir. Bir tarafın yanlışlarını eleştirirken diğerinin hatalarını görmezden gelmek, adaletli bir yaklaşım olmaz. Asıl mesele, kimin hangi siyasi çizgide durduğundan önce, atılan adımların bölge halklarına ne kazandırdığına bakmaktır.

Savaşın devam etmesi, yalnızca Yemen’i değil, bütün bölgenin istikrarını da tehdit ediyor. Müslüman toplumların kaynaklarını tüketen, ülkeleri zayıflatan ve halkları karşı karşıya getiren bu çatışma, bölgesel barışın önündeki en önemli engellerden biri olmayı sürdürüyor.

Taraf Olmak mı, Barışın Yanında Durmak mı?

Yemen meselesinde asıl ihtiyaç, taraflardan birini koşulsuz desteklemek değil, savaşı sona erdirecek bir çözümün yanında durmaktır. Bu yaklaşım, saldırılara veya çatışmayı büyüten adımlara sessiz kalmak anlamına gelmez. Aksine savaşı körükleyen girişimlere karşı çıkmayı, sivillerin korunmasını ve bütün tarafların müzakereye yönelmesini gerektirir.

Yemen’de kalıcı barış için ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve ülkenin geleceğini belirleyecek kapsayıcı bir siyasi sürecin işletilmesi gerekiyor. Bu süreçte Yemen halkının iradesi esas alınmalı, ülkenin geleceği dış aktörlerin çıkar hesaplarına terk edilmemelidir.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın da Yemen’deki gelişmeler üzerinden tartışılması dikkatle ele alınmalıdır. Bir çatışmanın varlığından hareketle anlaşmayı bütünüyle mahkûm etmek veya bütün eleştirileri geçersiz saymak yerine, anlaşmanın kapsamı ve somut sonuçları değerlendirilmelidir. Bölgesel iş birliğinin gerçek değeri, siyasi tartışmalara nasıl malzeme olduğuyla değil, barışa ve güvenliğe ne ölçüde katkı sağladığıyla ölçülmelidir.

 Yemen’de bugün ihtiyaç duyulan şey, yeni bir güç gösterisi değil, savaşın sona ermesini sağlayacak siyasi iradedir. Yıllardır süren çatışmaların ardından hâlâ kesin bir çözüm ortaya konulamamışsa askerî üstünlük beklentilerinin yeniden sorgulanması gerekir. Hiçbir taraf, sahip olduğu güç sayesinde savaşın bütün sonuçlarını kontrol edebileceğini düşünmemelidir.

Orta Doğu’nun geleceği, ülkelerin birbirini tüketen mücadelelerle değil, ortak sorunlara çözüm üreten bir anlayışla hareket etmesine bağlıdır. Yemen’de barışın sağlanması, yalnızca bu ülkenin değil, bütün bölgenin yararınadır.

Çünkü gerçek başarı, karşı tarafı yenilgiye uğratmak değil, halkları daha fazla acıdan kurtarmaktır.

 

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/husi-suud-geriliminde-kritik-esik/feed/ 0
Antropolojik Siyaset Arenasından https://www.medyagoozugazetesi.com/antropolojik-siyaset-arenasindan-2/ https://www.medyagoozugazetesi.com/antropolojik-siyaset-arenasindan-2/#respond Mon, 19 Oct 2026 10:37:47 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188368 Elbette yani… Popüler Şarkıcı ile çoban aynı statüde mi ki oyları aynı olsun. Bu durum demokrasiye aykırı…

İsabetli bir tespit: Bizim asırlık kronik muhalif partimizin hiçbir zaman ‘iktidar’ olma hedefi olmadı. Toptan kaçan futbolculara benziyor bizim muhalefet… ‘Top patlamasın’ diye topa vurmuyorlar!

Adamlar hem iktidar olmaktan kaçıyorlar hem de iktidara ‘emekli maaşlarını artırın’ diye önerge veriyorlar… Sonra da yaz gelince, alelacele meclisi tatil ediyorlar. Allah’ım, sen bunlara akıl ver. Bunları kafa karışıklığı yaşayanlar olmaktan çıkar da normalleşsinler…

CHP’li siyasetçi Hüseyin Sağ diyor ki: Özellikle arasanız, gazeteye ve televizyonlara ilan verseniz, adayları elemeye tabi tutsanız, ‘Şaibeli İsim Yerleştirme Sınavı’ düzenleseniz, her konuda yetişmiş bu kadar tartışmalı ismi bir araya getirmek büyük bir maharet ister.

Var ya… Bugün mazot fiyatlarını eleştiriyorlar ve suçu (!) Erdoğan’a yüklüyorlar ya… Erdoğan, yarın mazot fiyatını bir (!) TL’ye indirse, bu sefer daha çok eleştirirler! Hatta ‘kendi babasının malı mı ki bu kadar ucuz verip Devleti zarara sokuyor’ derler

Gelecek genel seçimlere kadar muhalefetimiz için dua edelim. Hep böyle olsunlar! Sakın ha sakın farklı bir tavır göstermesinler. Takip ettikleri mevcut yollarından ve stratejilerinden ayrılmasınlar hep böyle devam etsinler. Milletimiz onları hep böyle görmek ister.

Adamlar iyice şaşkına döndüler. Yönettikleri belediyelerde suyu ‘bedava’ vereceklerini söyledikleri halde bunu beceremiyorlar ama iktidara geldiklerinde mazotu bedava vereceklermiş. Bunu söyleyenlere inanan bir kitlenin de mevcut olması tam bir komedi.

İslam’a açıktan saygısızlık edip, ‘ölünce beni camiye getirmeyin’ diye vasiyet edenlerin vasiyetleri yerine getirilmeli ve Diyanet bunlar için bir Krematoryum yaptırmalıdır. Bizim Diyanet’e çok kızıyorum bu konularda… Bunların cenazelerini krematoryuma gönderin, istedikleri yerine gelsin. Küllerini de cenaze sahiplerine verin, evlerinde korusunlar. Cenaze namazlarını kıldırarak Müslümanlara zulmetmeyin. Mecbur mu imamlar bu inancı olmayan kişilerin cenazesinin namazını kılmaya?

Bir nakil: “biraz da Apo’nun villasından bahsedin”. Pek tabii bahsedelim. Villanın temeli, bir önceki cumhurbaşkanı adayınız Kılıçdaroğlu tarafından “Özerklik şartını getireceğiz, Öcalan’a uygulanan tecridi kaldıracağız.” sözleriyle atıldı. Villayı oluşturan kirişler ve kolonlar; “20 bin PKK’lı bizim çocuklarımızdır.” diyen Ümit Özdağ, “PKK Meclis’e girmelidir.” diyen Mansur Yavaş, “PKK ile görüşülebilir.” diyen Yavuz Ağıralioğlu ve “Demirtaş derhal bırakılmalıdır.” diyen Özgür Özel tarafından döküldü. Villanın tuğlası, “Demirtaş’ı bırakın, kahvaltı yapalım.” diyen Meral Akşener tarafından örüldü. Sıva ve boya işi de PKK’lıları işe alan İmamoğlu İnşaat’ın eseridir. Çatıyı Bahçeli döşedi, kapıyı da Erdoğan taktı. Bahçe düzenlemesi de PKK cenazelerine katılan, öldürülen PKK’lılar için taziyeye giden, PKK’lıları her evden bir oy verip Meclis’e sokan, Cumhur İttifakı’nı PKK ile bir olup sandıkta sallayan, CHP mitinglerinde “Biji Apo” sloganları atan, PKK bayrakları sallayan, CHP’nin başlattığı Gezi’de Türk bayrağı yakan Millet İttifakı’nın vekil, belediye başkanı, trol vb. seçmen kitlenize aittir. Gördüğünüz gibi söz konusu evde ve evin bahçesinde, öyle ya da böyle herkesin katkısı var; kimse “katkım yok.” diyemez, çünkü tüm bu sözlerin videosu var.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/antropolojik-siyaset-arenasindan-2/feed/ 0
Cevaplarını Bilenlerin Bildiği Sorular! https://www.medyagoozugazetesi.com/cevaplarini-bilenlerin-bildigi-sorular/ https://www.medyagoozugazetesi.com/cevaplarini-bilenlerin-bildigi-sorular/#respond Sun, 11 Oct 2026 09:04:14 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188358  

Şükrü Saraçoğlu’nun kökeni hakkında tarihsel bilgiye sahip olan var mı?

‘Kurtuluş Savaşı’ sonrası dönemin Yunanistan Başbakanı Venizelos ile yakın diplomatik temas kuran dönemin yetkilisi Müslüman Türk müydü?

Siz hiç ‘lidersiz yapı’ gördünüz mü? Görmediyseniz siyasi ve sosyal çevrenize tekrar daha dikkatli bir şekilde bakın…

Hani diyorum; bireyler her türlü resmi veya sosyal eyleme ‘davet’ edilebilir de acaba usule aykırı durumlara davet edilen de var mıdır ki?

İslami değerleri benimsediğini ifade eden insanların, ‘bir tercih meselesi’ diyerek farklı cinsel yönelimleri savunması sosyolojik olarak nasıl açıklanabilir?

Bir Güney Doğu Asya ülkesi olan Singapur’da, bir kişinin, birden fazla ev sahibi olmasının yasalara bağlı olduğunu duydunuz mu?

Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda, dönemin politikaları kapsamında Türk Müziği yayınlarına bir süre kısıtlama getirildiğini biliyor muydunuz?

Hani merak etmiyor da değilim: Göçmen kabulü konusunda farklı düşüncelere sahip olanlar, sığınmacılara ev sahipliği yapanlara neden sürekli eleştirel yaklaşırlar ki?

Tamam, yapılan ‘hatalı’ uygulamaları hep birlikte eleştirelim, ama ‘başarılı’ icraatları ne yapalım? Sürekli muhalefet etme alışkanlığı ile onlara da eleştirel mi yaklaşalım ki?

Filistin (Gazze) ve yaşanan insani kriz konusuyla ilgili son dönemde meydana gelen olaylar hakkında eski Cumhurbaşkanlarının herhangi bir açıklaması oldu mu?

‘Yanılgı içindeki’ birine 40 yıl boyunca ‘akil’ denirse o artık ‘akil’ kabul edilirmiş. Peki, 40 yıldan sonra onun ‘akil olmadığı’ anlaşılırsa, ona inananlar kaç yıl sonra gerçeği kabullenirler?

Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın 5 defterden oluşan hatıralarını okuyan ve içeriğinin yayınlanmasının dönemin siyasi atmosferine etki edeceğini düşünerek uygun görmeyen kişi kimdi?

Birileri geçmişte bazı özlü söz denemeleri yapmış: 1. Liyakatsiz adama makam dayanmaz! 2. Liyakatsiz adamın işi ne zaman bitireceği belli olmaz! Ne dersiniz? Bu sözler iyi inşa edilmiş mi? Asırlarca geçerliliğini korur mu? Yoksa yarın unutulup gider mi?

Uzun zamandır gündemi meşgul eden belediyelerdeki usulsüzlük iddiaları konularıyla ilgili sosyal medyada hiçbir yorum yapmayan bazı siyasi kimlikli kişilerin, son günlerin popüler konusu olan Fatma Betül Sayan iddiaları karşısında sert tepkiler verdiklerini, ayrıca Mansur Yavaş dönemiyle ilgili öne sürülen 2 milyar 200 milyonluk harcama tartışmaları hakkında sesini çıkarmayanların kim veya kimler olduğunu biliyor musunuz?

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/cevaplarini-bilenlerin-bildigi-sorular/feed/ 0
İmtihan Günü Geldiğinde Hangi Yolu Seçeceksin? https://www.medyagoozugazetesi.com/imtihan-gunu-geldiginde-hangi-yolu-sececeksin/ https://www.medyagoozugazetesi.com/imtihan-gunu-geldiginde-hangi-yolu-sececeksin/#respond Sat, 10 Oct 2026 09:14:16 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188354 Genç kardeşim!

Hayatın boyunca servetle, makamla, güçle, kalabalıklarla ve nefsinle imtihan edileceksin. Bazen doğru bildiğini savunmanın, bazen haksızlığa karşı durmanın, bazen de çıkarlarından vazgeçmenin bedelini ödemen gerekecek. İşte o gün önünde iki yol olacak: Ya değerlerinden vazgeçeceksin ya da her şeye rağmen hakikatin yanında duracaksın.

Servetin Karşısında Eğilme!

Karun’un serveti ve ihtişamı karşına çıktığında önünde iki yol olacak. Ya onun zenginliğine hayranlık duyanlar gibi, “Keşke Karun’a verilen şu servetin bir benzeri de bizim olsaydı.” (Kasas Suresi, 79) diyenlerden olacaksın ya da dünya nimetlerinin geçiciliğini bilen şuurlu müminler gibi Allah’ın katındaki karşılığın daha hayırlı olduğunu anlayacaksın. (Kasas Suresi, 80)

Genç kardeşim! Zengin olmak, başarılı olmak ve makam sahibi olmak yanlış değildir. Yanlış olan, bunları elde etmek uğruna inancını, ahlakını ve vicdanını kaybetmektir.

Sakın ola, Karun’un servetine hayran olup kendi değerlerini unutanlardan olmayasın!

Dünyalıklar Nehrinden Kana Kana İçme!

Talut’un ordusunun sınandığı nehir gibi, senin de karşına dünyalıklarla dolu bir imtihan çıkacak. Ya arzularının peşinden giderek iradeni zayıflatacak ya da ölçünü koruyup asıl mücadelen için gücünü muhafaza edeceksin.

Talut’un ordusunda bazıları nehirden ölçüsüzce içerken Allah’a kavuşacaklarına inananlar sabırla yollarına devam ettiler. (Bakara Suresi, 249)

Genç kardeşim! Herkesin peşinden koştuğu şeyin doğru olduğunu sanma. Kolay kazanç, şöhret ve makam hırsı insanı asıl sorumluluklarından uzaklaştırabilir.

Sakın ola, dünyalıklar nehrinden kana kana içip mücadele gününde iradesini kaybedenlerden olmayasın!

Makamını Korumak İçin Hakikatten Vazgeçme!

Ashab-ı Kehf’in imtihanı gibi, sen de bir gün makamın, bürokrasinin ve güç sahiplerinin karşısında sınanacaksın. Ya çıkarlarını kaybetmemek için haksızlıklara susacak ya da inancını ve vicdanını koruyacaksın.

Ashab-ı Kehf, baskılara rağmen inançlarını açıkça dile getirerek şöyle dediler: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’tır.” (Kehf Suresi, 14)

Genç kardeşim! Makam bir emanettir. O makamda oturabilmek uğruna harama bulaşıyor, kul hakkı yiyor ve mazlumun ahını alıyorsan kazandığını sandığın şeyler uğruna kendini kaybediyorsun demektir.

Sakın ola, koltuğunu korumak uğruna hakikatten vazgeçmeyesin!

Kalabalıklar Susarken Hakkı Desteksiz Bırakma!

Habîb-i Neccâr’ın kıssasında olduğu gibi, senin de bir gün hakkı savunma fırsatın olacak. Ya kalabalıkların arasına karışıp susacak ya da tek başına kalsan bile hakikatin yanında duracaksın.

Habîb-i Neccâr, şehrin öte ucundan gelerek insanları hakka çağıran elçilere destek verdi ve şöyle seslendi: “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar, hidayete ermiş kimselerdir.” (Yasin Suresi, 21)

Genç kardeşim! Haksızlık karşısında herkesin susması, yanlışı doğru hâle getirmez. Bazen bir mazlumun yanında durmak, bazen bir iftiraya karşı gerçeği söylemek büyük bir sorumluluktur.

Sakın ola, kalabalıkların sessizliğine sığınıp hakkı desteksiz bırakmayasın!

Nefsinin Karşısında İradeni Kaybetme!

Nefis ve şehvet imtihanıyla karşılaştığında önünde yine iki yol olacak. Ya heva ve hevesinin peşinden giderek günaha sürüklenecek ya da Hz. Yusuf gibi Allah’a sığınarak iradeni koruyacaksın.

Hz. Yusuf, kendisini günaha çağıran durum karşısında şöyle dua etti: “Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir.” (Yusuf Suresi, 33)

Genç kardeşim! Her arzunun peşinden gitmek zorunda değilsin. Gerçek irade, yanlış olduğunu bildiğin bir davranıştan uzak durabilmek ve geçici hazlar uğruna kalıcı değerlerini kaybetmemektir.

Sakın ola, nefsinin esiri olmayasın! Zorlandığında Allah’a sığın ve iradeni koru.

Son Söz: Bedel Ödemeye Hazır mısın?

Genç kardeşim! Bir gün servetle, makamla, kalabalıklarla ve nefsinle sınanacaksın.             Belki hakikati savunduğun için eleştirilecek, belki doğru bildiğinden vazgeçmen istenecek. İşte o gün kendine şu soruyu sor:

Ben ne uğruna yaşıyorum ve ne uğruna bedel ödemeye hazırım?

Mesele yalnızca kazanmak değil, kazanırken insan kalabilmektir. Mesele yalnızca yükselmek değil, yükselirken adaleti ve vicdanı koruyabilmektir. Servetin karşısında eğilme, makam uğruna susma, kalabalıkların arkasına saklanma ve nefsinin arzularına yenilme.

İmtihan günü geldiğinde seni tanımlayan, neye sahip olduğun değil; hakikat uğruna hangi değerlerini koruduğun olacaktır.

Selam ve dua ile…

 

 

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/imtihan-gunu-geldiginde-hangi-yolu-sececeksin/feed/ 0
Güven Yoksa Sil Gitsin! https://www.medyagoozugazetesi.com/guven-yoksa-sil-gitsin/ https://www.medyagoozugazetesi.com/guven-yoksa-sil-gitsin/#respond Sat, 03 Oct 2026 08:43:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188346  

Hayatım boyunca tek bir değere yatırım yaptım:
Güvene.

Elalem kasasını fonlarla doldururken,
ben insanların gözündeki teminatı biriktirdim.

Güvenin borsası olsa,
açık ara dünya rekortmeni ben olurdum.

Güven, huzurdur çünkü.
Gece yastığa başını hesapsız koymaktır.

Güven, dürüstlüktür.
Karakterimizin kimliğini masaya koymaktır.

Güven, onurdur.
Menfaat rüzgarları ne kadar sert eserse essin, eğilmemektir.

Ve cesarettir.
Acaba demeden sırtını dönebilmek, düştüğünde tutulacağını bilmektir güven.

\\

Güvenin Bedeli Ağır Olur!

İnsanız sonuçta.
Güveniriz.

Güvenmek, insan olmanın gereğidir.
Zekamızı test etme alanı değildir.

Herkesi kendimiz gibi sanırız çoğu zaman.

Her şeyin taklidi olduğunu biliriz de;
Güvenin ve samimiyetin sahtesi olmaz zannederiz.

Bu büyük yanılgı!
Oysa en kusursuz taklit, güvenin ta kendisiymiş.

Hatta en büyük tiyatro sahneleri,
Baştan aşağı sahte bir güven kurgusu üzerine kuruluymuş.

Aman ha!
Dikkat etmek gerek.
Ya edilmezse?
Güvenin bedeli ağır olur.

Güveninizin manipüle edildiğini fark ettiğiniz an derhal tavrınızı koyun.
Hem de en sert şekilde.
En net şekilde.

Nasıl fark edilir peki?

En büyük darbedir.
Baktın güvensiz mi; can dostun da olsa sil gitsin.

İhanet suikasttır.
Bir kez mi sattı; kan bağın da olsa üstünü çiz gitsin.

Yalan zehirdir.
Ağız mı yapıyor; ağzından bal damlasa da yüzüne çarp gitsin.

Saygı cephedir.
Hadsiz mi; kırk yıllık hatrına bakma, biletini kes gitsin.

Menfaat hastalıktır.
Çıkarcı mı; en tatlı sözüne kanma, kapıyı kilitle gitsin.

Samimiyet gerçektir.
Yapmacık mı; gülüşüne aldanma, onu sal gitsin.

Söz senettir.
Sözünden mi döndü; bahanesini dinlemeden yol ver gitsin.

Şüphe saatli bombadır.
Tereddüt mü var; açıklama beklemeden hayatından at gitsin.

Değer, fırtınada belli olur.
Yarı yolda mı bıraktı; güneşli günde gölgesini bile isteme boş ver gitsin.

Nankörlük, iyiliğe sıkılmış kurşundur.
Kıymet mi bilmiyor; tek bir saniyeni bile harcama defet gitsin..

Vefa, geçmişe saygıdır.
Geldiği yeri mi unuttu; boş ver, nereye giderse gitsin,

\\

Sakın Ha!

Fırsat verme!
İkinci şans, yeni bir ihanete kesilmiş açık çektir.
O çeki kimsenin eline tutuşturmadan çek at.

Yalnız mı kalacaksın?
Kal.
Sahte bir kalabalıkta meze olmaktansa,
Kendi yalnızlığında zirve ol.

Çürük tahtayla köprü kurulmaz.
Kırılacağını bile bile o adımı atma.
İlk çatırtıyı duyduğunda o köprüyü kendi ellerinle yık!

Bahane dinleme.
Niyeti olan yol bulur, olmayan kılıf.
Sürekli mazeret üreterek vaktini çalanın biletini tek celsede kes!

Kuru özürlere karnın tok olsun.
Eylemle desteklenmeyen her pişmanlık, yeni bir oyunun ön hazırlığıdır.
O sahnenin perdesini beklemeden indir.

Pazarlık masasına oturma.
Senin değerini tartmaya kalkanın terazisini başına çal.
Karakterinin ispatı olmaz, şüphe edenin elini elinin tersiyle it.

Kapıyı yüzlerine kapattın mı,
kilidi de kökünden değiştireceksin.

“Acaba”lara,
“Belki”lere,
“Sahte keşke”lere…
Zerre taviz yok!

Mesele kin tutmak değil elbette.
Mesele, aynı yılanın seni aynı delikten iki kez sokmasına izin vermemektir.

Unutmayalım
Her şeyin bir fiyatı olduğu gibi;
Herkesin de bir fiyatı var.

İnsanların birbirini üç kuruşa sattığı bir devirdeyiz.

Böyle güvensiz bir zamanda;
Satılamayan tek gerçek güvendir.

Ve elbet gün gelecek;
Sahteliğin kural olduğu bu dünyada,
Herkesin arayacağı en değerli emtia yine güven olacak.

Güven, bedeli peşin ödenmiş en ağır mülktür.
Ucuz insanlarda barınmaz.

Hesabı kes.
Defteri dür.
Çöpe at.
Bir daha asla arkana bakma.

Ve artık güvendesin!

 

 

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/guven-yoksa-sil-gitsin/feed/ 0
Gergin Siyasetçiden Tespitler https://www.medyagoozugazetesi.com/gergin-siyasetciden-tespitler/ https://www.medyagoozugazetesi.com/gergin-siyasetciden-tespitler/#respond Sat, 03 Oct 2026 05:59:14 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188341 Metnin sert, eleştirel ve polemikçi ana yapısını (yazarın üslubunu ve kastını) koruyarak; sadece basın meslek ilkelerine (hakaret, iftira, müstehcenlik, nefret söylemi ve masumiyet karinesinin ihlali) aykırı olan kelime ve tamlamaları revize edilmiş hâli aşağıdadır:

**GERGİN SİYASETÇİDEN TESPİTLER**

Söz konusu kişi kendini ne sanıyorsa… Babacan konuşmuş: Davutoğlu hakkında soruşturma açılması demokratik siyasete müdahaledir.

Bir zamanlar ‘özgül ağırlığı’ olan ve siyaset sahnesinde oldukça yakışıksız ifadeler kullanan bir siyasi vardı. Özgür Özel ortaya çıkınca da onun ‘kahramanı’ oldu.

Takip edebiliyorsunuz değil mi? PKK silahlı iken can ciğer kuzu sarması, silah bırakınca tu kaka. Yoksa ellerinde kalan son silahlı kuvvetleri kaybetme paniği mi bu?

Sanal Dünyadan bir dost diyor ki; ‘hep merak ediyordum, Reis neden insansız hava uçakları (İHA) yapma arzusunda?’… Problemi nihayet çözdüm. Meğer ‘bizim insanımızın büyük bir kısmıyla savaşa gidilmez’ diye düşündüğündenmiş…

Birazcık gayri resmi tarih okuyanlar çok iyi görmüşlerdir. İttihadı Terakki Osmanlı’yı 1922’de yıktığında, toplumun farklı kesimleri CHP’de toplanmıştı. CHP, muhafazakar halka baskı uygularken, belirli imtiyazlı gruplar hayat bulmuştu ve yönetenler de kapalı bir zümreydi.

O yakışıksız sözleriyle siyaset dünyasına malzeme olan isim iyice tutarsızlaştı. Bu kişi; çeşitli radikal gruplarla, yasa dışı yapılarla ve marjinal oluşumlarla aynı çizgide buluştu. Söz konusu gayrimilli odakların hepsine dost oldu. Sadece siyasette önünü açan Erdoğan’a düşman. İlginç olan da hâlâ Ak Parti’de, hem de oğlu ile birlikte…

Haçlı-Siyonist İttifakın “birikmiş” hesabı vardı. Sulayarak ve budayarak kontrol ettikleri Türkiye, 2004 yılından itibaren aykırı gitmeye başladı. Özellikle, yarım asırdır devam eden ve 37 hükümet ve 8 Cumhurbaşkanı eskiten IMF mahkûmiyetimiz, 14 Mayıs 2013’te ödenen 426 milyon dolarlık son taksitle sona ermiş ve en üst seviyeden “bir daha asla” iradesi ortaya kondu!

Yüzsüzlüğün sınırı yoktur. Birileri çok ağır ahlaki skandallarla anılıyor ama utanmıyorlar. Yanlarında çalışanlarla uygunsuz durumlarda gündeme geliyorlar ama utanmıyorlar. Bir de ‘özel hayat’ diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar… Çarpık ve gayriahlaki ilişkiler yumağı içinde bulunuyorlar ama yüzleri bile kızarmıyor. Kendilerine emanet edilen belediyeleri zarara uğratıyorlar ama hiç suçluluk duygusu yaşamayıp bir de umursamadan sırıtıyorlar.

‘Adam’ kendini o kadar havalarda gördü ki… Zannetti ki İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD’nin ve bütün emperyalistler ve Siyonistlerin destekleri ile kendisi dokunulmazdır, kimse kendine dokunamaz. Öyle olmadığını öğrenince şaşırdı ve yalpaladı. Şimdi vay haline… Büyük bir pişmanlık yaşamıştır ama iş işten geçti. Atı alan Üsküdar’ı geçti. Söz konusu kişi, FETÖ’nün dolmuşuna bindiğinde, her şeyin kolay yürüyeceğini sanmıştı. Şimdi hayatın realitesi ile baş başa …

Özgür Özel ekibi bir zamanlar lisan-ı hâl ile ne diyordu? Biz Atatürkçüyüz! Ülkenin kurucusu biziz! İttihat ve Terakkiciyiz! Selanik’ten gelenlerin devamıyız! Başaramayacaksınız! Partimiz CHP’yi bölemeyeceksiniz! Örgütümüzü parçalayamayacaksınız! Eğlence mekanlarımızı kapatamayacaksınız! Gayriahlaki yaşantımızı susturamayacaksınız! Valizlerimize, para kulelerimize, bantlı kameralarımıza ve şaibeli kasalarımıza dokunamayacaksınız! Para duvarını yıkamayacaksınız! Çadırımızı indiremeyeceksiniz! Havlumuzu kaldıramayacaksınız!.. Hâsılı kelam hiçbir şeyimize dokunamayacaksın!

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/gergin-siyasetciden-tespitler/feed/ 0
Fan Fin Fon! https://www.medyagoozugazetesi.com/fan-fin-fon/ https://www.medyagoozugazetesi.com/fan-fin-fon/#respond Sat, 03 Oct 2026 05:41:24 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188339 Kelimelerin sihri vardır. Cazibesi, alımlılığı insanın kulağına gelince o ses içine bir ferahlık veren. “Garanti” kelimesi mesela bir huzur güven ortamı doğurur zihninde rahatlatır, gevşetir. “Uzman” kelimesi var ise isminin başında güvenirsin. Çünkü adı üzerinde uzman vay beee. “Yatırım” kelimesi vardır bir de cebinde yemeyip içmeyip biriktirdiğin, vitrinin önünde ne güzel mont deyip iç geçirdiğin ama parana kıyıp alamadığın birikimlerinin toplamının oluşturan mal varlığın. Bir de Fon kelimesi var. Üç kuruş birikimini arttırmayı hayal eden, enflasyon karşısında birikimini korumaya gayret eden, alın terinin kıymetini bilen kardeşlerimiz, abilerimiz, ablalarımız.
Bir Anne oğluna sorar;
“Yavrum birikmiş paracığın var mı?”
“Var anne.”
“Ne kadar gözümün çiçeği?”
“Dört bin lira.”
“A benim güzel yavrum. Git o paranın yarısıyla elektrik ve doğalgaz parasını ödeyip geliver. Gerisi sana kalsın.”

Bu günümüzün yatırım örneklerinden biri. Yani halkımızın yüzde seksen beşlik kısmının bir örneği. Fatura yatırmak, kira yatırmak, kredi kartı borcunun asgarisini yatırmak, kredi ödemesini yatırmak, coinlere az da olsa biraz para yatırmak. Tavan yapacak ümidiyle gece gözlerini yuman halkımın rüyası. Neticesinde hepsinde bir yatırma eylemi var. Arada sırada yatırılma durumu da olmuyor değil yani. Neticesinde hoş olmayan durumlar olsa da. Alıştık artık. Belki de biraz hoşumuza bile gider hale geldi. Alışkanlık işte. Onsuz olmuyor, onunla da olmuyor ya neyse.

Fon dünyasında ise rakamlar biraz farklı… Orada dört bin lira, “yuvarlama hatası” gibi kalıyor. Mini minnacık. On milyon yüz doksan altı bin lira derken ki yukarı yuvarlayıp On milyon iki yüz binin dördü gibi anlayacağınız.

Fon dediğin nedir? Diye soracak olursanız baştan söyleyeyim ekonomist değilim, birilerinin borazanını öttüren uzman tayfasından hiç değilim. İsmimim başında insanları kandırmaya çalıştığım ünvanlarım yok. Sade kahve gibiyim. Sade vatandaş. Sizlerden biriyim yani. Zaten olsaydım bu yazıyı yazmaz, muhtemelen bir yerde “yatırım danışmanlığı” yapardım. Cebimde para varsa onunla pazara, markete giderim. Fon yöneticisi olsam herhalde pazara gitmeden önce pazarın fon performansına bakardım. Ama son günlerde memleketin gündemindeki fon meselesine bakınca insan ister istemez düşünüyor:
“Yahu bizim fon niye hep bitiyor?”

Çünkü vatandaşın fonu ne hikmetse ayın ortasında bitiyor. FONSUZ olmak donsuz olmak gibidir demiş biri. Bu durum korkutuyor insanı. Bazı fonların hikayesi ise milyar liralarla konuşulur.

SPK, 17 Eylül 2026 itibarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait yüz otuz bir fonun tasfiyesine karar verdiğini açıkladı. Bu fonlardaki yatırımcı sayısı ise dört yüz elli beş bin yedi yüz elli sekiz olarak duyuruldu. Yani yine aynı yere geliyoruz. Ülke nüfusunun o kalan yüzde on beşlik kesiminin birazı yani. Bu rakamı duyunca insanın aklına ilk şu geliyor:
“Yahu memleketteki yüzde seksen beşlik kesim yatırımını cüzdanına sığdırabiliyorken, geri kalan kısmından yastık altında tutanlar da mı borsaya çıkmış?”
Meğer yastık altı çoktan bitmiş. Yastığın kendisi yorganla birlikte fona girmiş. Çarşafta düşünceli girsem mi bende diye.

Vatandaşın FONU:
Bizim vatandaşın yatırım anlayışı biraz farklıdır. Ay başı maaş yatar. Akşam elektrik faturası. Ertesi gün doğalgaz. Sonra market. Sonra çocuk okul masrafı. Ayın ortası gelir… Vatandaş banka hesabına bakar. Banka hesabı da vatandaşa bakar. İkisi birbirine sessizce bakar. Sonra banka:
“Başınız sağ olsun.” der gibi bir görüntü verir. Bizim fon böyle. Adı da:
Aylık Geçim Fonu. Getirisi? Sıfır. Gideri? Çok. Risk oranı? Çocuğun okul masrafı açıklandığında ise ettiğin zarar yüzde on beş.

BİR DE MİLYARLIK FONLAR VAR
İşin absürt tarafı burada başlıyor. Soruşturma kapsamında yapılan mali incelemelerde bazı çok yüksek tutarlı para hareketleri mercek altına alındı. 28 Eylül’de yayımlanan haberde, X biri adına 1 Temmuz-16 Eylül 2026 arasında toplam üç milyar doksan iki milyon yetmiş beş bin beş yüz on üç liralık fon çıkışı tespit edildiği bildirildi. Paranın kaynağı, bağlantıları ve nihai yararlanıcılarına ilişkin incelemenin sürdüğü de aktarıldı.
Şimdi bunu bizim mahalle ölçeğine indirelim.
Benim cebimde otuz beş bin lira olsa:
“Bunun on iki biniyle market, üç biniyle benzin, beş biniyle fatura, kalan onbeş bine de Allah kerim.” derim.
Üç milyar lirayı benim telefonumdaki hesap makinesi görse:
“Abi yanlış bastın herhalde ben bu hesabı yapamam.” der.
Hesap makinesi malulen emekli olur. Sıfır arabaya malulen girer. Beş sene kullanır beş sene sonra satarak para kazanır.

FON MU, FİLM Mİ?
Bir de işin içine fon yöneticileri, şirketler, hesap hareketleri, tedbirler, soruşturmalar girince insan kendisini ekonomik bir film setinde hissediyor.
Bir tarafta:
“Fon!”
Diğer tarafta:
“MASAK!”
Öbür tarafta:
“SPK!”
Bir başka tarafta:
“Başsavcılık!”
Vatandaş ortada:
“Benim beş bin lira oldu iki bin beş yüz gerisi nerede?”
Bütün kurumlar bir anda ciddi ciddi çalışmaya başlayınca vatandaşın da aklına şu geliyor:
“Benim para da biraz değerliymiş demek ki…”

Yarım Milyonluk Hikaye
Burada asıl mesele sadece kişiler ya da rakamlar değil. Dört yüz elli beş bin yedi yüz elli sekiz yatırımcı demek, aynı oranda farklı farklı hayat demek.
Kiminin emeklilik parası… Kiminin çocuğunun eğitim parası… Kiminin yıllarca biriktirdiği para… Kiminin “Şunu değerlendireyim de biraz çoğalsın” diye kenara koyduğu üç beş kuruş… Para dediğin sadece para değildir. Arkasında emek vardır. Sabahın köründe kalkmak vardır. Mesai vardır. Ter vardır. Helal olanın da tabi. Diğeri nasıl oluyor şahsen bilmiyorum. Yapanlara sorun. Dumanı üstünde haram yemenin ne olduğunu, hak yemenin tadını alanlar biliyor galiba ya neyse…
“Yapılan birikimlerde bir gün lazım olur” diye yapılan fedakarlık vardır. O yüzden finans dünyasında rakamlar büyüdükçe insan hikayeleri küçülmemeli. Çünkü ekranda “üç milyar” yazarsın… Ama o üç milyarın içinde binlerce insanın hayali olabilir.

BİRİKİMİN DE KENDİSİNE GÖRE KADERİ VAR
Bizim rahmetli büyükler derdi ki: “Paranın bereketi önemli.” Şimdi ekonomi dünyası buna yeni bir cümle ekledi:
“Paranın nerede durduğu da önemli.”
Eskiden para cüzdanda dururdu. Sonra bankaya girdi. Sonra kredi kartına geçti. Sonra dijital bankacılık geldi. Şimdi fon çıktı. Yarın ne çıkacak bilmiyorum. Belki de:
“Paranızı Metaverse’ te bekletiyoruz.” diyecekler.
Vatandaş:
“Param nerede?”
“Sanaldaki kasada.”
“Kasayı görebilir miyim?”
“Yok.”
“Parayı görebilir miyim?”
“Yok.”
“Peki para var mı?”
“Blockchain’de.”
“Allah’ını severseniz bana köydeki teneke roket şeklindeki kumbaramı geri verin!”

FONUN FONU OLMAZ!
Şaka bir yana… Bu işin en ciddi tarafı güven meselesi. Çünkü vatandaş parasını bir yere yatırırken sadece matematik hesabı yapmaz. Güvenir. Sisteme güvenir. Kuruma güvenir. Denetime güvenir.
“Ben anlamıyorum ama bunlar biliyordur” der.
İşte o “güven” zedelenirse, mesele sadece bir yatırım hesabının meselesi olmaktan çıkar. İnsanların geleceğe bakışını da etkiler. SPK da son dönemdeki düzenlemelerin yatırımcı tasarrufunu korumaya, şeffaflığı artırmaya ve fonlar üzerinden manipülasyon imkanını sınırlandırmaya yönelik olduğunu açıkladı.
Yani mesele sadece:
“Param kaç para oldu?” meselesi değil. Asıl mesele:
“Paramı kime ve hangi sisteme emanet ediyorum?” meselesidir.

SON SÖZ
Bizim vatandaşın hayali aslında çok büyük değil. Kimse Ferrari istemiyor. Çoğu insan:
“Çocuğum okusun.”
“Evimin borcu bitsin.”
“Emeklilikte rahat edeyim.”
“Başımı sokacak bir evim olsun. Karnım doysun yeter.” diyor.
Yani vatandaşın hayali bile fakir ya da daha kibar bir dille mütevazı diyelim. Ama ne hikmetse kendisini temsil edemeyecek, kendisini anlayamayacak, ekmeğin markette kaç para, belediye ekmek satış noktalarında kaç para olduğunu bilmeyen, alışveriş yapmak için indirim günlerini kovalamayan, dur bunu önümüzdeki ay alalım kredi kartının limiti bitecek demeyi bilmeyen, cüzdanlarında limitsiz kredi kartıyla dolaşan, cepleri dolu, vicdanları boş. Mideleri tok, gözleri aç, görünüşüyle, diliyle hak hukuk mücadelesi veren maskesinin ardına sığınmış, halkın gerçeğinden tamamen kopuk kişileri siyasetçi olarak meclise taşıdığımız müddetçe olacaklar bunlar. Kimse kusura bakmasın. Halkı halktan birileri yönetmeli. Bu mütevazı insanlar yönetime gelse, kamu kaynaklarını kendi kıt kanaat bütçeleri gibi korurlar, israf etmezler. O zaman ülke ekonomisine yük olmazlar diye düşünüyorum. İyi bile gelir, artıya geçeriz.

Bu ülkede sıradan emekli bir öğretmenin milletvekili ya da Milli Eğitim Bakanı olamayacağı gün gibi aşikar. Ya özel okulun, özür dilerim bir tane okulun olursa fakir sınıfına yakın olursun, okulların olursa olursun bakan. Yancılık yaparsan olursun hem hoca hem dekan. Burada halin vaktin iyi olur da ahirette ne olur acep bekan?

Ama paranın dünyasında öyle rakamlar konuşuyor ki normal insanın aklı almıyor. Bizler bin lirayı üç gün yetirmeye çalışırken… Bir yerde milyarlarca liralık para hareketleri konuşuluyor. O yüzden bundan sonra biri bana:
“Abi fon var.” derse… Ben önce soracağım:
“Fon var da… benimki nerede?”
Bizim memlekette artık parayı kazanmak bir mesele… Parayı enflasyon karşısında korumak başka mesele… Paranın nereye gittiğini bulmak ise… Başlı başına bir fon araştırması! O kadar fazla anlatılacak mesele var ki? Bazen yutkunup susarak çok şeyi anlatabileceğimi bilerek susmayı tercih ediyor. Ve yazmak isteyip de yazamadıklarım için affınızı istiyorum…
Fonsuz günler dilerim. Saygılarımla…

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/fan-fin-fon/feed/ 0
Yapay Zeka Her Yerde! https://www.medyagoozugazetesi.com/yapay-zeka-her-yerde/ https://www.medyagoozugazetesi.com/yapay-zeka-her-yerde/#respond Mon, 28 Sep 2026 13:21:35 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188331 Çok iyi hatırlıyorum.

Yapay zeka bugün olduğu kadar hayatımızın içinde değilken…

Daha doğrusu henüz yalnızca teknoloji dünyasının ve bu alanın uzmanlarının konuştuğu bir mevzu iken…

Benim bir öngörüm vardı.

‘Gün gelecek, yapay zeka sadece teknoloji sektörünün değil, toplumun en önemli konulardan biri olacak.’ Demiştim.

Bu öngörümü  birçok yerde defalarca dile getirmiştim.

O günlerde bu öngörüm belki çok uzak bir ihtimal gibi görünüyordu. Ama şimdi gün gibi gerçek ve toplumun gündeminde.

Zire o günlerde yapay zeka denildiğinde akla daha çok yazılım geliştiriciler, akademisyenler, teknoloji şirketleri ve bu alanda çalışan sınırlı bir uzman çevresi geliyordu.  Sokakta, evde, okulda, ofiste, fabrikada, gazetede konuşulan gündelik bir mesele değildi.

Bugün ise tablo tamamen değişti.

Birileri nasıl kullanılacağını öğreniyor.

Birileri işini nasıl değiştireceğini düşünüyor.

Birileri fırsatlarını konuşuyor.

Birileri endişelerini…

Ama herkesin ortaklaştığı bir gerçek var:

Yapay zeka artık kapının dışında değil.
İçeride.

Bir zamanlar “Gelecekte ne olacak?” sorusunun konusu olan yapay zeka, bugün “Ben bununla ne yapacağım?” sorusunun konusu haline geldi.

Ve galiba benim yıllar önce söylediğim o cümlenin en dikkat çekici tarafı da burada:

Beklediğimiz gün geldi. Yapay zeka artık yalnızca teknoloji dünyasının değil, toplumun gündeminde.

Yapay Zeka Geldi; Peki Biz Hazır mıyız?

Bir süre önce yapay zekadan söz edildiğinde aklımıza laboratuvarlar, teknoloji şirketleri ve bilim kurgu filmleri geliyordu.

Bugün durum farklı.

Bir öğretmen ders hazırlarken kullanıyor.

Bir yazılımcı kod yazarken kullanıyor.

Bir şirket rapor hazırlarken kullanıyor.

Bir öğrenci araştırma yapıyor.

Bir tasarımcı fikir geliştiriyor.

Bir işletme müşteri hizmetlerini otomatikleştiriyor.

Yapay Zeka Eylem Planı Yolda!

Türkiye de artık bu dönüşümü yalnızca izleyen tarafta kalmamak için 2026–2030 dönemini kapsayan yeni bir Yapay Zeka Eylem Planı ortaya koydu. Planın temel yaklaşımı “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” olarak açıklandı.

Demek ki mesele artık:

“Yapay zeka gelecek mi?”

değil.

Zaten geldi.

Asıl soru:

Biz onunla ne yapacağız?

Sadece Kullanmak Yetmeyecek!

Bir teknolojiyi kullanmak başka şeydir.

O teknolojiyi üretmek başka.

Bir yapay zeka uygulamasına soru sorabilirsiniz.

Metin yazdırabilirsiniz.

Görsel oluşturabilirsiniz.

Kısa her şey yapabilirsiniz.

Ama asıl ekonomik değer, bu araçları gerçek bir problemin çözümünde kullanmaya başladığınızda ortaya çıkar.

Bir fabrikanın üretim hatasını önceden tespit etmek…

Bir lojistik firmasının rotasını optimize etmek…

Bir hastanenin verilerini analiz etmek…

Bir okulun eğitim süreçlerini desteklemek…

Bir şirketin müşterisini daha iyi anlamasını sağlamak…

İşte yapay zekanın asıl sınavı burada başlayacak.

Çünkü gelecek, yalnızca “Yapay zeka kullanıyorum.” diyenlerin değil,

“Yapay zekayı işime nasıl değer katacak şekilde kullanabilirim?” diye soranların dünyası olacak.

5 Milyon Kişilik Hedef!

Türkiye’nin yeni eylem planında dikkat çeken hedeflerden biri, 24 ay içinde 5 milyon vatandaşa yapay zeka okuryazarlığı kazandırılması. Ayrıca plan dönemi sonuna kadar 1 milyon çalışanın mesleki dönüşüm değerlendirmesinden geçirilmesi öngörülüyor.

Bu rakamların arkasında önemli bir gerçek var.

Yapay zeka yalnızca yazılımcıların konusu değil.

Muhasebecinin de konusu.

Avukatın da.

Öğretmenin de.

Mühendisin de.

Gazetecinin de.

Esnafın da.

Yöneticinin de.

Öğrencinin de.

Çünkü teknoloji meslekleri tek tek değiştirmekten çok, mesleklerin içindeki görevleri değiştirmeye başladı.

İşler Yok Mu Olacak?

Bu soru neredeyse her yapay zeka sohbetinin sonunda geliyor.

“İşim elimden gidecek mi?”

Bunun tek ve basit bir cevabı yok.

Çünkü teknoloji bazı görevleri otomatikleştirirken başka görevler de yaratabiliyor.

Bir muhasebecinin hesaplama işinin bir bölümü otomatikleşebilir.

Ama veriyi yorumlamak, müşteriye danışmanlık yapmak ve karar süreçlerine katkı sağlamak önemini koruyabilir.

Bir yazılımcının kod yazma sürecinin bazı bölümleri hızlanabilir.

Ama neyin yapılacağına karar vermek, sistemi tasarlamak ve ortaya çıkan sonucu denetlemek yine insanın sorumluluğunda kalabilir.

Dolayısıyla asıl değişim belki de mesleklerin tamamen ortadan kalkmasından önce gerçekleşecek:

Mesleklerin içeriği değişecek.

Bilgi Değil, Doğru Soru!

Yapay zeka çağında ilginç bir dönüşüm daha yaşanıyor.

Eskiden bilgisayar bize cevap vermek için komut beklerdi.

Şimdi yapay zeka ile konuşuyoruz.

Ama burada başka bir beceri ortaya çıkıyor:

Doğru soruyu sorabilmek.

Ne istediğinizi bilmiyorsanız, dünyanın en gelişmiş yapay zekası bile size sınırlı yardım edebilir.

Bu yüzden geleceğin önemli becerilerinden biri yalnızca bilgi sahibi olmak olmayabilir.

Problemi doğru tanımlamak.

Doğru soruyu kurmak.

Sonucu sorgulamak.

Hatanın nerede olduğunu görmek.

Ve makinenin verdiği cevabı körü körüne kabul etmemek.

Makine Cevap Verebilir, Ama Sorumluluk Kimde?

İşte en önemli meselelerden biri burada.

Yapay zeka bir rapor hazırlayabilir.

Bir sözleşmeyi özetleyebilir.

Karşılaştırma yapabiliyor.

Bir analiz yapabilir.

Ama sonuç yanlışsa ne olacak?

“Yapay zeka yaptı.”

demek sorumluluğu ortadan kaldırmıyor.

Bu nedenle Türkiye’nin eylem planında güvenilirlik, etik, veri altyapısı ve düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi de yer alıyor.

Çok paydaşlı bir Ulusal Yapay Zeka Etik Kurulu oluşturulması da planlanan adımlar arasında.

Çünkü teknoloji geliştikçe başka bir ihtiyaç da büyüyor:

Denetim.

 Dünya Da Aynı Soruyu Soruyor!

Bu yalnızca Türkiye’nin gündemi değil.

Avrupa Birliği’nde Yapay Zeka Yasası’nın bazı hükümleri 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı;
Yasaklanan yapay zeka uygulamaları,
Belirli şeffaflık yükümlülükleri,
Ve genel amaçlı yapay zeka modellerine ilişkin kuralların uygulanması.

Üstelik AB, Temmuz 2026’da AI Omnibus düzenlemesini yürürlüğe koyarak bazı takvimleri ve uyum süreçlerini yeniden düzenledi.

Yani dünya bir yandan yapay zekayı geliştirmeye çalışıyor.

Diğer yandan ona sınırlar çiziyor.

Bir tarafta:

‘Daha hızlı üretelim.’

Diğer tarafta:

‘Daha güvenli üretelim.’

Geleceğin en zor dengelerinden biri belki de bu olacak.

Türkiye İçin Mesele Sadece Teknoloji Değil…

Türkiye’nin 2026–2030 planında yapay zeka; veri, hesaplama altyapısı, insan kaynağı, kamu ve özel sektör uygulamaları, yerli yetkinlik ve güvenilirlik gibi başlıklarla birlikte ele alınıyor.

Bu önemli.

Çünkü yapay zeka yalnızca bir yazılım değildir.

Arkasında veri merkezleri vardır.

Sunucular vardır.

Elektrik vardır.

Çipler vardır.

Mühendisler vardır.

Veri vardır.

Eğitim vardır.

Siber güvenlik vardır.

Hukuk vardır.

Ve bütün bunların üzerinde yetişmiş insan kaynağı vardır.

Bir ülkenin yapay zeka kapasitesi aslında bütün bu ekosistemin toplamıdır.

Asıl Yarış Başka Yerde!

Belki de yapay zeka yarışını yalnızca “kim daha güçlü model yaptı?” şeklinde okumak eksik.

Asıl yarış;

Kim daha iyi insan yetiştirecek?

Kim daha kaliteli veri üretecek?

Kim daha fazla gerçek problemi yapay zekayla çözebilecek?

Kim teknolojiyi üretime aktarabilecek?

Kim kendi ihtiyaçlarına uygun sistemler geliştirebilecek?

Kim güvenlik ile yenilik arasında denge kurabilecek?

Çünkü güçlü bir teknolojiye sahip olmak tek başına yeterli değil.

Onu doğru kullanacak insan yoksa teknoloji yalnızca pahalı bir araç olarak kalabilir.

Yapay Zeka, Bugünün Konusu!

Yapay zeka artık geleceğin konusu değil.

Bugünün konusu.

Türkiye bunun için 2026–2030 dönemine yönelik bir yol haritası oluşturdu.

Dünya da aynı anda hem yatırım yapıyor hem düzenleme getiriyor.

Şirketler kullanıyor.

Okullar tartışıyor.

Çalışanlar öğrenmeye çalışıyor.

Devletler kendi kapasitelerini geliştirmeye uğraşıyor.

Ve bütün bu hareketin ortasında çok basit bir gerçek duruyor:

Yapay zeka insanın yerine geçip geçmeyeceğinden önce, insanın yapabildiklerini ne kadar değiştireceğini gösteriyor.

Belki gelecekte en değerli insan;

En çok bilgiyi bilen olmayacak.

En hızlı çalışan da olmayacak.

Makineyle birlikte çalışmayı bilen…
Sistemin ürettiği sonucu sorgulayabilen…
Teknolojiyi gerçek bir probleme dönüştürebilen…
Ve yapay zeka dilini iyi bilen insan olacak.

 

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/yapay-zeka-her-yerde/feed/ 0
Sosyal Hayatımızdan Renkler! https://www.medyagoozugazetesi.com/sosyal-hayatimizdan-renkler/ https://www.medyagoozugazetesi.com/sosyal-hayatimizdan-renkler/#respond Mon, 28 Sep 2026 12:24:28 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188323 Ülkemizde öyle bazı şahsiyetler vardır ki, Müslümanlar hiçbir zaman, onları hayırla yad etmeyeceklerdir.

Eskiden ne güzeldi (!). Ülkede ‘kutuplaşma’ yoktu. Çünkü ülke nüfusunun yüzde 20’si nüfusun yüzde 80’ini yönetiyordu.

Hani Yunanistan bizim düşmanımızdı… Her yıl bir buçuk milyon vatandaşımız, Türkiye’den Yunan adalarına tatile gidiyor ve Yunan ekonomisini ayakta tutuyorlar.

Hani diyorum; şu gelecek seçimler yapılıp geçinceye kadar kalkıp gideceksin Tanrı Dağları’na… Çıkacaksın zirvelere… Derin derin nefes alacaksın. Sonra ruhuna bir süre yolculuk yapıp, seçim sonunda geri döneceksin… Hayal, ama hayali bile güzel…

Hani diyorum; şimdi düşeceksin Güneşe giden yollara… Orada, güneşin gölgelik kısımlarında bir süre piknik yapıp döneceksin yaşadığımız arz küreye… Hayal, ama olsun. Hayal kuranlardan, hayal kurduğu için, ölen var mı ki?

Aklınızı birine veya birilerine kiraya vermiş iseniz, kafa taşımanıza, beyninizin olmasına, hislerinizin bulunmasına veya kısaca insan olmanıza gerek yoktur. Sadece bir robot olursunuz… O da fena (!) değildir her halde şu teknoloji çağında…

Hayatta bir kısım insanları anlamak mümkün değil…. Mesela ‘eşcinsellik’ konu olunca, ‘bu bir tercihtir, serbest bırakılsın’ diyorlar ve destekliyorlar. Ama konu ‘başörtüsü’ olunca buna karşı çıkıyor ve onun ‘tercih’ olduğunu görmezden geliyorlar. İki yüzlü bir tutum!

Dünyanın her yerinde güzel insanlar vardır, kötüler de… Müslümanlar içinde de (mezhepleri ne olursa olsun) güzel olanları da arızalı olanları da mevcuttur. Dünya herkes için bir ‘imtihan dünyası’dır. Herkes kendi amelinden sorumlu tutulacaktır. Birinin yerine bir başkası hesap ödemeyecektir.

Bir asırdır bu ülkede, günümüze kadar, ‘Adalet Bakanlığı’ vardı ama ‘adalet’ yoktu. Bugün adaletsizlikten dem vuranlar, yarın iktidar olduğunda aynı ‘adaletsizliği’ devam ettirecek olanlardır. Devletin Cumhurbaşkanı’na ve halkına hakaret eden bir zat, eğer protokolde ağırlanıyor ise, gelecek ‘adalet’ de doğmadan ölmüştür.

Çok kimse bilmez, Rusya’da ‘Yahudi Özerk Oblastı’ isimli bir otonom Yahudi Bölgesi vardır. 1934 yılında kurulmuştur. Rusya’nın en doğusunda, Rusya’daki Khabarovsk Krai ve Amur Oblastı ile Çin’deki Heilongjiang eyaletinin sınırında bulunan bir federal bölgedir. İdari merkezi Birobidzhan kasabasıdır. 2021 nüfus sayımına göre, 837 etnik Yahudi kalmıştı. Rusya Anayasası’nın 65. maddesi, Rusya’nın tek özerk oblastı olduğunu belirtir. Dünyadaki iki resmi Yahudi bölgesinden biridir, diğeri İsrail’dir.

Demek istiyorum ki; topluma mal olmadığı sürece hiç kimsenin şahsi durumu ve tercihi kimseyi ilgilendirmez. Kişinin cinsel yönelimi, LGBT üyesi, gey, lezbiyen veya biseksüel olması ve diğer sıfatları ne olursa olsun, kimseyi ilgilendirmez. Kişisel tercihleridir. Ama bunlar her vesile ile kamuya mal olmuş olaylar meydana getiriyor, ‘sevişirim, doğurmam’ veya ‘velev ki … olayım’ diye pankart taşıyorsa, bu olay herkes tarafından konuşulabilir, tartışılabilir veya eleştirilebilir. İçinde yaşanılan toplumun genel ahlak yapısına aykırı davrananlar, yapılan veya yapılacak eleştirilere de hazır olmalıdır.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/sosyal-hayatimizdan-renkler/feed/ 0
Aktif Zekadan Karışık Notlar! https://www.medyagoozugazetesi.com/aktif-zekadan-karisik-notlar/ https://www.medyagoozugazetesi.com/aktif-zekadan-karisik-notlar/#respond Tue, 22 Sep 2026 13:49:47 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188319 Evet, evet… Hayalleri başıboş bırakmamak gerek… Ne yapacakları belli olmaz!

Derler ki; ‘gitmesini’ bilenlere dağlar ve okyanuslar da ‘yol’ olurlar, bilmeyenlere ise her yer ‘çöl’…

Olmamış ise olmadığı için Allah’a dilekte bulunun. “Uduni estecip lekum” (benden isteyin ki size vereyim).

Hiç merak etmeyin; olmuşsa, olmuştur. Olacaksa, kimse engel olmaz, olur. En iyisi ‘hayırlısı olsun’ demektir.

Belediyeleri vererek Reis’e ders verdiniz öyle mi? Şimdi kamu kaynaklarını heba ederek ders ücretinizi ödüyorlar! Güle güle harcayın!

Adamlardaki kabiliyete bakar mısınız? Şaibeli isimleri savunmak için parti kurmuşlar. İlginç olan şu ki kurdukları partinin adını da kopyalamışlar.

Siyasette ortamın dışına çıkanlar oldukça tutarlı yorumlar ve tespitler yapıyorlar, ama içeride kalanlar çok zaman ‘bakar kör’ oluyorlar…

Bir süredir düşünüyorum da… Şu geçmişte ülkemizi yabancılardan (!) kurtaranlardan (!) bir kurtulsak var ya, acayip rahatlayacağız…

Hani demem o ki; alıp başımı gidesim var kâinatın Yaratıcısından başkasının bilmediği, meçhul iklimlerdeki meçhul diyarların kalbine…

Farkında mısınız bilmem… Dün Çankaya’da vals vardı, bugün Beştepe Külliye’de mehter var. Değişen sadece mekân değil, ruh, ruhun sesidir.

‘Ah, vah’ demek boşuna… “Olmuşsa veya ölmüşse yapacak bir şey yok”… Olmamışsa da ‘olma ihtimali’ hâlâ vardır… Olmamışsa, zaten olmaz.

Bakıyorum da… Sanal Dünya’da (sosyal medya) çokça vakit geçirip de kendilerinin ‘sosyalleştiklerini’ sanan insanların büyük bir kısmı, aslında farkında olmadan, ‘asosyal canlılar’ haline geliyorlar, yani robotlaşıyorlar ve dört duvar arasında kendileri çalıp kendileri söylüyorlar ama kendilerinin ‘sosyalleştiklerini’ sanıyorlar.

Ülkemizin siyaset arenasında öyle ilginçlikler var ki… Mesela İstanbul’daki malum yerel yönetici, kalkıp da tüm basın mensuplarının önünde, canlı yayında, “Evet, usulsüzlük yaptık. Bütün karanlık işlerin başı benim. Söylendiği gibi terör odaklarına destek verdim. Ahlaki değerleri çiğnedim. Kazanmam mümkün değildi ama ben keseyi iyice açtım ve seçimleri maddi güçle kazandım. İradeleri manipüle etmemiz çok normaldi. Çünkü bizim inancımızda haksız kazanç suç değil ki… Hayatta tüm amacım, mevcut iktidarı alaşağı etmek ve ülkenin bütünlüğünü zedelemek… Ondan sonrası beni ilgilendirmez” dese var ya…

“Canın sağ olsun Sevgili Başkanımız, sen ne yaparsan yap biz hep senin arkanda olacağız. Siz toplumsal yapımıza aykırı akımlara destek verin deyin, biz hemen veririz. Yeter ki isteyin. Yeter ki siz Cumhurbaşkanı olun, bize o yeter” diyecek kadar ilkesiz, basiretsiz, vefasız, milli şuurdan uzak ve dış etkilere boyun eğmeye razı bir kitle ile karşı karşıyayız. Bu sorgulamayan kitle, önlerine ne konursa onu kabullenir. Hiçbir zaman objektif bir ‘akıl ve idrak süzgecine’ sahip olmamıştır.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/aktif-zekadan-karisik-notlar/feed/ 0
Eğitimde Değişim Değil; Gelişim Şart! https://www.medyagoozugazetesi.com/egitimde-degisim-degil-gelisim-sart-2/ https://www.medyagoozugazetesi.com/egitimde-degisim-degil-gelisim-sart-2/#respond Mon, 21 Sep 2026 14:53:02 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188317 Kürsülerin tanınan ismiydi.
Efsanevi bir akademisyendi.

Yazdığı kitaplarla milyonlarca öğrenciye
dokunan bir rehberdi.

Eserleri, İktisadi ve İdari Bilimler fakültelerinin
başucu kaynağıydı.

Temel mikro ve makro ekonomi eserlerinin baş mimarı olan
bir ekonomist,
bir eğitimci,
bir bilim insanı,
bir yazardı;
Prof. Dr. Tümay ERTEK.

O, ekonomiyi fildişi kulelerden indirdi.
Sokağa taşıdı.
Pazarın tam ortasına bıraktı.
Günlük hayatın soluğu yaptı.

‘Temel Ekonomi’ adlı kitabı mükemmel bir eserdi.
Bu kitabı, üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyordu
bizim dönemde.

Kitabında ekonomiyi o kadar güzel anlatırdı ki…
Her satırı aklımızda hala…

Bir roman gibi okurduk;
Satır satır…
Ve her satırın  altını çize çize…

‘Temel Ekonomi’ kitabının yaprağını her çevirdiğimizde
fiyat mekanizması karşılardı bizi.

Esneklikler…
Okuma parçaları…
Çizgi karakterler…
Esprili bir anlatım…
Devlet müdahaleleri…
Tüketici davranışları…
Piyasa çeşitleri…
Eğlenceli notlar…
Gündemdeki ekonomi haberleri…

Hepsi gazete kupürleriyle canlanır.
Kuru formüllerin ötesine geçer.
Teoriler, sokağa iner.
Hayattan örneklerle hayat bulur.
Hayatın ta kendisi olurdu.

Öyle bir anlatırdı ki ekonomiyi;
Şehir bir iskelet olurdu eserinde.
Caddeler damar.
Paralar, mallar, emek ise o damarda akan kan.

Sabah uyanan…
Gündüz koşturan…
Gece vardiyasına kalan…
Nefes alan canlı bir ekosistemdi ekonomi dediği şey!…

Onun o kitabında  ne okunursa kolay gelirdi insana…
En karmaşık kavramlar…
En derin konular…
En zor formüller…
En gösterişli tablolar…

Yeter ki o dile getirsin,
Yeter ki o kaleme alsın,
Yeterliydi öğrenmek için…

Hem hangi bilim dalı olursa olsun.
Güzel öğretildiğinde her şey öğrenilebilir.

Zor konu diye bir şey yok aslında,
kolay öğreten öğretmen olduğu sürece.

\\

Prof. Dr. Tümay ERTEK’in kaleme aldığı bu eşsiz eser olan  ‘Temel Ekonomi’ kitabını
çok yakından incelemek gerekir bence…

Bu kitap,  yalnızca bir ekonomi kitabı değildir çünkü.

Bir anlatım biçimidir.
Bir öğretme biçimidir.
Bir düşünme biçimidir.

Zira muhtevası kadar anlatım şekline de bakalım.

Kavramları nasıl anlatıyor?
Bilgiyi nasıl aktarıyor?
Zor olanı nasıl kolaylaştırıyor?
Öğrenciyi nasıl düşündürüyor?

Çünkü iyi bir kitap
sadece bilgi vermez.

Merak uyandırır.
Düşündürür.
Öğretir.
Hayatla bağ kurar.
Öğrenciyi içinde tutar.

Eğitimde ihtiyacımız olan şey
de zaten budur.

İyi çalışan taraflarını alalım.
Geliştirelim.
Bugün müfredatta var olan
tüm derslere uyarlayalım.

\\

MEB’e…
YÖK’e…
Üniversitelere…
Eğitimle ilgili bütün kurum ve kuruluşlara
küçük bir not düşelim buradan.

Nedense her seferinde sistemi kökten değiştiriyoruz:

Yeni modeller…
Yeni müfredatlar…
Yeni kitaplar…
Yeni sınavlar…

Peki ne değişti?
Sadece değişim!

Öğrenci yine aynı yerde…
Öğretmen yine aynı yükün altında…
Veli yine ne yapacağını düşünüyor…
Ve eğitim sistemi yine yerlerde…

Oysa elimizde çok büyük bir birikim var.

İyi kitaplar var.
İyi akademisyenler var.
İyi öğretmenler var.
Yılların tecrübesi var.

Her seferinde
tekerleği yeniden icat etmeyelim.

Amerika’yı yeniden keşfetmeyelim.

Her gelen yönetimle
eğitimin yönünü değiştirmeyelim.

Radikal reformlarla
yılların birikimini bir anda silmeyelim.

Bir sistem kurup
daha sonuçlarını görmeden değiştirmeyelim.

Yeni olan her şey
iyi olan demek değildir.

Eski olan her şey de
değersiz değildir.

Önce elimizde ne var,
ona bakalım.

Neyi doğru yaptık?
Nerede başarılı olduk?
Hangi kitaplar öğrenciyi yakaladı?
Hangi öğretim yöntemleri işe yaradı?
Hangi eserler yıllarca
öğrencilerin elinden düşmedi?

Bunları araştıralım.
İyi olanı koruyalım.
Eksik olanı geliştirelim.
Yanlış olanı düzeltelim.

Ama her şeyi bir anda değiştirmeyelim.

Çünkü eğitim
kısa vadeli bir deneme alanı değildir.

Bir nesli yetiştirir.
Bir ülkenin geleceğini şekillendirir.

Yanlış sonuçlanırsa bedeli ağırdır.
Telafisi mümkün değildir.
Vebali büyüktür.

Bu nedenle eğitimde
köklü değişikliklerden önce
köklü bir inceleme gerekir.

Bazen reform yapmak değil,
iyi olanı geliştirmek daha değerlidir.

Bazen yeni bir yol açmak değil,
doğru yolda daha ileri gitmek gerekir.

Eğitim, modası geçmiş gömlek gibi sürekli değiştirilemez.
Çünkü eğitim bir birikim işidir.

Yılların tecrübesi vardır.
Biriktirilmiş bilgi vardır.
Emek vardır.
Deneyim vardır.

Her değişiklik ilerleme değildir.

Ama doğru yapılan her geliştirme,
bir adım daha ileri gitmektir.

Bu nedenle eğitimde mesele
her şeyi değiştirmek değil,
iyi olanı koruyarak
daha iyi hale getirmektir.

Bazen en doğru adım,
iyi olanı fark etmek
ve onu geliştirmektir.

Eğitimde;
Değişim değil,
gelişim şart!

\\

Şimdi serçe parmağımıza sertçe bir ip bağlayalım.

Ve unutmayalım.

Nereden geldiğimizi
unutmayalım.

Neleri başardığımızı
unutmayalım.

Hangi kitapların
öğrencilere ışık tuttuğunu unutmayalım.

Hangi öğretmenlerin
nesiller yetiştirdiğini unutmayalım.

Yılların birikimini
bir gecede silmeyelim.

Her yeni fikri
eskisinin düşmanı olarak görmeyelim.

İyiyi koruyalım.

Eksik olanı tamamlayalım.

Yanlış olanı düzeltelim.

Ama geçmişten
ders almayı unutmayalım.

Çünkü eğitim,
bugünden yarına kurulmaz.

Dünden bugüne gelir.

Bugünden de yarına taşınır.

İyi olanı
kaybetmeden ilerleyelim.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/egitimde-degisim-degil-gelisim-sart-2/feed/ 0
Eğitimde Değişim Değil; Gelişim Şart! https://www.medyagoozugazetesi.com/egitimde-degisim-degil-gelisim-sart/ https://www.medyagoozugazetesi.com/egitimde-degisim-degil-gelisim-sart/#respond Mon, 21 Sep 2026 14:36:58 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188313 Kürsülerin tanınan ismiydi.
Efsanevi bir akademisyendi.

Yazdığı kitaplarla milyonlarca öğrenciye
dokunan bir rehberdi.

Eserleri, İktisadi ve İdari Bilimler fakültelerinin
başucu kaynağıydı.

Temel mikro ve makro ekonomi eserlerinin baş mimarı olan
bir ekonomist,
bir eğitimci,
bir bilim insanı,
bir yazardı;
Prof. Dr. Tümay ERTEK.

O, ekonomiyi fildişi kulelerden indirdi.
Sokağa taşıdı.
Pazarın tam ortasına bıraktı.
Günlük hayatın soluğu yaptı.

‘Temel Ekonomi’ adlı kitabı mükemmel bir eserdi.
Bu kitabı, üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyordu
bizim dönemde.

Kitabında ekonomiyi o kadar güzel anlatırdı ki…
Her satırı aklımızda hala…

Bir roman gibi okurduk;
Satır satır…
Ve her satırın  altını çize çize…

‘Temel Ekonomi’ kitabının yaprağını her çevirdiğimizde.
Fiyat mekanizması karşılardı bizi.
Esneklikler.
Okuma parçaları.
Çizgi karakterler.
Esprili bir anlatım.
Devlet müdahaleleri.
Tüketici davranışları.
Piyasa çeşitleri.
Eğlenceli notlar.
Gündemdeki ekonomi haberleri.

Hepsi gazete kupürleriyle canlanır.
Kuru formüllerin ötesine geçer.
Teoriler, sokağa iner.
Hayattan örneklerle hayat bulur.
Hayatın ta kendisi olurdu.

Öyle bir anlatırdı ki ekonomiyi;
Şehir bir iskelet olurdu eserinde.
Caddeler damar.
Paralar, mallar, emek ise o damarda akan kan.

Sabah uyanan…
Gündüz koşturan…
Gece vardiyasına kalan…
Nefes alan canlı bir ekosistemdi ekonomi dediği şey!…

Onun o kitabında  ne okunursa kolay gelirdi insana…
En karmaşık kavramlar…
En derin konular…
En zor formüller…
En gösterişli tablolar…

Yeter ki o dile getirsin,
Yeter ki o kaleme alsın,
Yeterliydi öğrenmek için…

Hem hangi bilim dalı olursa olsun.
Güzel öğretildiğinde her şey öğrenilebilir.

Zor konu diye bir şey yok aslında,
kolay öğreten öğretmen olduğu sürece.

\\

Prof. Dr. Tümay ERTEK hocamızın kaleme aldığı bu eşsiz eser olan  ‘Temel Ekonomi’ kitabını
çok yakından incelemek gerekir bence…

Bu kitap,  yalnızca bir ekonomi kitabı değildir çünkü.

Bir anlatım biçimidir.
Bir öğretme biçimidir.
Bir düşünme biçimidir.

Zira muhtevası kadar anlatım şekline de bakalım.

Kavramları nasıl anlatıyor?
Bilgiyi nasıl aktarıyor?
Zor olanı nasıl kolaylaştırıyor?
Öğrenciyi nasıl düşündürüyor?

Çünkü iyi bir kitap
sadece bilgi vermez.

Merak uyandırır.
Düşündürür.
Öğretir.
Hayatla bağ kurar.
Öğrenciyi içinde tutar.

Eğitimde ihtiyacımız olan şey
de zaten budur.

İyi çalışan taraflarını alalım.
Geliştirelim.
Bugün müfredatta var olan
tüm derslere uyarlayalım.

\\

MEB’e…
YÖK’e…
Üniversitelere…
Eğitimle ilgili bütün kurum ve kuruluşlara
küçük bir not düşelim buradan.

Nedense her seferinde sistemi kökten değiştiriyoruz:

Yeni modeller…
Yeni müfredatlar…
Yeni kitaplar…
Yeni sınavlar…

Peki ne değişti?
Sadece değişim!

Öğrenci yine aynı yerde…
Öğretmen yine aynı yükün altında…
Veli yine ne yapacağını düşünüyor…
Ve eğitim sistemi yine yerlerde…

Oysa elimizde çok büyük bir birikim var.

İyi kitaplar var.
İyi akademisyenler var.
İyi öğretmenler var.
Yılların tecrübesi var.

Her seferinde
tekerleği yeniden icat etmeyelim.

Amerika’yı yeniden keşfetmeyelim.

Her gelen yönetimle
eğitimin yönünü değiştirmeyelim.

Radikal reformlarla
yılların birikimini bir anda silmeyelim.

Bir sistem kurup
daha sonuçlarını görmeden değiştirmeyelim.

Yeni olan her şey
iyi olan demek değildir.

Eski olan her şey de
değersiz değildir.

Önce elimizde ne var,
ona bakalım.

Neyi doğru yaptık?
Nerede başarılı olduk?
Hangi kitaplar öğrenciyi yakaladı?
Hangi öğretim yöntemleri işe yaradı?
Hangi eserler yıllarca
öğrencilerin elinden düşmedi?

Bunları araştıralım.
İyi olanı koruyalım.
Eksik olanı geliştirelim.
Yanlış olanı düzeltelim.

Ama her şeyi bir anda değiştirmeyelim.

Çünkü eğitim
kısa vadeli bir deneme alanı değildir.

Bir nesli yetiştirir.
Bir ülkenin geleceğini şekillendirir.

Yanlış sonuçlanırsa bedeli ağırdır.
Telafisi mümkün değildir.
Vebali büyüktür.

Bu nedenle eğitimde
köklü değişikliklerden önce
köklü bir inceleme gerekir.

Bazen reform yapmak değil,
iyi olanı geliştirmek daha değerlidir.

Bazen yeni bir yol açmak değil,
doğru yolda daha ileri gitmek gerekir.

Eğitim, modası geçmiş gömlek gibi sürekli değiştirilemez.
Çünkü eğitim bir birikim işidir.

Yılların tecrübesi vardır.
Biriktirilmiş bilgi vardır.
Emek vardır.
Deneyim vardır.

Her değişiklik ilerleme değildir.

Ama doğru yapılan her geliştirme,
bir adım daha ileri gitmektir.

Bu nedenle eğitimde mesele
her şeyi değiştirmek değil,
iyi olanı koruyarak
daha iyi hale getirmektir.

Bazen en doğru adım,
iyi olanı fark etmek
ve onu geliştirmektir.

Eğitim de;
Değişim değil,
gelişim şart!

Unutmayalım.

 

 

 

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/egitimde-degisim-degil-gelisim-sart/feed/ 0
Yerli Akıl, Küresel Vizyon! Gururla Sunuyoruz… https://www.medyagoozugazetesi.com/yerli-akil-kuresel-vizyon-gururla-sunuyoruz/ https://www.medyagoozugazetesi.com/yerli-akil-kuresel-vizyon-gururla-sunuyoruz/#respond Thu, 17 Sep 2026 12:45:55 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188298 Medyada Yerli Zeka Dönemi’ni Başlatıyoruz!

Gerçekleri gizlemeye, ötelemeye, ertelemeye tahammülümüz yok.

Medya Gözü olarak biz bu yola çıkarken sadece haber yapmayı değil, haberciliğin kurallarını ve teknolojisini baştan yazmayı da hedefledik.

Bugün, bu büyük vizyonun en somut, en güçlü adımlarını sizlerle paylaşıyoruz.
Medya dünyasına iki dev hizmet sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
MEGHA Haber Ajansı
Medya Gözü Yayıncılık.

Medya Gözü Yayıncılık. platformumuz tüm gücüyle, yepyeni bir vizyonla yayında.

Bu platform sıradan bir satış sitesi değil.
Bir satış sitesinden beklediğinizden daha fazlası…

Medya Gözü Yayıncılık; gerek Medya Gözü’nün kendi yayınlarının gerekse yayıncılık sektöründeki diğer kitap, dergi ve gazetelerin okuyucuya ulaştığı yeni nesil, devasa bir merkezdir.
Ulusal ve uluslararası tüm yayınların buluştuğu ve sürekli büyüyen yapay zeka destekli dev bir  veri tabanı…

Medya Gözü Yayıncılık ile sanal ortamda çok daha farklı, son derece güvenli ve bir o kadar da hesaplı bir metotla dijital yayıncılıkta yepyeni bir standart belirliyoruz.

Medya Gözü olarak sürekli yenilikler peşindeyiz.
Bizim vizyonumuz sadece yayınları okuyucuya ulaştırmakla sınırlı kalamazdı.
Sadece yayıncılık havuzu kurmakla yetinmedik; aynı zamanda bu havuzdaki bilgileri derleyen, düzelten, kategorize eden ve herkesin ihtiyacına göre özelleşen bir otomasyon sistemi de kurduk:
MEGHA  MEDYA GÖZÜ HBER AJANSI)

Artık haberin doğrudan kaynağına, mutfağına ve üretim biçimine de devrim niteliğinde bir dokunuş yaptık. Bu doğrultuda MEGHA Haber Ajansı’nı medya dünyasına kazandırdık.

Artık tüm haber siteleri, haber ajanslarına, kaynaklarına ve onların hantal yazılımlarına  ihtiyaç duymadan herkese bizim geliştirdiğimiz yapay zeka destekli otomasyonumuzla daha kolay, pratik, tematik  ve hedef kitle odaklı haber yayınlama özgürlüğüne kavuşacaktır.

Evet. Hayal değil; MEGHA Haber Ajansı artık sahada.

Anadolu Ajansı (AA),  İhlas Haber Ajansı (İHA) vb…  alışılagelmiş, klasik haber derleme platformlarının yapısal sınırlarından tamamen kurtulduk.

Artık çok daha üst düzey, yapay zeka destekli, tamamen teknolojik ve benzersiz bir altyapıyla haberin derlendiği, üretildiği ve servis edildiği yepyeni bir sistem inşa ettik. Zamana, zemine ve zamire ihtiyaç duymadan da haberin yapılabildiğini kanıtladık.

Dijital haberciliğin yeni ve en güçlü motoru artık MEGHA’dır.

MEGHA; güvenli, doğru, kaynağı belli olan, basın yayın ilkelerine sıkı sıkıya bağlı ve değişen mevzuata göre güncellenebilen yayın altyapısı ile medya sektöründe yayıncılara sınırsız bir haber sunma özgürlüğü sağlıyor.

MEGHA, önce haberi tüm kaynaklardan araştırır.
Doğru ve yanlış haberi ölçüm araçlarıyla ayrıştırır.
Bilgi, belge, bulgu taraması yaparak haberin realitesini ölçtürür.
Gelişmiş yazılım alt yapısıyla tüm kaynaklardan  doğruluk oranlarını değerlendirir.
Ve veri tabanında bulunan binlerce parametrelerden geçirir.
Böylece sadece doğru, tarafsız ve tamamen gerçek bilgiyi servis eder.

Tüm bu devasa atılımları hayata geçirirken, köklü yapımızı da zirveye taşıdık.
Yeni açılan mecralarımızın yanı sıra, diğer tüm platformlarımız ve dijital ağlarımız baştan sona güncellendi.
En güçlü sunucularımızla ve en gelişmiş güvenlik ağımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
Sistemlerimizin tamamı en modern, en güvenli ve kesintisiz haliyle şu an aktif durumdadır.

Burada çok özel ve gurur verici bir parantez açmak zorundayım.
Tüm bu dev sistemler dışarıdan alınmış, warez  yazılımlar değildir.
Medya Gözü yazılım mühendislerinin gece gündüz demeden ortaya koyduğu büyük özverinin, emeğin ve aklın eseridir.

Yüzde yüz yerli ve milli üretim olan bu teknolojik altyapılar için kendi bünyemizdeki yazılım mühendislerimize yürekten teşekkür ediyorum.

Kendi teknolojimizi üreterek medya dünyasında ne kadar güçlü bir aktör olduğumuzu bir kez daha kanıtladık.

Güçlüyüz,
Çünkü temelimizde sağlam bir vizyon var.

İddialıyız,
Çünkü sistemlerimizde muazzam bir teknolojik altyapı ve emek var.

Bu büyük teknolojik değişimi, yenilenen vizyonumuzu ve yayıncılıktaki yeni kalemizi bizzat incelemek, bu deneyime ortak olmak isteyen tüm okurlarımızı platformlarımıza davet ediyoruz.

Büyüyen, kendi teknolojisini üreten ve sınırları aşan yapımızla buradayız.
Doğru haberciliğin nabzını tutmaya, gerçeğin peşinden korkusuzca gitmeye devam edeceğiz.

Bizi sadece okumaya, dinlemeye, izlemeye devam etmekle kalmayın; aynı zamanda bizimle geleceğe birlikte adım atmaya başlayın.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/yerli-akil-kuresel-vizyon-gururla-sunuyoruz/feed/ 0
Gururla Sunuyoruz; Yerli Akıl, Küresel Vizyon! https://www.medyagoozugazetesi.com/medyada-yerli-zeka-donemini-baslatiyoruz/ https://www.medyagoozugazetesi.com/medyada-yerli-zeka-donemini-baslatiyoruz/#respond Thu, 17 Sep 2026 12:24:09 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188299 Medyada Yerli Zeka Dönemi’ni Başlatıyoruz!

Gerçekleri gizlemeye, ötelemeye, ertelemeye tahammülümüz yok.

Medya Gözü olarak biz bu yola çıkarken sadece haber yapmayı değil, haberciliğin kurallarını ve teknolojisini baştan yazmayı da hedefledik.

Bugün, bu büyük vizyonun en somut, en güçlü adımlarını sizlerle paylaşıyoruz.
Medya dünyasına iki dev hizmeti sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Medya Gözü Yayıncılık.
MEGHA Haber Ajansı.

Medya Gözü Yayıncılık adlı platformumuz tüm gücüyle, yepyeni bir vizyonla yayında.

Bu platform sıradan bir satış sitesi değil.
Bir satış sitesinden beklediğinizden daha fazlası…

Medya Gözü Yayıncılık; gerek Medya Gözü’nün kendi yayınlarının gerekse yayıncılık sektöründeki diğer kitap, dergi ve gazetelerin okuyucuya ulaştığı yeni nesil, devasa bir merkezdir.
Ulusal ve uluslararası tüm yayınların buluştuğu ve sürekli büyüyen yapay zeka destekli dev bir  veri tabanı…

Medya Gözü Yayıncılık ile sanal ortamda çok daha farklı, son derece güvenli ve bir o kadar da hesaplı bir metotla dijital yayıncılıkta yepyeni bir standart belirliyoruz.

Medya Gözü olarak sürekli yenilikler peşindeyiz.
Bizim vizyonumuz sadece yayınları okuyucuya ulaştırmakla sınırlı kalamazdı.
Sadece yayıncılık havuzu kurmakla yetinmedik; aynı zamanda bu havuzdaki bilgileri derleyen, düzelten, kategorize eden ve herkesin ihtiyacına göre özelleşen bir otomasyon sistemi de kurduk:
MEGHA (Medya Gözü Haber Ajansı)

Artık haberin doğrudan kaynağına, mutfağına ve üretim biçimine de devrim niteliğinde bir dokunuş yaptık. Bu doğrultuda MEGHA Haber Ajansı’nı medya dünyasına kazandırdık.

Artık tüm haber siteleri, haber ajanslarına, kaynaklarına ve onların hantal yazılımlarına  ihtiyaç duymadan herkese bizim geliştirdiğimiz yapay zeka destekli otomasyonumuzla daha kolay, pratik, tematik  ve hedef kitle odaklı haber yayınlama özgürlüğüne kavuşacaktır.

Evet. Hayal değil; MEGHA Haber Ajansı artık sahada.

Anadolu Ajansı (AA),  İhlas Haber Ajansı (İHA) vb…  alışılagelmiş, klasik haber derleme platformlarının yapısal sınırlarından tamamen kurtulduk.

Artık çok daha üst düzey, yapay zeka destekli, tamamen teknolojik ve benzersiz bir altyapıyla haberin derlendiği, üretildiği ve servis edildiği yepyeni bir sistem inşa ettik. Zamana, zemine ve zamire ihtiyaç duymadan da haberin yapılabildiğini kanıtladık.

Dijital haberciliğin yeni ve en güçlü motoru artık MEGHA’dır.

MEGHA; güvenli, doğru, kaynağı belli olan, basın yayın ilkelerine sıkı sıkıya bağlı ve değişen mevzuata göre güncellenebilen yayın altyapısı ile medya sektöründe yayıncılara sınırsız bir haber sunma özgürlüğü sağlıyor.

MEGHA, önce haberi tüm kaynaklardan araştırır.
Doğru ve yanlış haberi ölçüm araçlarıyla ayrıştırır.
Bilgi, belge, bulgu taraması yaparak haberin realitesini ölçtürür.
Gelişmiş yazılım alt yapısıyla tüm kaynaklardan  doğruluk oranlarını değerlendirir.
Ve veri tabanında bulunan binlerce parametrelerden geçirir.
Böylece sadece doğru, tarafsız ve tamamen gerçek bilgiyi servis eder.

Tüm bu devasa atılımları hayata geçirirken, köklü yapımızı da zirveye taşıdık.
Yeni açılan mecralarımızın yanı sıra, diğer tüm platformlarımız ve dijital ağlarımız baştan sona güncellendi.
En güçlü sunucularımızla ve en gelişmiş güvenlik ağımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
Sistemlerimizin tamamı en modern, en güvenli ve kesintisiz haliyle şu an aktif durumdadır.

Burada çok özel ve gurur verici bir parantez açmak zorundayım.
Tüm bu dev sistemler dışarıdan alınmış, warez  yazılımlar değildir.
Medya Gözü yazılım mühendislerinin gece gündüz demeden ortaya koyduğu büyük özverinin, emeğin ve aklın eseridir.

Yüzde yüz yerli ve milli üretim olan bu teknolojik altyapılar için kendi bünyemizdeki yazılım mühendislerimize yürekten teşekkür ediyorum.

Kendi teknolojimizi üreterek medya dünyasında ne kadar güçlü bir aktör olduğumuzu bir kez daha kanıtladık.

Güçlüyüz,
Çünkü temelimizde sağlam bir vizyon var.

İddialıyız,
Çünkü sistemlerimizde muazzam bir teknolojik altyapı ve emek var.

Bu büyük teknolojik değişimi, yenilenen vizyonumuzu ve yayıncılıktaki yeni kalemizi bizzat incelemek, bu deneyime ortak olmak isteyen tüm okurlarımızı platformlarımıza davet ediyoruz.

Büyüyen, kendi teknolojisini üreten ve sınırları aşan yapımızla buradayız.
Doğru haberciliğin nabzını tutmaya, gerçeğin peşinden korkusuzca gitmeye devam edeceğiz.

Bizi sadece okumaya, dinlemeye, izlemeye devam etmekle kalmayın; aynı zamanda bizimle geleceğe birlikte adım atmaya başlayın.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/medyada-yerli-zeka-donemini-baslatiyoruz/feed/ 0
Aksaçlı Bir Kara Sakaldan Nakiller https://www.medyagoozugazetesi.com/aksacli-bir-kara-sakaldan-nakiller/ https://www.medyagoozugazetesi.com/aksacli-bir-kara-sakaldan-nakiller/#respond Wed, 16 Sep 2026 11:28:14 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188295  

Güncel bir cümle: Çalan hırsıza ‘kahraman’, çalışan kişiye de ‘diktatör’ diyenlerin, birlikte yaşadığı bir ülkede yaşıyoruz, maalesef…

Adamı, Nobel’e Aday göstermek gerek… “Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır” diyen Cumhur Başkanı adayını tanıyan var mı?

Gelen haberlere göre Bursa tamamen susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya… Bursa gibi su zengini bir şehri ancak CHP susuz bırakabilirdi. Evet, evet başardı…

Kemalistlerin gözünde, kodlandıkları ‘yanlış’ bilgiler aleyhine olan, gerçek ve doğru hiçbir belgelerin, hiçbir anlamları yoktur. Onlar için ‘yanlış’ olmasına rağmen, ‘doğru’ bildikleri bilgilerdir.

Kim ne derse desin… 2 yılda 500 bin konut yapmak ve hak sahiplerine dağıtmak, her babayiğidin harcı değildir. Her devletin de başaracağı bir iş değildir. İster kabul edin ister etmeyin. Bu başarıyı alkışlamayan kadir kıymet bilmezdir.

Var ya… Bize okullarda okutulan ve beynimize kazınan, “1492’de Kristof Kolomb Amerika’yı keşfetti’ yalanını, şöyle düzeltmek gerek: O tarihte işgalciler ve zorbalar, Kızılderililere katliam yaptılar ve yurtlarını işgal ettiler. İşgal halen devam ediyor.

Ülkemizdeki ‘marjinal azınlığın’ İslam’a ve Müslümanlara yönelik kinleri hâlâ, hem de daha da şiddetlenmiş vaziyette, dipdiri sürüyor. 28 Şubat kafası fırsat kolluyor. Bir iktidar olabilseler var ya… Ne İslâm bırakacaklar ne de Müslüman… Çin’den de İsrail’den de daha baskıcı ve daha gaddar bir yönetime hazırlar.

Şimdi kalkıp desem ki; “inançsızdırlar, kriptodurlar, küresel şer odaklarına hizmet ederler, sapkın akımları savunurlar, manevi değerleri inkâr ederler, ahlaki zaafları vardır, istismarcıdırlar, yolsuzluğa bulaşmışlardır, kâfirdirler, inkârcıdırlar, vefasızdırlar, vicdansızdırlar, haysiyetsizdirler, karaktersizdirler, milliyet kabul etmezler, mandacıdırlar, tüm dinlere toleranslı, sadece İslam’a düşmandırlar, yalan söylemekte hiçbir mahzur görmezler” … Bu kadar özellik, acaba kim veya kimlerde bulunur?

Bakın ülkemizde neler oluyor, neler? En dürüstü 600 milyar TL çalıyor. En ahlâklı olanı tişörtüne gayriahlaki kelimeler yazdırıyor. En komiği, absürt hareketleriyle şişe deviriyor. En sert erkeği, kadın sutyeni ile eylem yapıyor. En eğitimlisi dışkısını yiyor ve bundan mutluluk duyuyor. En dürüst kadını, ’hamile kalırım ama doğurmam’ diyor. En entelektüeli ‘O olmasaydı biz de olmazdık’ diyor. Daha sayayım mı? Ahhh, ah… Zihniyet değişmeyince sunulan imkânların bunlara hiç faydası olmuyor.

Öyle bir kin ve nefret ki, anlamak mümkün değil… Bir de bunlar sözüm ona ‘demokrat’… Kemalist bir kadın olan, Prof. Dr. Baria Öztaş, bir zamanlar şöyle demişti: Bir uçurumun kenarında olsam, bana bir baş örtülü elini uzatsa, ölmeyi tercih ederim… Bu bakış, ülkemizi ‘kendilerinin tapulu malları’ kabul eden kriptoların kolektif bakışı ve kinlerinin dışa vurmuş hâlidir. Allah bunların ellerine fırsat vermesin. Eğer imkân bulsalar, katliamcı Netanyahu bunların ellerine su dökemez.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/aksacli-bir-kara-sakaldan-nakiller/feed/ 0
Tarihin Raflarından Seçmeler https://www.medyagoozugazetesi.com/tarihin-raflarindan-secmeler/ https://www.medyagoozugazetesi.com/tarihin-raflarindan-secmeler/#respond Mon, 14 Sep 2026 00:58:17 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188292

Bir zamanlardı… Elazığlı besteci Hanifi Karbaş, eserlerine kimse talip olmayınca, yazdığı 130 şarkı sözünü Kömürhan Köprüsü’nden atmıştı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde ‘saz çalmak’ gericilikle ilişkilendirilerek baskı görmüştü. Günümüzde Aşık Veysel saygıyla ve övgüyle anılsa da, o zorlu dönemde sazının kolluk kuvvetlerince fırına atılarak yakıldığı tarihi kayıtlarda yerini almıştır.

Kurulduğu günden beri Kemalizm ve solculuğun bayraktarlığını yapan Cumhuriyet Gazetesi kurucusu Yunus Nadi’nin aile fertlerinin isim tercihleri oldukça dikkat çekicidir: Traje, Ratip, Bihin, Mary Elizabeth, Homer Lange ve David Tonge… Yazar Doğan Nadi’nin torunlarının isimleri ise şöyle: Riley ve Waylon…

Hatırlayanlar vardır, bir zamanlar Saadet Partisi’nden istifa edip CHP’ye geçen Milletvekili Cihangir İslam, parti değiştirmeden önce CHP’yi eleştirmiş ve “CHP’nin yegâne eseri Anıtkabir’dir. Savaş döneminde ekonominin küçüldüğü bir dönemde, 40.000.000 TL’ye mal olmuştu. O da Marmaray gibi 9 yılda bitmişti” ifadelerini kullanmıştı.

Bir zamanlardı… Zamanın Endonezya Devlet Başkanı Megawati Sukarnaputri, destekçilerine, “Partiye verilecek oyları artırmak için daha çok sevgili edinin” çağrısında bulunmuştu. Seçim kampanyası nedeniyle Semarang kentinde bulunan Sukarnaputri, “Bir kız arkadaşınız varsa, daha fazlasını bulun. Gelecek seçimler için hepsini partimize üye yapalım” demişti.

Bir zamanlar THY uçağında olay çıkaran PETLAS Yönetim Kurulu üyesi Abdülkadir Özcan, 13 Aralık 2024’te Türk Hava Yolları’nın Dubai-İstanbul seferinde alkol servisinin durdurulmasının ardından kabin ekibiyle tartışmış ve “Ben milyar dolarlık adamım, Türkiye’yi satın alırım” sözleriyle tepki çekmişti. Olayın ardından ikametinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunduğu iddia edilen şahıs tutuklanarak adli makamlara sevk edildi.

Ülkemizde bir zamanlar, müzik alanında bir çelişki yaşandı. “Ne mutlu Türk’üm diyene” sloganının yerleştirilmeye çalışıldığı sıralarda Türk müziğine sansür uygulandı. İlk olarak 1934 yılında batılılaşma süreci nedeniyle geleneksel Türk müziğinin radyoda çalınması yasaklandı ve bu yasak iki yıl sürdü. 1980 darbesinden sonra da siyasi mesaj içeren şarkılar sansürlendi. Bu yıllarda Cem Karaca ve Selda Bağcan gibi sanatçılara tutuklama kararı çıkarıldı.

Bir zamanlardı… Seçim dönemlerindeki dini referanslarıyla dikkat çeken İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İtalya’nın Floransa kentinde düzenlenen ‘Akdeniz Şehirleri Belediye Başkanları Konferansı’nda konuşmuştu. İmamoğlu, ‘Akdeniz Forumu’ diye adlandırılan bu konferansta, Kur’an-ı Kerim’den alıntı yapmış ve Fussilet Suresinin 34. ayetini okumuştu. Ayetin hem Arapçasını okumuş hem de İngilizce tercümesini vermişti. Konferansa Floransa Belediye Başkanı Dario Nardella, Kudüs Belediye Başkanı Moshe Lion ve Atina Belediye Başkanı Kostas Bakoyannis de katılmıştı. Perugia Başpiskoposu ve İtalyan Piskoposlar Konferansı Başkanı Kardinal Gualtiero Bassetti’nin de ‘dinleyici olarak’ yer aldığı oturumda İmamoğlu sözlerine, “16 milyon İstanbullunun en sıcak duygularını ileterek başlamak istiyorum” diyerek girmiş ve konuşmasının devamında söz konusu ayete yer vermişti.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/tarihin-raflarindan-secmeler/feed/ 0
Söylediklerin Değil; Yaşattıklarındır Güven! https://www.medyagoozugazetesi.com/soylediklerin-degil-yasattiklarindir-guven/ https://www.medyagoozugazetesi.com/soylediklerin-degil-yasattiklarindir-guven/#respond Mon, 07 Sep 2026 02:24:20 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188273 Hiç unutmadım.
Unutamam da….

Robert Bosch’un o meşhur sözüydü:
“İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim.”

Yıllar önce bir reklamda duyduğumda çok dikkatimi çekmişti.

Etkileyiciydi.
İddialıydı.

Ben de hayatım boyunca tüm kararlarımda güvenimi kaybetmektense hep paramı kaybetmeyi tercih ettim.

—

Çoğu insan güvenin zamanla kazanıldığını zanneder.

Birlikte geçirilen ayların,
Birlikte girilen işlerin,
Aşılmış krizlerin birikimi sanır.

Oysa hiç de öyle değil…

Güvenin doğuşu;
Kurulmasından da…
Yıkılmasından da…
Çok daha acelecidir.

İnsanın kendini anlatmasına fırsat tanımayan,
Aklın henüz savunma mekanizmalarını kuramadığı,
Bütün hesapları geride bırakan o ilk eşik…

Karar çoktan verilmiştir bile.

Tam da orada:

Daha ilk saniye…

Bir insanla tanışırsınız.

Henüz size kendisini anlatmamıştır.
Ne iş yaptığını bilmiyorsunuzdur.
Geçmişini bilmiyorsunuzdur.
Hatta adını bile yeni öğrenmişsinizdir.

Ama birkaç saniye içinde içinizden bir düşünce geçer:

“Bu insana güvenilir.”

İlginç olan şudur:

Henüz ortada güven yaratacak belirgin bir davranış yoktur.
Beyin yine de karar vermiştir.

Bazen bunun tam tersi olur.

Bir insan son derece düzgün konuşur.
Güzel giyinir.
Kendinden emin görünür.
Söyledikleri mantıklıdır.

Ama içimizde küçük bir rahatsızlık oluşur.

Nedenini açıklayamayız.

Sadece:
“Bir şey var ama ne olduğunu bilmiyorum.”
deriz.

Peki güven dediğimiz şey gerçekten nerede başlar?

—

Beyin çok çabuk karar verir.

İnsan beyni her karşılaşmayı sıfırdan analiz etmez.
Çünkü bunu yapmak inanılmaz derecede yorucu olurdu.

Karşımızdaki insanın;
Yüzünü…
Ses tonunu…
Konuşma hızını…
Beden hareketlerini,
Tutarlılığını
ve davranışlarını…
Aynı anda değerlendiririz.

Üstelik çoğunu bilinçli olarak yaptığımızı bile fark etmeyiz.

Bir bakış.
Bir duraksama.
Bir cümlenin söyleniş biçimi.
Bir soruya verilen cevap.

Bunların hepsi beynin görünmeyen hesaplamasına girer.

Bu yüzden güven bazen bir cümleden önce oluşur.

İnsan henüz konuşmaya başlamadan bile beynimiz onun hakkında küçük işaretler toplamaya başlamıştır.

Fakat burada önemli bir ayrıntı vardır:

İlk izlenim her zaman doğru değildir.

Beyin hızlı karar verir.

Ama hızlı karar vermek, doğru karar vermek anlamına gelmez.

—

Bir insanın ne söylediğini dinleriz.
Fakat çoğu zaman nasıl söylediğini de dinleriz.

Aynı cümle iki farklı insan tarafından söylendiğinde bambaşka etki yaratabilir.

“Merak etmeyin, hallederiz.”
Birinin ağzından güven verir.
Başkasının ağzından boş bir vaat gibi gelir.

Burada kelimeler aynı olabilir.
Fakat ses aynı değildir.

Konuşma temposu,
Gereksiz savunmalar,
Aşırı açıklamalar,
Sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı…

Bunların tamamı karşı tarafta bir iz bırakır.

İlginçtir:

Güven veren insanların çoğu, güven vermeye çalışmıyor gibi görünür.

Çünkü kendilerini sürekli ispatlama ihtiyacı duymazlar.

—

Fazla konuşmak bazen ters etki yapar.

Güven vermek isteyen insan bazen çok fazla konuşur.

Neyi bildiğini anlatır.
Kimleri tanıdığını anlatır.
Neler yaptığını anlatır.
Ne kadar başarılı olduğunu anlatır.
Neden haklı olduğunu anlatır.

Fakat bir noktadan sonra anlatılanlar güven oluşturmak yerine şüphe oluşturabilir.
Çünkü gerçek yeterlilik çoğu zaman kendisini sürekli ilan etmek zorunda değildir.

Bir doktorun her cümlesinde ne kadar bilgili olduğunu kanıtlamaya çalışması garip olur.
İyi bir ustanın yaptığı işi anlatmak yerine göstermesi daha etkileyicidir.

Gerçek güven çoğu zaman gösterişsizdir.

Çünkü güven, sesini yükselterek değil; tutarlılık göstererek oluşur.

—

Tutarlılık önemlidir.

Bir insanın bugün söylediğiyle yarın yaptığı birbirini tutuyorsa, güven büyür.

Dün verdiği sözün arkasında duruyorsa…
Küçük bir konuda bile dürüst davranıyorsa…
Kimse görmediğinde de aynı davranışı sürdürebiliyorsa…

Beyin bunu kaydeder.

Güven aslında büyük hareketlerin toplamından çok, küçük davranışların birikimidir.

Bir insan size milyonluk bir işte dürüst davranabilir.

Ama asıl güveni bazen çok daha küçük bir olay yaratır.

Verdiği saatte gelmesi.
Unuttuğu bir şeyi kabul etmesi.
Bilmediği bir konuda “bilmiyorum” diyebilmesi.
Hatasını başkasına yüklememesi.

Çünkü insanın karakteri çoğu zaman büyük fırsatlarda değil, küçük bahanelerde görünür.

—

Bilmiyorum demek çok bilmemek değildir.

Belki de güven veren insanların en dikkat çekici özelliklerinden biri şudur:

Her şeyi biliyormuş gibi davranmazlar.

Bir soru sorarsınız.
“Bilmiyorum.”
derler.

Bu cevap ilk bakışta zayıflık gibi görünebilir.
Oysa çoğu zaman tam tersidir.
Çünkü bilmediğini kabul edebilen insan, bildiği şey konusunda da daha güvenilir görünür.

Her soruya cevap veren insana bir süre sonra şüpheyle bakarız.
Çünkü gerçek hayatta kimse her şeyi bilemez.

Dolayısıyla bazen:
“Bilmiyorum, araştırıp döneyim.”  cümlesi,
“Her şeyi biliyorum.”
cümlesinden çok daha güçlüdür.

—

Güven öyle bir kaybolur ki…

Güvenin ilginç tarafı, kurulmasının uzun; yıkılmasının kısa olmasıdır.

Aylarca doğru davranırsınız.

Sonra tek bir olay yaşanır.

Verdiğiniz bir sözün arkasında durmazsınız.
Gerçeği saklarsınız.
Bir hatayı kabul etmek yerine başkasını suçlarsınız.
Ve karşı tarafın zihninde küçük bir çatlak oluşur.

Güven tamamen yok olmayabilir.
Ama artık eskisi gibi değildir.

Çünkü insan zihni yalnızca yapılanları değil, tutarsızlıkları da hatırlar.

Bu nedenle güvenin en büyük düşmanı hata yapmak değildir.
Hata herkesin başına gelir.

Asıl tehlike:
Hatanın arkasına saklanmaktır.

—

Bazı insanlar az konuşur.

Bir ortama girerler.

Çok konuşmazlar.

Kendilerini öne çıkarmazlar.

Herkesi etkilemeye çalışmazlar.

Ama birkaç dakika sonra insanlar onların yanında daha rahat davranmaya başlar.

Çünkü karşı tarafı dinlerler.

Sözünü kesmezler.

Cevap vermeden önce düşünürler.

Her konuşmayı kendilerine çevirmeye çalışmazlar.

Bu, sanıldığından daha güçlü bir davranıştır.

Çünkü insan çoğu zaman kendisini anlatan kişiden çok, kendisini gerçekten dinleyen kişinin yanında rahat hisseder.

Belki de güvenin önemli bir bölümü konuşmakla değil, karşımızdaki insana konuşabileceği alanı bırakmakla ilgilidir.

—

Güvenin görünmeyen tarafı var.

Güven aslında “Bu insan bana zarar vermez.” düşüncesinden daha büyüktür.

Bazen şu anlama gelir:

“Bu insanın ne yapacağını aşağı yukarı tahmin edebiliyorum.”

İşte güvenin en önemli taraflarından biri budur.

Öngörülebilirlik.

Bugün başka, yarın başka davranmayan insanlar daha güvenilir algılanır.

Çünkü onların yanında sürekli tetikte olmak gerekmez.

Ne söyleyeceklerini değil belki ama nasıl davranacaklarını tahmin edebilirsiniz.

Ve insan zihni belirsizliği sevmez.

Bu yüzden güven veren kişi, yalnızca iyi davranan kişi değildir.

Aynı zamanda karşısındakine şu duyguyu veren kişidir:

“Burada neyle karşılaşacağımı biliyorum.”

—

Hayatta bazı insanlar vardır.

Odaya girdiklerinde kimse alkışlamaz.
Kendilerini tanıtmak için uzun cümleler kurmazlar.
Ne kadar başarılı olduklarını anlatmazlar.
Hatta çoğu zaman en çok konuşan kişi bile değildirler.

Ama yanlarında garip bir rahatlık hissedersiniz.

Nedenini hemen açıklayamazsınız.

Belki seslerinden…
Belki bakışlarından…
Belki verdikleri küçük sözleri tutmalarından…
Belki de kimse bakmıyorken bile aynı insan olmalarından…

Güvenin ilginç yanı tam da burada ortaya çıkar:

İnsanlara güven veren şey, çoğu zaman onların söyledikleri değil; söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafedir.

Mesafe azaldıkça güven büyür.

Ve belki de bir insanın gerçek itibarı, kendisi hakkında anlattıklarıyla değil,
başkalarının onun yanında kendisini nasıl hissettiğiyle ölçülür.

—

Ama bugün mesele artık parayı ya da güveni seçmek değil;
Çünkü para  kaybedilir,
Sonra yeniden kazanılır.
İflas eden toparlar.
Krizler gelir, geçer.
Sermaye erir,
Sıfırdan bir daha kurulur.

Ama güven öyle bir şey değil.
Güven bittiğinde, geriye kurtarılacak hiçbir şey kalmaz.

İnsan önce karşısındakine olan inancını kaybeder.
Sonra kendi iç huzurunu.
En sonunda da etrafındaki bütün bağlar kopar.

Bütün hesapların kağıda döküldüğü, her cümlenin altına şüpheyle şerh düşüldüğü bir yerde;
İş de yürümez..
Dostluk da…

İmza atarsınız ama arkanızı dönemezsiniz.
El sıkışırsınız ama gözünüz kapıda kalır.

İşte o an fark edersiniz:
Kaybedilen şey bir miktar bütçe değil; insanın en temel zemini, yani haysiyetidir.

Parasını kaybeden sadece  yoksul olur.
Güvenini kaybeden ise her şeyiyle yok olur.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/soylediklerin-degil-yasattiklarindir-guven/feed/ 0
Tarihten Kayıtlar https://www.medyagoozugazetesi.com/tarihten-kayitlar/ https://www.medyagoozugazetesi.com/tarihten-kayitlar/#respond Fri, 04 Sep 2026 12:39:43 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/?p=188265 Tarihin arşivine aldığı ilginç bir çelişki de Fransa’dan…
Fransa, 2011 yılında çıkardığı yasa ile kamuya açık alanlarda dini gerekçelerle dahi olsa yüzün kapatılmasını ve peçe takılmasını yasaklamış, buna uymayanlara 150 avro para cezası getirmişti. Ancak koronavirüs salgını patlak verdiğinde, halk sağlığını koruma gerekçesiyle bu defa sokakta maske takmayarak yüzünü kapatmayanlara aynı miktarda, yani 135-150 avro civarında cezalar uygulandı. Hukuki gerekçeleri farklı da olsa, ortaya çıkan bu tezat hafızalara kazındı.

Merhum Ali Rıza Septioğlu’nu hatırlar mısınız? Milletvekili olduğu dönemde Fırat Üniversitesi bünyesinde bir İlahiyat Fakültesi açılması için hazırladığı dosya ile Meclis koridorlarında dolaşırken dönemin Tunceli Milletvekili Kamer Genç ile karşılaşır. Kamer Genç espriyle yaklaşarak şöyle der: “Yahu Şeyhim! Sen yine Elazığ’a bir yatırım götürüyorsun. Ver o dosyayı bana da ben Tunceli’ye götüreyim.” Septioğlu da aynı nüktedanlıkla cevap verir: “Al oğlum Kamo, verdim. Götür Tunceli’ye, almazsan ayıp edersin.” Kamer Genç dosyanın İlahiyat Fakültesi talebi olduğunu görünce gülümseyerek, “Şeyhim vallahi yok, bu bizim seçmene uymaz” der. Siyasette farklı dünya görüşlerinin böylesi samimi diyaloglar kurabildiği dönemler de yaşanmıştı.

Siyasi tarihimizin tartışmalı figürlerinden eski Başbakan Nihat Erim ile ilgili de kulislerde yıllarca konuşulan çarpıcı iddialar vardır. 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında partiler üstü başbakan olarak göreve gelen Erim’in, dış ilişkiler ve derin devlet yapılanmaları konusunda bazı çevrelerle temasta olduğu, hatta Encümen-i Dâniş gibi gayriresmî danışma odaklarının telkinleriyle karşılaştığı öne sürülür. İngilizce eğitimi aldığı dönemdeki yabancı eğitmenler üzerinden istihbarat ağlarıyla temas kurulduğuna dair rivayetler dönemin siyasi kulislerinde sıkça tartışılmıştır. Nitekim Erim, Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinden birine tanıklık etmiş ve ne yazık ki 1980 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

Siyasi arenada kendi geçmişiyle çelişen tutumlar sergileyen aktörlerden biri de Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Parti içinde yaşanan derin görüş ayrılıkları bir yana, tarihsel hafıza ile bugünkü söylemler arasındaki tutarsızlıklar dikkat çekicidir. Örneğin, 1970’li yıllarda Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına giden süreçte Meclis aritmetiğinde ve o dönemin siyasi ikliminde belirleyici rol oynayan karar alıcı mekanizmaların karşısında yeterince direnç gösterilememiştir. Ancak bugün aynı siyasi gelenek, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının anmalarında en ön saflarda yer alarak onları birer bağımsızlık sembolü olarak sahiplenmektedir. Benzer şekilde, 1937-1938 Dersim Harekâtı dönemin tek parti iktidarı eliyle yürütülmüşken, günümüzde parti içindeki bazı kanatların bu olay üzerinden yüzleşme ve özeleştiri söylemleri geliştirmesi derin bir tarihsel tezattır. Bir zamanlar baskılara maruz kalarak ülkesini terk etmek zorunda kalan Şair Nâzım Hikmet’in mirasına bugün aynı çevrelerin koşulsuz sahip çıkması da bu siyasi çelişkilerin çarpıcı birer örneğidir.

28 Şubat sürecinin en tartışmalı bürokratlarından eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün açıklamaları da bu bağlamda dikkat çekicidir. Gürüz, 2009 yılında Ergenekon soruşturması sürecinde savcılığa verdiği ifadelerde ve kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerinde, Batı ittifakına ve Amerikan dış politikasıyla uyumlu çizgiye olan bağlılığını açıkça dile getirmiştir. Türk siyasal hayatında genellikle örtülü biçimde savunulan veya “stratejik ortaklık” kavramı arkasına gizlenen bu jeopolitik yönelim, doğrudan ve açık bir ifadeyle telaffuz edildiğinde kamuoyunda ciddi bir şaşkınlık yaratmıştır. Zira Türkiye’de bürokratik elitlerin savunduğu bağımsızlıkçı ilkeler ile fiiliyatta izlenen dışa bağımlı politikalar arasındaki mesafe, böylesi itiraflarla tarihin kaydına girmiştir.

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/tarihten-kayitlar/feed/ 0
Trabzonspor, Denis Dragus ile yollarını ayırdı https://www.medyagoozugazetesi.com/trabzonspor-denis-dragus-ile-yollarini-ayirdi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/trabzonspor-denis-dragus-ile-yollarini-ayirdi/#respond Thu, 03 Sep 2026 20:30:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/trabzonspor-denis-dragus-ile-yollarini-ayirdi/ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, “Şirketimiz ile profesyonel futbolcumuz Denis Mihai Dragus arasındaki 01.07.2024 başlangıç ve 30.06.2028 bitiş tarihli profesyonel futbolcu sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmiştir” denildi.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/trabzonspor-denis-dragus-ile-yollarini-ayirdi/feed/ 0
Koç Metalurji, pay geri alımı yaptı https://www.medyagoozugazetesi.com/koc-metalurji-pay-geri-alimi-yapti/ https://www.medyagoozugazetesi.com/koc-metalurji-pay-geri-alimi-yapti/#respond Thu, 03 Sep 2026 20:15:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/koc-metalurji-pay-geri-alimi-yapti/ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, “Şirketimiz Yönetim Kurulu’nun 26.05.2026 tarihli pay geri alım programı kapsamında; 03.09.2026 tarihinde Borsa İstanbul’da pay başına 3,40 TL fiyattan 1 milyon TL nominal tutarlı, 3,45 TL fiyattan 1 milyon TL nominal tutarlı, 3,50 TL fiyattan 1 milyon TL nominal tutarlı olmak üzere toplam 3 milyon TL nominal tutarlı Koç Metalurji A.Ş. payları geri alınmış olup, şirketimizin sahip olduğu KOCMT payları 17.952.158,84 adet paya ulaşmıştır. (Şirket sermayesine oranı yüzde 0,718) (Bedelsiz sermaye artırımı nedeniyle elde edilen pay miktarı: 8.768.532,84 paydır)” denildi.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/koc-metalurji-pay-geri-alimi-yapti/feed/ 0
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, görüntülerle ilgili soruşturma başlattı https://www.medyagoozugazetesi.com/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-goruntulerle-ilgili-sorusturma-baslatti/ https://www.medyagoozugazetesi.com/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-goruntulerle-ilgili-sorusturma-baslatti/#respond Thu, 03 Sep 2026 20:00:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-goruntulerle-ilgili-sorusturma-baslatti/

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yaptığı basın açıklamasında İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/208 Esas sayılı dosyasının Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen bugünkü duruşması sırasında çekildiği anlaşılan görüntülerin hesaplar üzerinden paylaşıldığının tespit edildiğini bildirdi.

Başsavcılık, kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz şekilde kayda alan ve bunları paylaşarak nakleden kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 286. maddesi kapsamında re’sen soruşturma başlatıldığını açıkladı.

 
 
 

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-goruntulerle-ilgili-sorusturma-baslatti/feed/ 0
Costa: Avrupa öngörülemeyen zorluklara karşı hazırlıklı olmalı https://www.medyagoozugazetesi.com/costa-avrupa-ongorulemeyen-zorluklara-karsi-hazirlikli-olmali/ https://www.medyagoozugazetesi.com/costa-avrupa-ongorulemeyen-zorluklara-karsi-hazirlikli-olmali/#respond Thu, 03 Sep 2026 19:45:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/costa-avrupa-ongorulemeyen-zorluklara-karsi-hazirlikli-olmali/

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Atina’da gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklama yaptı.

Costa, yaz aylarında yaşanan orman yangınları ve doğal afetlerin yanı sıra Orta Doğu’daki savaşın etkileri ile Rusya kaynaklı hibrit saldırıların Avrupa’nın öngörülemeyen zorluklara karşı hazırlıklı olması gerektiğini bir kez daha gösterdiğini belirtti.

Bu nedenle Avrupa Birliği’nin (AB) harekete geçme kapasitesini güçlendirecek uzun vadeli bütçe konusunda bu yıl anlaşmaya varılması gerektiğini ifade eden Costa, görüşmede Yunanistan’ın Akdeniz ve Orta Doğu’ya yönelik stratejik konumu nedeniyle bölgeye ilişkin Miçotakis’in değerlendirmelerini dinlemenin önemli olduğunu kaydetti.

 
 
 

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/costa-avrupa-ongorulemeyen-zorluklara-karsi-hazirlikli-olmali/feed/ 0
Nepal Dışişleri Bakanı afet yardımları için Çin’e teşekkür etti https://www.medyagoozugazetesi.com/nepal-disisleri-bakani-afet-yardimlari-icin-cine-tesekkur-etti/ https://www.medyagoozugazetesi.com/nepal-disisleri-bakani-afet-yardimlari-icin-cine-tesekkur-etti/#respond Thu, 03 Sep 2026 19:30:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/nepal-disisleri-bakani-afet-yardimlari-icin-cine-tesekkur-etti/ Khanal, Çin’in Katmandu Büyükelçisi Zhang Maoming ile görüşmesinde, Çin hükümeti ve halkına bir kez daha geçmiş olsun dileklerini iletmek istediğini belirtti.

Nepal ile Çin’in Himalayaların doğal ekosistemini paylaştığını ve her iki ülkenin de iklim değişikliğinden etkilendiğini ifade eden Khanal, iklim değişikliğiyle mücadelenin uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğu yönündeki Çin’in görüşüne katıldığını vurguladı.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/nepal-disisleri-bakani-afet-yardimlari-icin-cine-tesekkur-etti/feed/ 0
Özvar, Kocaeli Üniversitesi Bilim Parkı’ndaki çalışmaları inceledi https://www.medyagoozugazetesi.com/ozvar-kocaeli-universitesi-bilim-parkindaki-calismalari-inceledi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/ozvar-kocaeli-universitesi-bilim-parkindaki-calismalari-inceledi/#respond Thu, 03 Sep 2026 19:15:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/ozvar-kocaeli-universitesi-bilim-parkindaki-calismalari-inceledi/

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, yaptığı açıklamada Kocaeli Üniversitesi Bilim Parkı’nda gençlerin ortaya koyduğu çalışmaları yerinde incelediklerini belirtti.

Özvar, ulusal ve uluslararası yarışmalara hazırlanan öğrencilerle sohbet ettiğini, öğrencilerin çalışmalarına ilişkin bilgi aldığını ifade etti.

Gençlerin bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalarının ülkenin geleceği açısından değer taşıdığını belirten Özvar, öğrencileri tebrik ederek başarılar diledi.

 
 
 

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/ozvar-kocaeli-universitesi-bilim-parkindaki-calismalari-inceledi/feed/ 0
Bakan Uraloğlu: Samsun’da iki yatırımın temeli atıldı https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-uraloglu-samsunda-iki-yatirimin-temeli-atildi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-uraloglu-samsunda-iki-yatirimin-temeli-atildi/#respond Thu, 03 Sep 2026 19:00:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-uraloglu-samsunda-iki-yatirimin-temeli-atildi/ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaptığı açıklamada Samsun’un ulaşımına yönelik iki önemli yatırımın temelinin atıldığını belirtti.

Uraloğlu, yeni terminal binası ve tramvay hattıyla Samsun’un ulaşım altyapısının daha güçlü, modern ve konforlu hale getirileceğini ifade etti.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-uraloglu-samsunda-iki-yatirimin-temeli-atildi/feed/ 0
Filenin Sultanları, Almanya’yı yenerek yarı finale yükseldi https://www.medyagoozugazetesi.com/filenin-sultanlari-almanyayi-yenerek-yari-finale-yukseldi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/filenin-sultanlari-almanyayi-yenerek-yari-finale-yukseldi/#respond Thu, 03 Sep 2026 18:45:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/filenin-sultanlari-almanyayi-yenerek-yari-finale-yukseldi/ Türkiye Voleybol Federasyonu, Filenin Sultanları’nın CEV Trendyol 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda Almanya’yı 3-1 mağlup ederek yarı finale yükseldiğini açıkladı.

 

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/filenin-sultanlari-almanyayi-yenerek-yari-finale-yukseldi/feed/ 0
Dışişleri Bakanlığı: Rum tarafının iddiaları tarihi gerçekleri çarpıtıyor https://www.medyagoozugazetesi.com/disisleri-bakanligi-rum-tarafinin-iddialari-tarihi-gercekleri-carpitiyor/ https://www.medyagoozugazetesi.com/disisleri-bakanligi-rum-tarafinin-iddialari-tarihi-gercekleri-carpitiyor/#respond Thu, 03 Sep 2026 18:30:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/disisleri-bakanligi-rum-tarafinin-iddialari-tarihi-gercekleri-carpitiyor/ Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun 2027 Avrupa Birliği (AB) bütçesine ilişkin verdiği görüşte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik iddialar içeren bir anıtın inşası için kaynak ayrılmasının tavsiye edildiğini açıkladı.

Bakanlığın açıklamasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile Kıbrıs Türk halkının yok edilmesini engellediği ve Ada’da uzun süredir devam eden barış ortamının sağlanmasına katkıda bulunduğu ifade edildi.

Açıklamada, Rum tarafınca ortaya atılan iddiaların tarihi gerçekleri çarpıttığı ve siyasallaştırıldığı savunuldu.

AB kurumlarının Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sunmak yerine tarafsızlık ve adalet ilkelerinden uzaklaşarak Rum tarafının propagandasına alet olduğu öne sürülen açıklamada, bu yaklaşımın halklar arasındaki güveni daha da zedelediği belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, AB yetkililerine Türkiye’yi hedef alan adımlardan kaçınmaları ve Kıbrıs meselesinde tarafsızlık ile adalet ilkelerine uygun hareket etmeleri çağrısında bulundu.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/disisleri-bakanligi-rum-tarafinin-iddialari-tarihi-gercekleri-carpitiyor/feed/ 0
Zelenski: ABD Başkanının temsilcilerini Kiev’de ağırlamaya hazırız https://www.medyagoozugazetesi.com/zelenski-abd-baskaninin-temsilcilerini-kievde-agirlamaya-haziriz/ https://www.medyagoozugazetesi.com/zelenski-abd-baskaninin-temsilcilerini-kievde-agirlamaya-haziriz/#respond Thu, 03 Sep 2026 18:15:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/zelenski-abd-baskaninin-temsilcilerini-kievde-agirlamaya-haziriz/ Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD Başkanı’nın temsilcileriyle yürütülen müzakerelere ilişkin açıklama yaptı.

Zelenski, ABD Başkanı’nın temsilcileriyle müzakerelerde görev alan ekiple toplantı gerçekleştirdiğini ve taraflar arasında günün 24 saati, haftanın 7 günü iletişim halinde olduklarını belirtti.

Görüşmeler için hazırlıkların sürdüğünü ve toplantılar için ön tarihlerin belirlendiğini aktaran Zelenski, ABD Başkanı’nın temsilcilerini Kiev’de ağırlamayı beklediklerini ifade etti.

Zelenski, temsilcilerin Moskova ve Kiev’de birer görüşme gerçekleştireceklerini doğruladıklarını belirterek, Kiev’deki görüşmenin önümüzdeki günlerde yapılmasını beklediklerini söyledi.

ABD’nin süreçte aktif şekilde yer almaya devam etmesinin önemli olduğunu vurgulayan Zelenski, Ukrayna’da temsilcilerle kapsamlı ve içerikli bir görüşme gerçekleştirmeye hazır olduklarını ifade etti.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/zelenski-abd-baskaninin-temsilcilerini-kievde-agirlamaya-haziriz/feed/ 0
Babacan: Davutoğlu hakkında soruşturma açılması demokratik siyasete müdahaledir https://www.medyagoozugazetesi.com/babacan-davutoglu-hakkinda-sorusturma-acilmasi-demokratik-siyasete-mudahaledir/ https://www.medyagoozugazetesi.com/babacan-davutoglu-hakkinda-sorusturma-acilmasi-demokratik-siyasete-mudahaledir/#respond Thu, 03 Sep 2026 18:00:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/babacan-davutoglu-hakkinda-sorusturma-acilmasi-demokratik-siyasete-mudahaledir/ DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.

Babacan, Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerinde bulunduğunu belirterek, beş yıl önce kamuoyuna yansıyan sözleri nedeniyle bugün soruşturma açılmasını ifade özgürlüğü ve demokratik siyasetin alanına müdahale olarak değerlendirdi.

Davutoğlu’nun hakkında başlatılan soruşturmayı önce basından öğrendiğini belirten Babacan, bunun hukuken kabul edilebilir olmadığını ifade etti.

Siyasetçilerin görevinin konuşmak, eleştirmek ve iktidarın uygulamalarıyla ilgili gördükleri yanlışları gündeme getirmek olduğunu belirten Babacan, iktidarların eleştirilere siyaset içinde yanıt vermesi gerektiğini söyledi.

Babacan, Türkiye’nin siyasi eleştirilerin soruşturmalarla karşılandığı bir yapı yerine farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği, yargının siyasi hesaplaşmalardan uzak ve bağımsız olduğu bir hukuk devletine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle kendisine destek verdiğini açıklayan Babacan, hukukun üstünlüğüne saygı gösteren bir yönetim anlayışı için mücadele etmeyi sürdüreceğini ifade etti.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/babacan-davutoglu-hakkinda-sorusturma-acilmasi-demokratik-siyasete-mudahaledir/feed/ 0
Cassis: AGİT’in rolü Avrupa için hayati önem taşıyor https://www.medyagoozugazetesi.com/cassis-agitin-rolu-avrupa-icin-hayati-onem-tasiyor/ https://www.medyagoozugazetesi.com/cassis-agitin-rolu-avrupa-icin-hayati-onem-tasiyor/#respond Thu, 03 Sep 2026 17:45:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/cassis-agitin-rolu-avrupa-icin-hayati-onem-tasiyor/ İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Bern’de düzenlenen “Cenevre’den Helsinki’ye” konferansında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) kuruluş sürecini ve günümüzdeki rolünü değerlendirdi.

Cassis, Helsinki’nin iş birliğinin her konuda anlaşmayı gerektirmediğini, anlaşmazlıklara rağmen diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.

Avrupa’nın savaş ve güvensizliğin etkisi altında olduğu bir dönemde AGİT’in önemini koruduğunu belirten Cassis, teşkilatın iletişim kanallarını açık tutma, riskleri azaltma ve diplomasi için zemin hazırlama açısından önemli bir işlev üstlendiğini söyledi.

Cassis, İsviçre’nin AGİT dönem başkanlığı kapsamında teşkilatın barış için yeni bir fırsat ortaya çıktığında hazır olmasını sağlamayı amaçladığını belirtti.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/cassis-agitin-rolu-avrupa-icin-hayati-onem-tasiyor/feed/ 0
Tera Yatırım Holding’de bağımsız yönetim kurulu üyesi istifa etti https://www.medyagoozugazetesi.com/tera-yatirim-holdingde-bagimsiz-yonetim-kurulu-uyesi-istifa-etti/ https://www.medyagoozugazetesi.com/tera-yatirim-holdingde-bagimsiz-yonetim-kurulu-uyesi-istifa-etti/#respond Thu, 03 Sep 2026 17:30:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/tera-yatirim-holdingde-bagimsiz-yonetim-kurulu-uyesi-istifa-etti/ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, “Şirketimiz bağımsız yönetim kurulu üyesi Sayın Feyzan ERSİNAN, kendi işlerinin yoğunluğu nedeniyle 03.09.2026 (bugün) tarihi itibarıyla bağımsız yönetim kurulu üyeliği görevinden istifa ettiğini Şirketimize bildirmiştir.Yönetim Kurulumuzun 03.09.2026 tarihli toplantısında; söz konusu istifanın kayda alınmasına ve bu suretle boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 363. maddesi, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği ve ekinde yer alan Kurumsal Yönetim İlkeleri’nde öngörülen bağımsızlık kriterlerini haiz bir adayın tespiti ve atanmasını teminen gerekli çalışmalara başlanmasına karar verilmiştir.Anılan bağımsızlık kriterlerini haiz adayın en kısa sürede belirlenmesini müteakip, Kurumsal Yönetim Tebliği ve ilgili Kurumsal Yönetim İlkeleri kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuruda bulunulacaktır. Tasarruf sahipleri ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadeleri kullanıldı.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/tera-yatirim-holdingde-bagimsiz-yonetim-kurulu-uyesi-istifa-etti/feed/ 0
AG Girişim Holding, Frigo-Pak’ta payını yüzde 15,01’e çıkardı https://www.medyagoozugazetesi.com/ag-girisim-holding-frigo-pakta-payini-yuzde-1501e-cikardi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/ag-girisim-holding-frigo-pakta-payini-yuzde-1501e-cikardi/#respond Thu, 03 Sep 2026 17:15:11 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/ag-girisim-holding-frigo-pakta-payini-yuzde-1501e-cikardi/ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, “Ortağı olduğumuz Frigo-Pak Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (FRIGO) payları ile ilgili olarak 03.09.2026 tarihinde 12.000.000 adet pay 2,43-2,48 TL fiyat aralığından alış işlemi tarafımızca gerçekleştirilmiştir. Bu işlemle birlikte, 03.09.2026 tarihi itibari ile Şirket sermayesindeki sahip olduğumuz pay miktarı 127.565.696 adet, oranı ise yüzde 15,01 olmuştur” ifadeleri kullanıldı.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/ag-girisim-holding-frigo-pakta-payini-yuzde-1501e-cikardi/feed/ 0
Bakan Ersoy, Adıyaman’daki kültür ve turizm çalışmalarını inceledi https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-ersoy-adiyamandaki-kultur-ve-turizm-calismalarini-inceledi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-ersoy-adiyamandaki-kultur-ve-turizm-calismalarini-inceledi/#respond Thu, 03 Sep 2026 17:00:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-ersoy-adiyamandaki-kultur-ve-turizm-calismalarini-inceledi/ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Elazığ ziyaretinin ardından Adıyaman’da çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulundu.

Adıyaman Valiliğini ziyaret eden Ersoy, İl Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Ersoy, toplantının ardından Kommagene Krallığı’nın beş büyük kentinden biri olan Perre Antik Kenti’nde yürütülen kazı ve koruma çalışmalarını yerinde inceledi.

Adıyaman’ın Örenli Mahallesi’nde, kent merkezine yaklaşık 5 kilometre mesafede bulunan Perre Antik Kenti, milattan önce 1. yüzyılda Kommagene Krallığı’nın önemli kentlerinden biri olarak öne çıktı. Kent, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini korudu.

Antik kentte kısmen korunmuş sur duvarları, Roma Dönemi’ne ait ve günümüzde de kullanılan bir çeşme ile kaya mezarları bulunuyor. Yerleşimin bir bölümünün ise günümüzde Örenli Mahallesi’nin altında kaldığı belirtiliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında Perre Antik Kenti’nde yürütülen kazı ve basit onarım çalışmaları için 2025 yılında 5 milyon 800 bin lira ödenek aktarıldı. Antik kentin ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesine yönelik yeni bir çalışma için de süreç başlatıldı.

Ersoy’un Adıyaman programında, 6 Şubat depremlerinde hasar gören ve restorasyonları tamamlanan Merkez Musalla Camii, Besni Kurşunlu Camii ile Abuzer Gaffari Mescidi ve Türbesi de yer aldı. Tarihi yapıların restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden hizmete açılışı gerçekleştirildi.

Restorasyon kapsamında yapıların zemin etütleri yapıldı, radar yöntemiyle duvar taramaları gerçekleştirildi ve taş ile harç analizleri tamamlandı. Hasar gören kubbe ve minareler ile harim bölümleri, son cemaat mahalleri, kurşun kaplamalar, taş kemerler ve duvarlarda onarım çalışmaları yürütüldü.

Kubbe ve minarelerde gerekli bölümlerde kontrollü söküm, yeniden inşa ve onarım işlemleri yapılırken hasarlı taşlarda çürütme ve bütünleme uygulamalarına başvuruldu. Cephe, iç mekan ve tonozlarda ise derz onarımı ve yüzey temizliği gerçekleştirildi.

Çalışmalarla deprem nedeniyle oluşan hasarların giderilmesi, yapıların özgün mimari özelliklerinin korunması ve tarihi eserlerin gelecek nesillere aktarılması amaçlandı.

 

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/bakan-ersoy-adiyamandaki-kultur-ve-turizm-calismalarini-inceledi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sıddık Eraslan için başsağlığı diledi https://www.medyagoozugazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-siddik-eraslan-icin-bassagligi-diledi/ https://www.medyagoozugazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-siddik-eraslan-icin-bassagligi-diledi/#respond Thu, 03 Sep 2026 16:45:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-siddik-eraslan-icin-bassagligi-diledi/ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1994-2009 yılları arasında üç dönem Çekmeköy Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Sıddık Eraslan’ın vefatı dolayısıyla başsağlığı mesajı yayımladı.

Erdoğan, açıklamasında Eraslan’ın vefatını üzüntüyle öğrendiğini belirterek, merhuma Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/cumhurbaskani-erdogan-siddik-eraslan-icin-bassagligi-diledi/feed/ 0
Frigo-Pak’tan geri aldığı paylardan satış https://www.medyagoozugazetesi.com/frigo-paktan-geri-aldigi-paylardan-satis/ https://www.medyagoozugazetesi.com/frigo-paktan-geri-aldigi-paylardan-satis/#respond Thu, 03 Sep 2026 16:30:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/frigo-paktan-geri-aldigi-paylardan-satis/ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından 3 Eylül 2026 tarihinde 17 milyon 18 bin 27 adet Frigo-Pak payı, 2,43 TL – 2,46 TL fiyat aralığından elden çıkarıldı.

Satışı gerçekleştirilen payların toplam maliyetinin 24 milyon 165 bin 598,34 TL olduğu, işlem sonucunda 17 milyon 354 bin 303,21 TL kar elde edildiği bildirildi. Söz konusu karın şirketin işletme sermayesinde kullanılması planlanıyor.

Satış işleminin ardından Frigo-Pak’ın Borsa İstanbul’dan geri aldığı 5 milyon adet kendi payı kaldı. Bu payların şirket sermayesine oranı yüzde 0,6 olarak açıklandı.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/frigo-paktan-geri-aldigi-paylardan-satis/feed/ 0
Dar, OİC Genel Sekreteri Ismail Ould Cheikh Ahmed ile görüştü https://www.medyagoozugazetesi.com/dar-oic-genel-sekreteri-ismail-ould-cheikh-ahmed-ile-gorustu/ https://www.medyagoozugazetesi.com/dar-oic-genel-sekreteri-ismail-ould-cheikh-ahmed-ile-gorustu/#respond Thu, 03 Sep 2026 16:15:07 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/dar-oic-genel-sekreteri-ismail-ould-cheikh-ahmed-ile-gorustu/ Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Senatör Muhammed İshak Dar’ın, mutabakatla seçilen İslam İşbirliği Teşkilatı (OİC) Genel Sekreteri Ismail Ould Cheikh Ahmed ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı.

Bakanlığın açıklamasına göre Dar, Ahmed’i seçilmesi dolayısıyla tebrik ederek Pakistan’ın OİC’ye verdiği özel öneme dikkat çekti. Dar, Ahmed’in Müslüman toplumunun çıkarlarının ilerletilmesine ve Filistin ile Cammu Keşmir dahil ortak endişe oluşturan konuların ele alınmasına önemli katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

Ahmed ise adaylığına verdiği destek dolayısıyla Pakistan’a teşekkür ederek Pakistan’ın OİC içerisindeki önemli rolüne değindi. Ahmed, Pakistan Başbakanı Muhammed Şehbaz Şerif, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Dar ile Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Seyyid Asım Münir’in İran çatışmasının sona erdirilmesindeki çabalarını övdü.

Görüşmede ayrıca Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ele alındı. Ahmed, anlaşmanın bölgesel barış ve güvenlik açısından önemine işaret etti.

Taraflar, OİC’nin Müslüman toplumuna hizmet etmedeki rolünü daha da güçlendirmek amacıyla yakın çalışmayı ve koordinasyonu sürdürme konusunda mutabık kaldı.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/dar-oic-genel-sekreteri-ismail-ould-cheikh-ahmed-ile-gorustu/feed/ 0
Pay piyasasında volatilite bazlı tedbir sistemi https://www.medyagoozugazetesi.com/pay-piyasasinda-volatilite-bazli-tedbir-sistemi-128/ https://www.medyagoozugazetesi.com/pay-piyasasinda-volatilite-bazli-tedbir-sistemi-128/#respond Thu, 03 Sep 2026 16:00:06 +0000 https://www.medyagoozugazetesi.com/pay-piyasasinda-volatilite-bazli-tedbir-sistemi-128/ Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ”Sermaye Piyasası Kurulu kararı uyarınca devreye alınan Volatilite Bazlı Tedbir Sistemi (VBTS) kapsamında GESAN.E, LIDER.E, EUPWR.E, DAGI.E ve MARTI.E payları 04.09.2026 tarihli işlemlerden (seans başından) 02.10.2026 tarihli işlemlere (seans sonuna) kadar açığa satışa ve kredili işlemlere konu edilemeyecektir.” bilgisi paylaşıldı.

Hibya Haber Ajansı

]]>
https://www.medyagoozugazetesi.com/pay-piyasasinda-volatilite-bazli-tedbir-sistemi-128/feed/ 0